Ey Dilâ Akl Adın Anıp Gidenler
Şiir aşk şarabını içenin akıldan dönüp sonsuz sarhoş kalmasını, akıllının ise iyiliği adından kalan nişana çevirmesini karşılaştırır. Zaman gönül şehrini yıkar; Âşık Ömer servi boylu sevgilinin naz ve cefasıyla mahzun olur.
Özgün dizeler ve günümüz Türkçesi karşılığı gösteriliyor.
- 1
Ey dilâ akl adın anıp gidenler
-i câm-ı aşkı nûşedenler
Gitti uslanmadı dîvâne kaldı
Ebed ayılmadı kaldı
1Ey gönül, aklın adını anıp gidenler,
2Aşk kadehinin yudumunu içenler,
3Gitti; uslanmadı, divane kaldı.
4Sonsuza dek ayılmadı, sarhoş kaldı.
- 2
Âkil olan akıl sözün tuttular
İylikle cihânı gör terkettiler
Yamana yahşiye iylik ettiler
İyliği nâmına nişâne kaldı
1Akıllı olanlar aklın sözünü tuttular.
2İyilikle dünyayı görüp terk ettiler.
3Kötüye de iyiye de iyilik ettiler.
4İyilikleri adlarına bir nişan olarak kaldı.
Akıllılar aklın öğüdünü tutup dünyayı iyilikle terk eder; iyiliklerini dost-düşman ayrımı yapmadan dağıtırlar. Ölümden veya ayrılıştan sonra kişiden kalan nişan servet değil, adıyla birlikte anılan bu davranış olur.
- 3
Anca çektim rûzigârın kahrini
Hem harâbe verdi gönül şehrini
Nûş eyledim zehrini
Şâzılık olmadı vîrâne kaldı
1Zamanın kahrını öylesine çok çektim ki
2Gönül şehrini de harabeye çevirdi.
3Onun zehrini kâse kâse içtim.
4Sevinç olmadı; geriye virane kaldı.
Zamanın kahrı gönül şehrini yıkar; konuşan bu yıkımın zehrini kâse kâse, yani tekrarlanarak içer. Sonuçta sevinç kurulmaz ve şehir virane kalır; içmek burada haz değil acıyı bilinçli biçimde tüketme eylemidir.
- 4
Arzı hüsneylese bir servi kamet
eylemektir âşıka âdet
Sever gönül elde değil adâvet
Nâz etmek ol kaşı kemane kaldı
1Servi boylu sevgili güzelliğini sunsa,
2Âşığın âdeti niyaz etmektir.
3Gönül sever; düşmanlık elde değildir.
4Naz etmek o yay kaşlı sevgiliye kaldı.
Servi boylu sevgili güzelliğini gösterdiğinde âşığın karşılığı niyazdır; gönlün sevmesi iradeyle durdurulamaz. Düşmanlık elde olmadığı gibi naz da âşığın denetiminde değildir, yay kaşlı sevgilinin seçtiği tavır olarak kalır.
- 5
Der ki Âşık Ömer hâtırım mahzun
Hiddetinde bir yer komadı memnu
Şümârı cevr ile hâlim
Leyli’ye cefası bahâne kaldı
1Âşık Ömer der ki: gönlüm mahzun.
2Öfkesi bende hoşnut kalmış bir yer bırakmadı.
3Cefanın hesabıyla hâlim değişti.
4Leyla’ya edilen cefa yalnız bahane olarak kaldı [özne belirtilmiyor].
Mahlaslı bölüm Ömer’in mahzunluğunu sevgilinin öfkesiyle açıklar. ‘Şümâr’ sayma ve hesap yüzeyidir; kaynakta ‘sayısız’ anlamını kuracak bir ön unsur bulunmaz. Cefa hesabı hâli değiştirir, son dizede Leyla’ya cefa eden özne ise belirtilmediğinden aktarım edilgen tutulur.
Metnin kaynağı
Âşık Ömer kimliği basılı kaynaktaki görünür yüzey ve kamu otoritesi kaydına bağlandı.
Atıf kanıtını aç ↗Ergun 1936, No. 50; tarama s. 134–135; 5 birim/20 dize. Kayıt kaynakta “Ey dilâ akl adın anıp gidenler” ile başlar, “Leyli’ye cefası bahâne kaldı” ile biter; hemen ardından gelen kayıt “Dünüm kadir günüm bayram olurdu” dizesiyle açılır. Dizeler kaynağından korundu. Sessiz kaynak düzeltmesi yapılmadı. Başlık/imza parateksti gövdeye katılmadı; kapalı yüzeylerde tahmin yapılmadı. Günümüz Türkçesi ve yorumlar Dizegâh editoryasınca hazırlandı.
Kaynak sayfasını aç ↗Günümüz Türkçesi ve yorumlar Dizegâh editoryası tarafından hazırlanmıştır.Bir hata mı var? Bildirin
Sırada ne var?
Ey gonca varup sünbül-i reyhâne öpülmeÂşık Ömer · Gazel/koşma; kaynak düzeni korunmuştur.→
Aşk kadehinden bir yudum içen kişi aklı yalnız adıyla anar; gerçekte uslanmadan gider ve sonsuz sarhoşlukta kalır. Divanelik geçici taşkınlık değil ayılmanın artık mümkün olmadığı kalıcı bir bilinç hâlidir.