Ey gönül insâfa gel dünyâya bak ta ibret al
Gönül dünyaya ve en aşağıdakine bakarak ibrete çağrılır; göğe yükselse de son yerinin toprak altı olduğu hatırlatılır. Gözyaşı ve inlemeyle süren emek içinde Mecnun ile “gayret-i Leylâ” anılır; tamlamanın fail ve amaç bağı açık tutulur. Güneşin akşamlanması ve denizin rüzgârla dalgalanması faniliği gösterir. Kol gücüne güvenilmemesi; Rüstem ve Hamza’nın sonundan ders alınması istenir. Ömer’e yabancılar yerine yârla yakınlık kurması öğütlenir.
Özgün dizeler ve günümüz Türkçesi karşılığı gösteriliyor.
- 1
Ey gönül dünyâya bak ta ibret al
Bayma eyle nazar bak ta ibret al
1Ey gönül, insafa gel; dünyaya bak da ibret al;
2Kendinden geçme, en aşağıdakine bak da ibret al.
- 2
Bâl açup çıksan göğe âhır yerin
Hâkin altında yatan mevtâya bak ta ibret al
1Kanat açıp göğe çıksan da sonunda yerin toprağın altıdır;
2Toprağın altında yatan ölülere bak da ibret al.
Kanat açıp göğe çıkmak erişilebilecek en yüksek yeri temsil eder, fakat nihai mekân zîr-i zemin olur. Toprak altındaki mevtaya bakma çağrısı, yükseliş ile ölüm arasındaki mesafeyi tek bakışta kapatır.
- 3
akıdup hâke dökersin haşre dek
Nâlelerle zâr ile kaddin bükersin haşre dek
1Gözyaşını akıtıp kıyamete dek toprağa dökersin;
2İnleyip ağlayarak boyunu kıyamete dek bükersin.
Gözyaşı toprağa dökülen sürekli suya dönüşür ve süre haşre kadar uzatılır. Nâle ile zâr yalnız ses üretmez; konuşanın kaddini büker, böylece uzun yasın bedendeki biçim değişikliği görünür hâle gelir.
- 4
İntihâsın ara sen emek çekersin haşre dek
Mecnun’a bak gayret-i Leylâ’ya bak ta ibret al
1Sonunu ara; kıyamete dek emek çekersin;
2Mecnun’a ve “gayret-i Leylâ”ya bak [fail ve amaç bağı açık], ibret al.
“İntihâsın ara” emeğin sonunu sorgular; haşre dek çekilen çaba bitişsiz görünür. Modern aktarım da “gayret-i Leylâ” tamlamasını Mecnun’un Leyla uğrundaki çabası yapmaz; fail ve amaç ilişkisi açık, aşk kıssası ibret alanı kalır.
- 5
Âfitâbın sohbeti gör âkıbet ahşamlanur
Fâni ömrün ile kim ol dahi hem tamamlanur
1Güneşle sohbetin sonunu gör: sonunda akşam olur;
2Fani ömrünle birlikte o da tamamlanır.
Güneşin sohbeti gün boyu sürse de akşamlanır; parlak varlık bile zaman hükmünden kurtulamaz. Fani ömürle güneş gününün birlikte tamamlanması, kişisel yaşamı her gün gözlenen kozmik batışla ölçer.
- 6
temevvücler verüp ahkâmlanur
Hâke bas ta ibret al deryâya bak ta ibret al
1Sert rüzgârla dalgalar verip “ahkâmlanur” [bağ açık];
2Toprağa basıp ibret al, denize bakıp ibret al.
Sarsar rüzgârının denizde dalga doğurduğu açıktır, ancak “ahkâmlanur” yükleminin bu hareketteki kesin bağı kapatılmaz. Ayağın bastığı toprak ile karşıdaki derya, faniliğin iki maddi ibret yüzeyi olur.
- 7
dayanma deme güç bendedir
Kime garrâlık nişânı olsa ilhâm andadır
1Kolunun gücüne dayanıp ‘güç bendedir’ deme;
2Parlaklık nişanı kime verilse ilham ondadır.
Bazu kuvveti kişiye “güç bendedir” dedirtmemelidir; bedensel kudret sahiplik yanılsaması üretir. Garralık nişanı ve ilhamın aynı kişide bulunması, parlaklığın kaynağını kaba güçten başka bir bağışa taşır.
- 8
Dâsitân-ı dil olan kübrâyı gör kim kandedir
Rüstem’e bak ibret al hem Hamza’ya bak ibret al
1Gönüllere destan olan büyüğü gör, şimdi nerededir;
2Rüstem’e ve Hamza’ya bakıp ibret al.
Bir zaman gönüllerde destan olan “kübrâ”nın şimdi nerede olduğu sorulur; büyük ün yokluk sorusuyla küçülür. Rüstem ve Hamza savaşçı kudretin iki örneğidir, fakat adları kalıcılık değil sonlarına bakma dersi verir.
- 9
Ey Ömer eyle tesellî kendini işmâr ile
Yâr ile eyleme ağyâr ile
1Ey Ömer, kendini “işmâr” ile teselli et [yüzey açık];
2Yârla yakınlık kur, yabancılarla kurma.
Mahlaslı öğütte “işmâr” yüzeyi kesin bir teselli aracına çevrilmeden korunur. Açık ahlaki seçim yâr ile ünsiyet kurmak ve ağyârdan uzak durmaktır; yakınlığın değeri arkadaşın niteliğiyle belirlenir.
- 10
Râhına girme sakın kim söyleşir bedkâr ile
Gülşen içre bak ta ibret al
1Sakın kötülerle konuşanın yoluna girme;
2Gül bahçesindeki divane bülbüle bak da ibret al.
Bedkârla söyleşen kişinin yoluna girmek bile yasaklanır; kötülük doğrudan eylemden önce arkadaşlık zincirinde engellenir. Gülşendeki divane bülbül, doğru yönelişi güzel ve aşk uğruna ses veren örnekle kapatır.
Metnin kaynağı
Ergun 1936 No.362 gövdesinde “Ey Ömer eyle tesellî kendini işmâr ile” mahlası görünür.
Atıf kanıtını aç ↗Kaynak sürümü ergun1936-n362-A6836C13C497. Sadeddin Nüzhet Ergun, Âşık Ömer: Hayatı ve Şiirleri (1936), şiir No.362, PDF 289–290; 10 iki dizelik birim/20 dize. Tarama yeniden dağıtılmadı.
Kaynak sayfasını aç ↗Günümüz Türkçesi ve yorumlar Dizegâh editoryası tarafından hazırlanmıştır.
Gönle yönelen “insafa gel” emri öz değerlendirme ister; ibretin ilk levhası doğrudan dünyadır. “Bayma” kendinden geçmeme uyarısı taşırken ednaya bakmak, üstünlük vehmini aşağı ve değersiz görülen hayatlarla sınar.