Bu Âlemde Sohbet Kalmadı
Âşık Ömer sevgi, eski âdet, sanat ve irfanın çekildiği bir dünyadan yakınır. Parasızlığın her kapıyı kapattığını, cahillerin yükselip olgun kişilerin sıkıntıda kaldığını söyler; kişisel aşk ve yoksunluk acısını çağının toplumsal eleştirisiyle birleştirir.
Özgün dizeler ve günümüz Türkçesi karşılığı gösteriliyor.
- 1
Ey dilâ bu âlemin sahnında sohbet kalmadı
Kalmadı halkın arasında mahabbet kalmadı
1Ey gönül, bu âlemin meydanında sohbet kalmadı.
2İnsanlar arasında sevgi kalmadı.
- 2
Kalmadı işlenmedik dünyâda kalmadı
Kalmadı seyr eyle hiç bir eski âdet kalmadı
1Dünyada işlenmedik yenilik ve bozuk âdet kalmadı.
2Bak, eski geleneklerin hiçbiri kalmadı.
İşlenmedik bidat kalmaması değişimin çokluğunu, eski âdetin kalmaması ise sürekliliğin kopuşunu anlatır. Şair her yeniliği ilerleme saymaz; ölçüsüz dönüşümün ortak hafızayı silmesine yas tutar.
- 3
Kalmadı bir meyvenin dadında lezzet kalmad
Kalmadı nâehle düştü ehl-i san’at kalmadı
1Bir meyvenin tadında bile lezzet kalmadı.
2Sanat ehli olmayana düştü; gerçek sanatçı kalmadı.
Meyvenin tadını yitirmesi bozulmayı gündelik duyuma kadar indirir. Sanatın ehil olmayan ellere düşmesi de aynı tatsızlığın kültürel karşılığıdır; görünüş sürse bile ustalık ve gerçek lezzet çekilmiştir.
- 4
Kalmadı âlemde bir habbe bulunmaz
her ne murâd etsen alınmaz
1Âlemde parasız bulunacak tek bir şey kalmadı.
2Paran yoksa istediğin hiçbir şeyi alamazsın.
Para olmadan tek bir habbenin bile bulunmaması, alışverişin bütün hayatı kuşattığını gösterir. İsteklerin gerçekleşmesi değer ya da ihtiyaçla değil yalnız ödeme gücüyle ölçülür.
- 5
her yerde dür kadrin bilinmez
yanınca bir servi salınmaz
1Paran yoksa hiçbir yerde değerin bilinmez.
2Paran yoksa yanında bir servi boylu güzel bile yürümez.
Parasızın değerinin bilinmemesi ekonomik yoksunluğu toplumsal görünmezliğe çevirir. Servi boylu güzelin yanında yürümemesi, aşk ilişkisinin bile maddi güce bağlandığını söyleyen acı bir örnektir.
- 6
olınmaz dilde minnet kalmadı
Kalmadı bil mekteb-i irfâna hizmet kalmadı
1Paran yoksa makam elde edilmez; gönüllü iyilik kalmadı.
2Bil ki irfan okuluna hizmet kalmadı.
Makamın parayla elde edilmesi ve gönüllü iyiliğin kaybı kurumla vicdanı aynı anda bozar. İrfan okuluna hizmet kalmaması, bilginin de bu çıkar düzeni içinde koruyucu ve yetiştirici işlevini yitirdiğini belirtir.
- 7
Kalmadı gitti elimde ihtiyârım bilmedim
Bilmedim terk eyledim nâ.mûs ü ârım bilmedin
1Elimdeki iradem gitti; nasıl olduğunu anlamadım.
2Namusumu ve utanma duygumu terk ettim; fark etmedim.
İradenin elden gitmesi anlatıcının kendi çözülüşünü başlatır. ‘Bilmedim’ tekrarı, kaybın bir anda değil fark edilmeden gerçekleştiğini; kişinin ancak geriye baktığında kendine hükmedemez hâle geldiğini gösterir.
- 8
Bilmedim yağmaya verdim elde varım bilmediı
Bilmedim sehvıle geçti rûzigâıım bilmedim
1Elimde ne varsa yağmaya verdim; anlayamadım.
2Ömrüm yanlışlıkla geçip gitti; bunu bilemedim.
Anlatıcı elindeki bütün varlığı yağmaya verdiğini ancak sonradan fark eder; hemen ardından ömrünün bir yanılgı içinde geçip gittiğini söyler. Mal kaybı ile geri alınamayacak zaman kaybı aynı bilgisizlikte birleşir.
- 9
Bilmedim sevdâ-yi aşktan özge hâlet kalmadı
Kalmadı aslâ tenimde istirâhat kalmadı
1Aşk sevdasından başka hiçbir hâlim kalmadı.
2Bedenimde hiç dinlenme kalmadı.
Aşk sevdasından başka bir hâlin kalmaması, bütün duyguların tek tutkuda toplanmasıdır. Bedende dinlenmenin bütünüyle tükenmesi ise bu yoğunlaşmanın yalnız zihinsel değil fiziksel bir bedel doğurduğunu gösterir.
- 10
Kalmadı âlem kibârı ki kabâda bilmiş ol
Bilmiş ol ki gittiler anlar pîyâde bilmiş ol
1Âlemin büyükleri artık gösterişli kaftanlarda değildir; bilmiş ol.
2Bil ki onlar gittiler, yaya kaldılar.
Âlemin gerçek büyüklerinin artık gösterişli kaftanlarda görünmediği, onların yaya hâle geldiği söylenir. Dış görünüş ve makamla hakiki büyüklük arasındaki bağ kopmuş; değer sahipleri ihtişamdan uzaklaşmıştır.
- 11
Bilmiş oi câhilleri sadr ı gınâda bilmiş ol
Bilmiş ol kamilleri rene ü anada bilmiş ol
1Cahilleri zenginlik makamının başköşesinde gör; bilmiş ol.
2Olgun kişileri sıkıntı ve dert içinde gör; bilmiş ol.
Cahillerin zenginlik makamının başköşesine yerleşmesiyle olgun kişiler sıkıntı ve keder içinde bırakılır. Israrlı “bilmiş ol” hitabı, çağın tersine dönmüş değer düzenini okurun gözünden kaçırmamasını ister.
- 12
Bilmiş ol çektim Ömer âlemde mibnet kalmadı
Kalmadı başımda kopmadık kıyâmet kalmadı
1Ey Ömer, dünyada çektim; artık çekilmedik sıkıntı kalmadı.
2Başımda kopmadık kıyamet kalmadı.
Ömer dünyada çekilmedik sıkıntı bırakmadığını söyler; başında kopmadık kıyamet kalmaması her felaket biçimini yaşadığı anlamına gelir. Son birim toplumsal bozulmayı şairin kişisel ve sürekli sarsıntısıyla kapatır.
Metnin kaynağı
Âşık Ömer isnadı kaynak başlığı, basılı numara ve görünür mahlasla bağlandı: Visible Ömer/Âşık Ömer in frozen historical body; comprehensive audit confirms attribution.
Atıf kanıtını aç ↗Sadeddin Nüzhet Ergun’un 1936 Âşık Ömer baskısı; basılı No. 623; 12 birim/24 dize. Özgün yüzey korunmuş, kapalı basılı biçimlerde tahmin yapılmamıştır.
Kaynak sayfasını aç ↗Günümüz Türkçesi ve yorumlar Dizegâh editoryası tarafından hazırlanmıştır.Bir hata mı var? Bildirin
Sırada ne var?
Ey dilâ fehm eyle Hak’kın sun’-i ferdâniyyetinÂşık Ömer · Şiir→
Sohbet ve sevginin birlikte kaybı, insanlar arasındaki ilişkinin hem sözünü hem duygusunu kurutur. Âlemin ‘sahne’ oluşu herkesin görünür olduğu bir yer düşündürür; kalabalık vardır ama gerçek yakınlık yoktur.