DDizegâhDijital şiir arşivi
Şiirler/Âşık Ömer/Ey dirîga kim yine aldı beni cezb-i hevâ
Şiir · 17. yüzyıl

Ey dirîga kim yine aldı beni cezb-i hevâ

Dünya dışı şeylerden vazgeçmişken hevanın çekimi konuşanı yeniden çok cefalı bir güzele bağlar. Aşk ateşi aklı ve iradeyi alır; ceylan göz avlar, saç tuzağı gönül kuşunu bırakmaz. Şarap, mum-pervane ve ay yüz imgeleriyle sarhoşluk büyür; sevgilinin kâkül ve gamzesi âşıkları avlamak için hazırlanır. Köşeli ayraçlı Ömer mahlası korunur ve gönül belaların başı sayılır.

Özgün dizeler ve günümüz Türkçesi karşılığı gösteriliyor.

  1. 1

    Ey dirîga kim yine aldı beni

    Yine çeşmim kıldı pür tâ serteser

    1Yazık, hevanın çekimi beni yine aldı;

    2Gözüm yine baştan başa “nakş-ı sivâ” ile doldu [terim kapalı].

    “Cezb-i hevâ” konuşanı iradesi dışında çeken arzu kuvvetidir; “yine” eski mücadeleye dönüşü bildirir. Gözün “pür” olması ve “serteser” bütünüyle dolmayı anlatır, fakat “nakş-ı sivâ”nın tam olarak hangi dış sureti gösterdiği kapalı tutulur.

  2. 2

    El çeküp vazgelmiş iken cümleden ben bîvefâ

    Yenile bir cevri çok dildâre oldum mübtelâ

    1Ey vefasız, ben her şeyden el çekip vazgeçmişken;

    2Yeniden cefası çok bir sevgiliye tutuldum.

    Konuşan önce “cümleden” el çekmiş, yani bütün bağları bırakmıştır; buna rağmen yeniden bir dilbere müptela olur. “Yenile” geri dönüşün tazeliğini, “cevri çok” yeni ilişkinin daha baştan bilinen bedelini verir; vazgeçiş arzunun çekimine dayanamaz.

  3. 3

    Âteş-i aşk ile zâlim yaktı nâr etti beni

    Gitti akl u ihtiyârım etti beni

    1Zalim beni aşk ateşiyle yaktı, ateşe çevirdi;

    2Aklım ve iradem gitti, beni kararsız etti.

    Aşkın ateşi yalnız yakmaz, konuşanı bütünüyle “nâr” eder; beden ateşin nesnesinden maddesine dönüşür. Aklın yanında “ihtiyâr”ın da gitmesi düşünme ve seçme yetilerini birlikte siler, “bîkarâr” sözü sonucu sürekli huzursuzluk yapar.

  4. 4

    Bir bakışta çeşm-i âhûsu şikâr etti beni

    ne mümkin mürg-i dil âzâd ola

    1Ceylan gözü bir bakışta beni avladı;

    2Saçının tuzağından gönül kuşunun kurtulması mümkün mü?

    Ceylan gözü bir tek bakışta avcı gibi “şikâr” eder; av sahnesi bedenin gözünden başlar. Zülf “dâm”, gönül de “mürg” olduğunda saçın kıvrımları kuş kapanına dönüşür; soru biçimi özgürlüğün imkânsızlığını önceden kabul eder.

  5. 5

    nûş ideli mestânesi oldum anın

    Şem’ine yanmaktayım pervânesi oldum anın

    1Onun yudumunu içeli sarhoşu oldum;

    2Mumunda yanıyorum, onun pervanesi oldum.

    Bir “cür’a”, yani tek yudum konuşanı sevgilinin mestanesi yapmaya yeter. Aynı bağlılık mum ve pervane sahnesine geçer: sevgili ışık kaynağı, konuşan çevresinde yanmayı sürdüren böcektir; içme sarhoşluğu yanma tutkusuyla birleşir.

  6. 6

    Mah cemâlin göreli dîvânesi oldum anın

    aya benzer ruhi al çeşmi elâ

    1Ay yüzünü göreli onun divanesi oldum;

    2Ay alınlı, yüzü al, gözü ela.

    Ay yüzü görmek divaneliğin başlangıcıdır; görsel temas birimde doğrudan zihinsel dönüşüm üretir. “Mehcebîn”, al yüz ve ela göz portreyi ışık, renk ve bakış olarak üçe ayırır; kısa sıralama önceki uzun sarhoşluk açıklamasını yüz ayrıntılarında toplar.

  7. 7

    Âşıkı seydetmeğe kâküllerin

    Gamzeleri mübtelânın kasdına kîn eylemiş

    1Kâküllerini âşığı avlamak için kıvrımlı etmiş;

    2Yan bakışlarını tutkunlara kastetmek için kinli etmiş.

    Kâküllerin “çîn” edilmesi kıvrımın doğal değil av için hazırlanmış olduğunu ileri sürer. Gamzeler de müptelalara “kîn” besler; saç tuzak, yan bakış düşman olduğunda güzellik süs olmaktan çıkıp tasarlanmış saldırı düzenine dönüşür.

  8. 8

    Hüsnünü ol mehlika tâvus gibi zîn eylemiş

    Halkı âşık kılmak içün kendüye virmiş cilâ

    1O ay yüzlü güzelliğini tavus gibi süslemiş;

    2Halkı kendine âşık etmek için kendine parlaklık vermiş.

    Ay yüzlü sevgili güzelliğini “tâvus gibi” süsler; kuşun gösterişli tüyleri cilalı beden imgesine taşınır. “Halkı âşık kılmak” bu süslemenin açık amacı sayılır, “kendüye virmiş cilâ” da sevgilinin kendi görüntüsünü etkin biçimde parlatmasını söyler.

  9. 9

    Der ki bu Âşık [Ö]mer dil nice ma’nîler saçar

    Her bilüp bilmediği hercâyiye zârın açar

    1Bu Âşık [Ö]mer der: ‘dil’ nice anlamlar saçar [dil/gönül/söyleyiş açık];

    2Bildiği bilmediği her uçarı kişiye inleyişini açar.

    Mahlastaki eksik Ö harfi köşeli ayraçla görünür tamamlanır. Kaynak “dil nice ma’nîler saçar” der; “dil” burada organ, gönül veya söyleyiş alanlarına açılabildiği için tek anlama çevrilmez. İkinci dize bu çoğul anlamları ve inleyişi bildik bilmedik her hercaiye açma davranışını eleştirir.

  10. 10

    Ne cefâsından hazer eyler ne cevrinden kaçar

    Bu gönül dedikleri başa

    1Ne cefasından sakınır ne eziyetinden kaçar;

    2Bu gönül dedikleri başa bela içinde beladır.

    Gönül ne cefadan “hazer” eder ne cevr karşısında kaçar; acıdan sakınma mekanizması çalışmaz. “Belâ ender belâ” Farsça iç içelikle belanın içinde başka bela kurar, gönlü yalnız sorun değil başa gelen bütün sorunların merkezi ilan eder.

Kavram sözlüğü (8) ↓
Kaynak

Metnin kaynağı

Aidiyet doğrulandı

Ergun 1936 No.298 gövdesinde “Der ki bu Âşık [Ö]mer dil nice ma’nîler saçar” mahlası görünür.

Atıf kanıtını aç ↗

Kaynak sürümü ergun1936-n298-FADFAE14277E. Sadeddin Nüzhet Ergun, Âşık Ömer: Hayatı ve Şiirleri (1936), şiir No.298, PDF 246; 10 iki dizelik birim/20 dize. Kaynak aparatı: dize 17 [Ö]mer: Basılı yüzeyde Ö harfi baskı kusuruyla eksik/silik; tamamlanan harf köşeli ayraçla görünür tutuldu. Tarama yeniden dağıtılmadı.

Kaynak sayfasını aç ↗Günümüz Türkçesi ve yorumlar Dizegâh editoryası tarafından hazırlanmıştır.
Bir hata mı var? Bildirin

Yanlış bir dize, hatalı bir çeviri ya da eksik bir kaynak gördüyseniz yazın. Metni doğrulayıp düzeltiyoruz.

Okumaya devam edin

Sırada ne var?

Sonraki şiirEy dişleri dür lepleri mercan ağa yollumÂşık Ömer · Şiir

Kavram sözlüğü

8 kavram bulundu.

cezb-i hevâ

Arzunun çekimi.

nakş-ı sivâ

Allah dışındaki suret/iz çağrışımlı kapalı tamlama.

bîkarâr

Kararsız ve huzursuz.

dâm-ı zülfünden

Saçının tuzağından.

cür’asın

Bir yudumunu.

mehcebîni

Ay alınlı.

çîn eylemiş

Kıvrımlı etmiş.

belâ ender belâ

Bela içinde bela.