Ey Hatın Hızr u Dehânın Çeşme-i Hayvâmmız
Sevgilinin yüzü baştan sona kutsal kitapların toplandığı bir yüzey sayılır. Yedi beyit boyunca övgü bir iddiaya dönüşür ve altıncı beyitte doğrudan fakihe yöneltilmiş bir suçlamaya varır.
Özgün dizeler ve günümüz Türkçesi karşılığı gösteriliyor.
- 1
Ey hatın Hızr u dehânın çeşme-i hayvâmmız
Ârızın arş ü yanağın sûret-i Rahmân’ımız
1Ey ayva tüylerin Hızır, ağzın bengisuyumuz;
2yüzün arş, yanağın Rahmân'ın suretidir.
- 2
Mushaf-ı hüsnün yazılmıştır ezelden tâ ebed
Levhimiz Tevrâtımız İncîl’imiz Fürkanımız
1Güzelliğinin mushafı ezelden ebede kadar yazılmıştır;
2levhimiz, Tevrat'ımız, İncil'imiz, Furkan'ımız odur.
Dört kitap adı tek dizeye sıralanıyor ve dördü de sevgilinin yüzünde toplanıyor. Sıralama rastgele değil, iniş sırasıyla ilerliyor; şair böylece bütün vahiy tarihini tek bir yüzeye indiriyor ve redifin “-ımız”ı bunu topluluk adına söylüyor.
- 3
-i İlâhî’dir cemâlin nüshası
Uş kelâm-ı nâtık üşte huccet ü burhânımız
1Yüzünün nüshası ilâhî Levh-i Mahfûz'dur;
2işte konuşan söz, işte belgemiz ve kanıtımız.
“Uş” ve “üşte” eski Türkçenin işaret sözleridir; beyit parmakla göstererek konuşuyor. “Kelâm-ı nâtık” — konuşan söz — hurûfîlikte insanı anlatan terimdir, yani delil bir metinde değil karşıdaki kişide aranıyor.
- 4
Bakmayup kevn ü mekâna gözleriz dîdârıhı
Rûh-i kudsüz âlem-i a’lâdadır seyrânımız
1Varlığa ve mekâna bakmayıp o yüzü gözleriz;
2kutsal ruhla birlikte gezintimiz en yüce âlemdedir.
Bakılmayacak yer ile bakılacak yer karşılaştırılıyor: kevn ü mekân bırakılıyor, dîdâr gözleniyor. “Rûh-i kudsüz” biçimi iki türlü okunabilir — “kutsal ruhla” ya da “kutsal ruhsuz”; ölçü ve bağlam birincisini destekliyor.
- 5
Anber efşan sünbülün küfründen özge ey
Kâfir-i aşkım olursa dînimiz îmânımız
1Ey sanem, amber saçan sümbül saçının küfründen başkası yok;
2aşkının kâfiri olmakmış bizim dinimiz imanımız.
Saç “küfür” sayılıyor — hem siyahlığı hem örtücülüğü yüzünden; âşık bu küfrü din yerine koyarak terimi tersine çeviriyor. “Sanem” kelimesi puta tapma çağrışımını bilerek getiriyor ve beyti bir küfür itirafı biçiminde kuruyor.
- 6
Ahsen-i takvime Rahman sûreti demez
Lâ’net ol mel’ûna kim oldu bizim şeytânımız
1Fakih, yaratılışın en güzel biçimine Rahmân'ın sureti demez;
2lânet olsun o mel'una, bizim şeytanımız o oldu.
Gazelin en sert beyti ve hedef bu kez zâhid değil, fakih — yani din hukukçusu. Şeytanın tanımı da yeniden yapılıyor: secde etmeyen değil, insanın Rahmân sureti olduğunu reddeden kişi şeytan sayılıyor.
- 7
Ey Sürûrî ol leb-i mu’ciz kelâmun yâdına
Leşker-i ervâh olur her dem bizim mihmânımız
1Ey Sürûrî, o mucizeli dudağın sözü anıldıkça
2ruhlar ordusu her an bizim konuğumuz olur.
Şiir bir ziyafet sahnesiyle kapanıyor: anma eylemi ruhları çağırıyor ve mekân doluyor. “Leşker” askerî bir sözcük, “mihman” konukseverliğin sözcüğüdür; yan yana gelmeleri kalabalığı hem ürkütücü hem sıcak kılıyor.
Metnin kaynağı
Türkçe Vikikaynak'taki 144487 numaralı sürüm esas alındı; sayfa numarası işareti (—10—) metne alınmadı. Kaynakta iki dizgi bozukluğu var ve ikisi de düzeltilmedi: ilk dizedeki “hayvâmmız” açıkça “hayvânımız” olacaktır (düşen hece ölçüde de görünüyor, o dize 15 yerine 14 hece) ve başlık bu bozuk biçimi taşıyor; yedinci dizedeki “dîdârıhı” ise “dîdârını” olmalıdır.
Kaynak sayfasını aç ↗Günümüz Türkçesi ve yorumlar Dizegâh editoryası tarafından hazırlanmıştır.Bir hata mı var? Bildirin
Sırada ne var?
Ey Mushaf-ı Kerim ü kelâm-ı Hudâ AliSürûrî · Gazel→
Beyit bir eşleştirme listesiyle açılıyor: hat, dehan, ârız, yanak — dördü de bir kutsal karşılık alıyor. Hızır ile âb-ı hayat birlikte anılıyor, çünkü ikisi de aynı ölümsüzlük hikâyesinin parçası. Kaynaktaki “hayvâmmız” yazımı bozuk kalmıştır.