Ey cemâl-i dilküşâsı mâh-ı tâbânım Şerif
Şerif adlı sevgili ay gibi parlayan, devrin seçkini ve salınan servi olarak can bahçesine çağrılır. Alın, saç, kaş, bakış ve gülüşler savaşçı ve öldürücü imgelerle yüceltilir. Sevgilinin boyu gümüş servi, yüzü güneş; kavuşma sırrı ise âşıklara kurban bayramıdır. Son kıtada temiz güzellik, vakar, sabırsız âşıkların iniltisi ve soylu atalar adına Ömer’e vefasızlık etmemesi istenir.
Özgün dizeler ve günümüz Türkçesi karşılığı gösteriliyor.
- 1
Ey mâh-ı tâbânım Şerif
Dilsitânım dilberim Şerif
1Ey gönül açan güzelliğiyle parlayan ayım Şerif;
2Gönül alan sevgilim, devrin seçkini Şerif.
- 2
Sahn-ı bâğ-ı câna teşrîf et kadin rencîde kıl
Dilnevâzım sevdiğim Şerif
1Can bahçesinin alanına gel, boyunu zahmete sok;
2Gönül okşayan sevgilim, salınan servim Şerif.
Can bir “bâğ”dır ve sevgiliden onun sahasına teşrif etmesi istenir; iç dünya kabul töreni yapılacak bahçeye dönüşür. “Kadin rencîde kıl” gelişi bedensel zahmet sayarken salınan servi imgesi bu zahmeti zarif harekete çevirir.
- 3
Meh cebînim zülf-i pürçînim kemendim sevdiğim
Gamzekârım efendim sevdiğim
1Ay alınlım, kıvrım kıvrım saçlım, kemendim sevgilim;
2Gamzeli, kan dökücü gözlü efendim sevgilim.
Alın ay, saç “pürçîn” ve kemenddir; güzelliğin aydınlık bölümüyle bağlayıcı karanlık bölümü yan yana gelir. Gamze ve “çeşm-i hunhâr” sevgi bakışını kan dökücü kuvvete taşır, “efendim” hitabı âşığın bu tehlikeye isteyerek boyun eğdiğini gösterir.
- 4
Şehsüvârım nâzenînim şehlevendim sevdiğim
Ey nigâhı âfet-i akl-ı perîşânım Şerif
1Yiğit binicim, nazlım, gösterişli sevgilim;
2Ey bakışı dağınık aklımın felaketi Şerif.
“Şehsüvâr” sevgiliyi meydanın seçkin binicisi, “şehlevend” gösterişli yiğidi yapar; nazlılık güçsüzlük değildir. Bakışın akl-ı perişanın afeti oluşu, zaten dağılmış zihne son darbeyi yine sevgilinin gözünden getirir.
- 5
Bir gümüşten serv-i zîbâdır
Mâh-ı nevdir kaşların hurşîd-i enver tal’atin
1Boyunun fidanı gümüşten güzel bir servidir;
2Kaşların yeni ay, yüzün parlak güneştir.
Boy fidanı gümüşten servi olarak hem renk hem diklik kazanır. Kaşın yeni ay, yüzün aydınlık güneş sayılması aynı bedende gece ile gündüz ışıklarını toplar; sevgilinin çehresi tek bir gök vaktine sığmaz.
- 6
Îd-i adhâdır dil-i uşşâka râz-ı vuslatın
Ana kurbân et beni lûtf eyle sultânım Şerif
1Kavuşma sırrın âşıkların gönlüne kurban bayramıdır;
2Ona kurban et beni, lütfet sultanım Şerif.
Vuslat “râz” diye saklı, fakat âşıklar için “Îd-i adhâ” kadar büyük bayramdır. Kurban Bayramı benzetmesi hemen sonraki “beni kurban et” talebini hazırlar; kavuşmanın sevinci konuşanın kendini feda etmesiyle birlikte düşünülür.
- 7
Mûmiyânın hançerin hûnî gözün bakışların
Tarz u etvârın hirâmın
1İnce belin, hançerin ve kanlı gözünün bakışları;
2Tarzın, tavrın, salınışın ve nazlı hareketlerin.
İnce bel, hançer ve kanlı göz aynı tamlamada zarafet ile yaralamayı birleştirir. İkinci dize fiziksel parçalardan davranışa geçer; tarz, tavır, salınış ve cünbüş sevgilinin etkisini sabit güzellikten sahnelenen harekete dönüştürür.
- 8
Eyler uşşâkı helâk tab’-ı selim gülüşlerin
Âlemi etti esîr ey Şerif
1Yumuşak yaradılışlı gülüşlerin âşıkları öldürür;
2Ey güzeller şahım, bütün âlemi esir etti.
“Tab’-ı selim gülüşler” yumuşak ve düzgün görünürken âşıkları helak eder; şiirin en keskin karşıtlığı budur. Âlemin esir olması bireysel yaralanmayı evrenselleştirir ve Şerif’i “şâh-ı hûbân” makamına çıkarır.
- 9
Hüsn-i pâkinde olan resm-i vekarın aşkına
Nâle-i uşşâk-ı bîsabr ü karârın aşkına
1Temiz güzelliğindeki vakar biçiminin aşkına;
2Sabırsız ve kararsız âşıkların iniltisi aşkına.
Son yakarış güzelliğin yalnız suretine değil içindeki “resm-i vekar”a dayanır. Sabır ve karardan yoksun âşıkların nâlesi aracı kılınır; konuşan kendi isteğini toplu âşık sesinin ahlaki ağırlığıyla güçlendirmeye çalışır.
- 10
Bî vefâlık etme ecdâd-ı kibârın aşkına
Bu Ömer bîçârene rahmeyle gel cânım Şerif
1Büyük atalarının aşkına vefasızlık etme;
2Bu zavallı Ömer’e acı, gel canım Şerif.
Ecdad-ı kibârın anılması vefayı kişisel iyilikten soylu miras yükümlülüğüne çevirir. Mahlaslı dizede “bîçâre” Ömer doğrudan rahmet ister; uzun övgü dizisi sonunda talep sade bir “gel” çağrısına ve merhamet beklentisine iner.
Metnin kaynağı
Ergun 1936 No.327 gövdesinde “Bu Ömer bîçârene rahmeyle gel cânım Şerif” mahlası görünür.
Atıf kanıtını aç ↗Kaynak sürümü ergun1936-n327-4D7B42561C45. Sadeddin Nüzhet Ergun, Âşık Ömer: Hayatı ve Şiirleri (1936), şiir No.327, PDF 265–266; 10 iki dizelik birim/20 dize. Tarama yeniden dağıtılmadı.
Kaynak sayfasını aç ↗Günümüz Türkçesi ve yorumlar Dizegâh editoryası tarafından hazırlanmıştır.
Şerif adı her iki dizede nidâyı kişisel bir portreye bağlar; “cemâl-i dilküşâ” güzelliği yalnız görülür değil gönül açar kılar. Ay parlaklığı ile “mümtâz-ı devrân” sözü birleşince sevgili hem göksel hem çağdaşları arasında seçkinleşir.