Ey Mushaf-ı Kerim ü Kelâm-ı Hudâ Ali
Yedi beyitlik bir Ali methiyesi. Şiir Ali'yi sırasıyla kitap, güneş, ayna ve dolunay sayar; her benzetme bir görme sahnesi kurar ve gazel elden tutulma isteğiyle biter.
Özgün dizeler ve günümüz Türkçesi karşılığı gösteriliyor.
- 1
Ey -ı Kerim ü kelâm-ı Hudâ Ali
Vey nâme-i kadîm ü imâm-ı Hudâ Ali
1Ey Kerim Mushaf ve Allah'ın sözü Ali,
2ey öncesiz mektup ve Allah'ın imamı Ali.
- 2
Kevn ü mekâna matla’-ı envâr Mustafa
Ya’nî ki âftâb-ı ezel Murtezâ Ali
1Varlığa ve mekâna nurların doğuş yeri Mustafa'dır;
2yani ezel güneşi Murtazâ Ali'dir.
İki ad tek bir güneş imgesinde birleştiriliyor: Muhammed doğuş yeri, Ali güneşin kendisi sayılıyor. “Ya'nî” bağlacı beyti bir tanım cümlesine çeviriyor ve Bektaşî inancının merkezî eşitlemesini en kısa yoldan kuruyor.
- 3
âleme yetti kamu zafer
Her kim ki dedi sıdk ile bir kerre yâ Ali
1On sekiz bin âleme zaferin tamamı ulaştı,
2kim doğrulukla bir kez “yâ Ali” dediyse.
Beyit bir vaat: tek bir çağrının bütün âlemleri kapsadığı söyleniyor. “Hejde hezâr” Farsça sayı kalıbıdır ve halk diline “on sekiz bin âlem” olarak yerleşmiştir. Şart tek: “sıdk”, yani sözün içinin dolu olması.
- 4
Mecmû’-i âferînişe tesbîhdir bu kim
Sallî alâ Muhammed ü Sallî alâ Ali
1Yaratılmışların tümü için tespih şudur:
2Muhammed'e salât olsun, Ali'ye salât olsun.
İkinci dize Arapça bir dua cümlesidir ve şiirin içine değiştirilmeden alınmış; ölçü onu taşıyacak biçimde kurulmuş. Salâtın Ali'ye de getirilmesi beytin mezhebî imzası, tekrarlanan kalıp ise dizeyi bir zikir hâline getiriyor.
- 5
Hurşîd-i âsmân-ı velâyettir ol kamu
Dîdâr-ı Hak’ka âyine-i enbiyâ Ali
1Velâyet göğünün güneşi baştan başa odur;
2peygamberlerin Hak yüzüne tutulan aynası Ali'dir.
Ayna imgesi yön değiştiriyor: Ali burada peygamberlere Hakk'ın yüzünü gösteren yüzey sayılıyor. Böylece velâyet ile nübüvvet arasındaki alışılmış sıra tersine çevriliyor; güneş benzetmesi de ikinci kez, bu kez gök adıyla kuruluyor.
- 6
Nûr-i vücûdu görmez idi çeşm-i kâinât
Şâm-ı ademde olmasa Ali
1Kâinatın gözü varlık nurunu göremezdi,
2yokluk gecesinde karanlığın dolunayı Ali olmasaydı.
Yaratılıştan önceki hâl bir gece sayılıyor ve o gecedeki tek ışık kaynağı Ali. “Bedrü'd-dücâ” tamlaması dolunay ile karanlığı aynı sözün içinde tutuyor; kâinata bir göz verilmesi de gazelin görme temasını sürdürüyor.
- 7
Tutgil Sürûri dâmen-i ’yı kim
Âlemde ola dâim sana Ali
1Sürûrî, Âl-i abâ'nın eteğinden tut ki
2âlemde Ali daima senin elinden tutsun.
Son beyit övgüyü öğüde çeviriyor ve iki el hareketini karşı karşıya koyuyor: eteğe tutunmak ile elden tutulmak. “Destgîr” tam da bu karşılığı taşır; şair kendi adına konuşurken okura da bir davranış bırakıyor.
Metnin kaynağı
Türkçe Vikikaynak'taki 144480 numaralı sürüm esas alındı; sayfa numarası işareti (—3—) metne alınmadı. Bazı dizeler taramada bir hece eksik kalmış (14 yerine 13); tamamlanmadı. Kaynak “Murtezâ” ve mahlas beytinde “Sürûri” yazımlarını kullanıyor, ikisine de dokunulmadı.
Kaynak sayfasını aç ↗Günümüz Türkçesi ve yorumlar Dizegâh editoryası tarafından hazırlanmıştır.Bir hata mı var? Bildirin
Sırada ne var?
Zâhid ki yüzünde göremez nûr-i tecellîSürûrî · Gazel→
Matla' beyti redifi kuruyor: gazelin on dört dizesinden sekizi “Ali” adıyla bitiyor. Övgü sırası da rastgele değil — kitap, söz, mektup, imam; okunabilir olandan okuyana doğru gidiyor ve ad her seferinde bir tanımın karşılığı olarak konuluyor.