Ey gönül bu gözlerimden dereler akmaktadır
Gözlerden dereler halinde akan yaş, damla damla ve köşe köşe çoğalırken hasret ateşi göğsü yakar. Devrin yemeğe kattığı mihnet zehri, feleğin ömrü iplik iplik silmesi ve insanların ekmek için şehir şehir dolaşması sıralı tekrarlarla anlatılır. Sırrı açmama öğüdü sonunda Ömer’e sözlerini hayattayken cilt cilt kitap etme çağrısı yapılır.
Özgün dizeler ve günümüz Türkçesi karşılığı gösteriliyor.
- 1
Ey gönül bu gözlerimden dereler akmaktadır
dâne dâne gûşe gûşe âb âb
1Ey gönül, gözlerimden dereler akmaktadır;
2Damla damla, tane tane, köşe köşe, su su.
- 2
her mahal bu sînemi yakmaktadır
Sîne sîne döne döne semt semt ü bâb bâb
1Hasret ateşi her yerde bu göğsümü yakmaktadır;
2Göğüs göğüs, döne döne, semt semt ve kapı kapı.
Hasret “nâr”dır ve göğsü yalnız bir noktada değil “her mahal” yakar. Ardışık “sîne”, “semt” ve “bâb” tekrarları beden parçasından şehir yönüne ve kapıya genişler; ateş konuşanın içinden dış dünyanın bütün yönlerine yayılır.
- 3
Ey dirîga kimse bakmaz oldu asla yaşıma
Gör ne geldi dahi neler gelse gerek başıma
1Yazık, artık hiç kimse gözyaşıma bakmaz oldu;
2Gör, başıma ne geldi ve daha neler gelecek.
“Kimse bakmaz oldu” gözyaşının tanıksız kalışını söyler; acı sürerken toplumsal ilgi tükenmiştir. “Neler gelse gerek” geçmiş felaketi gelecekteki belirsiz dertlerle çoğaltır, başa gelen ile henüz gelmeyeni aynı korku çizgisinde tutar.
- 4
devran katıptur aşıma
Ölçe ölçe kâse kâse tâs tâs u kab kab
1Devir, mihnet yılanının zehrini aşıma katmıştır;
2Ölçe ölçe, kâse kâse, tas tas ve kap kap.
Devir yemeğe “zehr-i mâr-ı mihnet” katar; sıkıntı zehirli yılanın maddesi olur ve günlük besine karışır. Ölçek, kâse, tas ve kap tekrarları bu zehrin rastgele değil ölçülüp farklı kaplarla sürekli sunulduğunu düşündürür.
- 5
gezdim bu dehrin bilmedim ahvâlini
Âh ü vâh ile geçirdim ömrümün visâlini
1Bu dünyayı dolaşıp gezdim, hâlini anlayamadım;
2Ömrümün kavuşma vaktini ah ve vah ile geçirdim.
Konuşan dehri “geşt” edip dolaşsa da ahvalini bilemez; deneyim bilgiyi garanti etmez. “Ömrümün visâlini” basılı tamlaması kavuşma zamanını çağrıştırır, fakat ah ve vahla geçirilmesi vuslatın yaşanıp yaşanmadığını açık bırakır.
- 6
silmededir ömrümün
Çeke çeke dize dize tel tel u sâb sâb
1Dönen felek ömrümün “konkal”ini silmektedir [terim kapalı];
2Çeke çeke, dize dize, tel tel ve “sâb sâb” [terim kapalı].
“Çarh-ı gerdûn” dönerken ömrün “konkal”ini siler; bu olağandışı basılı terim tahminle başka kelimeye çevrilmez. Çekme, dizme ve tel tekrarları ipliksi çözülüş izlenimi verir, “sâb sâb” ise anlamı kapalı ritmik son parça olarak korunur.
- 7
Çektiği zahmet kiminin bir nizâm-ı hâl içün
Bir elem gelmez kiminin gönlüne isyân içün
1Kiminin çektiği zahmet, hâline düzen vermek içindir;
2Kiminin gönlüne isyan için bir acı gelmez.
Kimi insanın zahmeti “nizâm-ı hâl” içindir; çile geleceği düzene koyma amacı taşır. Buna karşı kiminin gönlüne isyan sebebiyle bile elem gelmemesi eşitsiz dağılımı gösterir, aynı dünyada yükün kişiden kişiye değiştiğini bildirir.
- 8
Gezdirir dünyâda bahtı kimini
Dâğ dâğ u şehr şehr ü yer yer ü bâb bâb
1Talih kimini dünyada bir ekmek için gezdirir;
2Dağ dağ, şehir şehir, yer yer ve kapı kapı.
“Bir nân” geçim için gereken en küçük somut hedef, insanı dünyada dolaştırmaya yeter. Dağ, şehir, yer ve kapı tekrarları yolculuğu coğrafyadan eve kadar katmanlandırır; talih kişiyi ekmek uğruna her ölçekte gezdiren faildir.
- 9
Açma râzın kimseye ger olmak istersen esen
Açar isen çâre nedir çâre dâim aç dehen
1Esen olmak istersen sırrını kimseye açma;
2Açarsan çare nedir? Çare daima ağız açmak [dizim paradoksal].
Sırrı açmamak esenlik şartı olarak verilir; mahremiyet can güvenliğiyle birleşir. İkinci dize “açar isen”den “aç dehen”e dönerek açmanın çaresi yine ağız açmakmış gibi paradoks kurar; bu kapalı öğüt düz bir susma buyruğuna indirgenmez.
- 10
Bir kitab et ey Ömer bu sözlerini sağ iken
Cild cild ü harf harf ü bâb bâb
1Ey Ömer, hayattayken bu sözlerini bir kitap et;
2Cilt cilt, cüz cüz, harf harf ve bölüm bölüm.
Ömer’e yönelen son çağrı sözleri hayattayken “bir kitab” etmektir; geçici ses kalıcı yazıya çevrilir. Cilt, cüz, harf ve bâb sıralaması bütünden en küçük işarete ve yeniden bölüme gider, şiirin tekrar tekniğini kitap mimarisine taşır.
Metnin kaynağı
Ergun 1936 No.300 gövdesinde “Bir kitab et ey Ömer bu sözlerini sağ iken” mahlası görünür.
Atıf kanıtını aç ↗Kaynak sürümü ergun1936-n300-86C0B027A854. Sadeddin Nüzhet Ergun, Âşık Ömer: Hayatı ve Şiirleri (1936), şiir No.300, PDF 247–248; 10 iki dizelik birim/20 dize. Tarama yeniden dağıtılmadı.
Kaynak sayfasını aç ↗Günümüz Türkçesi ve yorumlar Dizegâh editoryası tarafından hazırlanmıştır.Bir hata mı var? Bildirin
Sırada ne var?
Ey gönül deryâ-yi aşka dalmağa şübhen mi varÂşık Ömer · Şiir→
Gözyaşı tek akıntı değil “dereler”dir; çoğul su yolu acının miktarını büyütür. İkinci dizedeki “katre katre / dâne dâne / gûşe gûşe” tekrarları damladan köşeye ilerler, “âb âb” suyu hem madde hem ritim olarak parçalar.