Ey güzel hançer çeküp kasdetme insân üstüne
Konuşan güzelden insana hançer çekmemesini ve göğüsteki kana yeni kan eklememesini ister. Aşkın yakıcılığını bilseydi bu ateşe düşmeyeceğini söyler; can ve gönül kavuşmayı istese de feleğin ayrılık üstüne dönmesinden korkar. Güzelliğin nazardan saklanması, kâkülün peçe olması ve benlerin Hint şahı gibi İran üzerine otağ kurması tasarlanır. Ömer’i sarhoş eden Cem kadehi değil saf dudak şerbetidir; sevgili uğruna baş ve can feda edilir.
Özgün dizeler ve günümüz Türkçesi karşılığı gösteriliyor.
- 1
Ey güzel hançer çeküp kasdetme insân üstüne
Sînede derdim yanar kan eyleme kan üstüne
1Ey güzel, hançer çekip insanın üstüne kastetme;
2Göğüste derdim yanar, kan üstüne kan yapma.
- 2
Bilmedim aşkın beni tâ böyle
Yohsa düşmezdim varup bu üstüne
1Aşkın beni böyle yakacağını bilmedim;
2Yoksa gidip bu yakıcı ateşin üstüne düşmezdim.
Konuşan aşkın kendisini “ihrâk” edeceğini önceden bilmediğini kabul eder; bilgisizlik gönüllü girişin mazeretidir. “Nâr-ı sûzân üstüne” gidip düşmek, sevdayı uzaktan gelen yangın değil bizzat yaklaşılmış yakıcı zemin yapar.
- 3
Geçti gönlüm mübtelâdır sana ammâ neyleyim
Bir eylemezsin bana ammâ neyleyim
1Gönlüm sana tutuldu, ama ne yapayım;
2Bana bir kez merhamet etmezsin, ama ne yapayım.
Gönül “geçti” ve sevgiliye müptela oldu; karar artık geride kalmıştır. İki kez yinelenen “ammâ neyleyim” çaresizliği, sevgilinin tek bir merhamet bile göstermemesi karşısında eylem imkânının tükenişini duyurur.
- 4
Vaslın ister cân ü dil bir yana ammâ neyleyim
Korkarım çarh-ı felek dönerse hicrân üstüne
1Can ve gönül kavuşmanı ister bir yana, ama ne yapayım;
2Felek ayrılık üstüne dönerse korkarım.
Can ile dil vuslatı birlikte ister; beden ve iç söz aynı hedefe yönelir. Buna karşı korku çarhın dönmesine bağlıdır: felek “hicrân üstüne” gelirse mevcut ayrılık yeni bir ayrılıkla ağırlaşacaktır.
- 5
Hüsnünü sakla nazardan
Âfitâba perde çek zulmette kalsun mâhitâb
1Güzelliğini nazardan sakla, kâkülünü peçe et;
2Güneşe perde çek, ay ışığı karanlıkta kalsın.
Nazar tehlikesine karşı kâkül “nikab” yapılır; saç kendi yüzünü örten koruyucu kumaşa dönüşür. Güneşin önüne perde çekmek ve ay ışığını karanlıkta bırakmak, sevgilinin güzelliğini göksel rakiplerden bile saklamayı amaçlar.
- 6
üzre benlerin olmaz hisâb
Şâh-ı Hindîdir otağın kurdu Îrân üstüne
1Yanak sayfanın üstündeki benlerin hesabı yoktur;
2Hint şahıdır, İran’ın üstüne otağını kurdu.
Yanak “safha”, yazılı sayfadır ve üzerindeki benler sayılamaz koyu işaretlerdir. Bunlardan biri “Şâh-ı Hindî”ye büyür, İran üstüne otağ kurar; küçük yüz noktası siyah ten ve doğu imparatorluğu imgeleriyle fetih sahnesine dönüşür.
- 7
Mest eden Âşık Ömer’i elde değil
Lâ’l-i nâbın şerbetinden içtiğim zemzem değil
1Âşık Ömer’i sarhoş eden eldeki Cem kadehi değildir;
2Saf dudağının şerbetinden içtiğim zemzem değildir.
Ömer’in sarhoşluğunun kaynağı “câm-ı Cem” değildir; efsanevi kadeh reddedilir. Saf dudak şerbeti de zemzem değildir denerek dünyevi sevgilinin içkisi kutsal ve hükümdarlık içeceklerinden ayrı, kendine özgü güç kazanır.
- 8
Râh-ı aşkında eğer gam değil
Uğruna kurbân olayım baş ile cân üstüne
1Aşk yolunda başımdan geçersem gam değildir;
2Uğruna kurban olayım, baş ve can üstüne.
Aşk yolunda “serden geçmek” hem başı feda etmek hem candan vazgeçmek anlamına gelir; konuşan bunu gam saymaz. Son dizede baş ile can açıkça üst üste sunulur, sevgili uğruna kurbanlık en yüksek bedensel bedelle tamamlanır.
Metnin kaynağı
Ergun 1936 No.325 gövdesinde “Mest eden Âşık Ömer’i elde câm-ı Cem değil” mahlası görünür.
Atıf kanıtını aç ↗Kaynak sürümü ergun1936-n325-BC7AFD08C533. Sadeddin Nüzhet Ergun, Âşık Ömer: Hayatı ve Şiirleri (1936), şiir No.325, PDF 264–265; 8 iki dizelik birim/16 dize. Tarama yeniden dağıtılmadı.
Kaynak sayfasını aç ↗Günümüz Türkçesi ve yorumlar Dizegâh editoryası tarafından hazırlanmıştır.Bir hata mı var? Bildirin
Sırada ne var?
Ey güzeller şâhı aşkından bizâr olmak niçünÂşık Ömer · Şiir→
Sevgiliye “hançer çekme” denmesi güzelliği gerçek saldırı tehdidiyle yan yana getirir. Göğüsteki dert zaten yanar ve kan vardır; “kan üstüne kan” yeni yaranın mevcut acıyı çoğaltacağını söyler.