DDizegâhDijital şiir arşivi
Şiirler/Sürûrî/Zâhid ki Yüzünde Göremez Nûr-i Tecellî
Gazel · 16. yüzyıl

Zâhid ki Yüzünde Göremez Nûr-i Tecellî

Beş beyit tek bir savı adım adım kurar: güzele yönelmek ibadetin dışında değil, içindedir. Mecnûn ile Leylâ delil olarak getirilir, âyet ve hadis dayanak yapılır, son beyit de imza atar.

Özgün dizeler ve günümüz Türkçesi karşılığı gösteriliyor.

  1. 1

    ki yüzünde göremez nûr-i

    Yâ Rab ne ümîd ile olur gönlü teselli

    1Yüzünde tecelli nurunu göremeyen zâhid,

    2yâ Rabbi, hangi umutla gönlünü avutabilir?

    Gazel bir soruyla açılıyor ve soru cevabını içinde taşıyor: teselli görmekten gelir, göremeyen için umut kalmaz. “Yüz” burada hem sevgilinin hem insanın yüzüdür; hurûfî okumada tecelli tam da orada okunur. Zâhid ilk dizede hedefe konuluyor ve gazel boyunca oradan kaldırılmıyor.

  2. 2

    Her sûret-i zîbâya olmasa vâcib

    Mecnûn’a kaçan kıble olurdu ruh-i Leylî

    1Her güzel surete secde etmek gerekli olmasaydı,

    2Mecnûn'a Leylâ'nın yüzü nasıl kıble olurdu?

    Delil olarak bir aşk hikâyesi getiriliyor: Mecnûn'un Leylâ'ya yönelişi kabul ediliyorsa güzele secde de kabul edilmiş demektir. “Kıble” kelimesi tartışmayı ibadet alanına taşır; şair bir mecazı fıkhî bir kanıt gibi kullanıyor.

  3. 3

    Çün Tanrı cemîlim dedi meyl etti cemâle

    Pes ahsen-i takvîme kimin olmaya meyli

    1Tanrı “ben güzelim” deyip güzelliğe yöneldiğine göre,

    2kimin gönlü yaratılışın en güzel biçimine meyletmez?

    Beyit iki dayanağı üst üste koyuyor: “Allah güzeldir, güzeli sever” hadisi ile insanın “ahsen-i takvîm” üzere yaratıldığını söyleyen âyet. İkisi birleşince sonuç kaçınılmaz kılınır — insan biçimine duyulan meyil kusur değil, ilâhî meylin tekrarıdır. “Pes” edatı bunu bir mantık adımı gibi bağlıyor.

  4. 4

    ile beşer olmasa mahbûb-i İlâhî

    Kevn ile mekân âdemin olmazdı

    1İnsan güzelliğiyle Tanrı'nın sevgilisi olmasaydı,

    2varlık ve mekân âdemoğlunun peşine takılmazdı.

    Kozmolojik bir iddia: evren insan için var, insan sevilen olmasaydı varlık ona bağlanmazdı. “Tufeylî” çağrılmadan sofraya oturan kişiyi anlatır; şair evrenin insana bağımlılığını küçültücü değil, tersine bağlayıcı bir imgeyle söylüyor.

  5. 5

    Ya’ni ki Sürûri’de vü sevdiği güzelde

    Âdem’dir eden sûret-i ile

    1Yani hem Sürûrî'de hem de sevdiği güzelde

    2Fazl'ın sureti hâlinde tecelli eden Âdem'dir.

    Mahlas beyti gazelin tezini imzalıyor: âşık ile maşuk ayrı iki kişi değil, aynı tecellinin iki yüzüdür. “Fazl” hem “lütuf” hem Hurûfîliğin kurucusu Fazlullah'ın adıdır; beyit bu çift anlamı bilerek açık bırakıyor.

Kavram sözlüğü (8) ↓
Kaynak

Metnin kaynağı

Türkçe Vikikaynak'taki 144481 numaralı sürüm esas alındı; sayfa numarası işareti (—4—) metne alınmadı. Metin Sadettin Nüzhet Ergun'un “Bektaşi Şairleri ve Nefesleri” taramasının 64. sayfasından aktarılmıştır. Mahlas beytinde kaynak “Sürûri” yazımını kullanıyor, uzatma işareti eklenmedi.

Kaynak sayfasını aç ↗Günümüz Türkçesi ve yorumlar Dizegâh editoryası tarafından hazırlanmıştır.
Bir hata mı var? Bildirin

Yanlış bir dize, hatalı bir çeviri ya da eksik bir kaynak gördüyseniz yazın. Metni doğrulayıp düzeltiyoruz.

Okumaya devam edin

Sırada ne var?

Sonraki şiirZâhidâ Esmâ-i Küllînin Müsemmâsı Nedir
Zâhidâ esmâ-i küllînin müsemmâsı nedir
Sürûrî · Gazel

Kavram sözlüğü

8 kavram bulundu.

zâhid

dinin dış kurallarına bağlı, sofu kişi

tecellî

ilâhî varlığın görünür olması

sücûd

secde etme

zîbâ

güzel, süslü

ahsen-i takvîm

yaratılışın en güzel biçimi; insan

hüsn

güzellik

tufeyli

davetsiz misafir; birine bağlı yaşayan

Fazl

lütuf; aynı zamanda Hurûfîliğin kurucusu Fazlullah