DDizegâhDijital şiir arşivi
Şiirler/Recaizade Mahmut Ekrem/Kader kılmış cemâlin reşk-i rûy-ı enver-i hûrşîd
Gazel · 19. yüzyıl

Kader kılmış cemâlin reşk-i rûy-ı enver-i hûrşîd

Beş beyit boyunca güneş redifi tekrarlanıyor ve her beyit sevgilinin yüzünü güneşle bir kez daha ölçüyor: önce güneşi kıskandıran, sonra bulut ardında gizlenen, en sonda da kadehteki her kabarcığa bölünen bir ışık.

Özgün dizeler ve günümüz Türkçesi karşılığı gösteriliyor.

  1. 1

    Kader kılmış cemâlin -i rûy-ı enver-i hûrşîd

    Saña billâh ser-i tâc olsa lâyık -i Hurşîd

    1Kader senin yüzünü, güneşin nurlu yüzünü kıskandıran bir şey yapmış;

    2vallahi sana baş tacı olsa yaraşır güneşin tacı.

    Redif gazelin her beytini güneşe bağlıyor, matla da yarışı ilan ediyor. Sevgilinin yüzü güneşi geçmiyor, güneşi kıskandırıyor — üstünlük bir ölçüyle değil bir duyguyla kanıtlanıyor. “Efser” taç demek; güneşin tacı da ışığın kendisidir, yani sevgiliye giydirilen şey aydınlıktır.

  2. 2

    Aceb mahv-ı tecelligâh-ı aşkım zerre mi

    Ederdi bulsa -ı dîde-i rûşenter-i hurşîd

    1Felekler, aşkımın tecelli yerinin yanında yok olmuş bir zerre midir acaba?

    2Bulsaydı, güneşin daha parlak gözü onu kendine sürme yapardı.

    Beyit büyüklük ölçüsünü tersine çeviriyor: bütün felekler, âşığın gönlündeki tecelli yerinin yanında bir toz zerresi. Zerre bir kez küçüldükten sonra işi de değişiyor, göze çekilen sürmeye dönüşüyor. Güneşin “daha parlak gözü” sözü de bakışı ışığın kaynağı sayan divan mantığını sürdürüyor.

  3. 3

    Temâşâ kıl cemâlin zîr-i gîsû-yı siyâhında

    Nihândır perde-i ebr içre gûyâ -i hurşîd

    1Yüzünü kara saçının altında seyret:

    2sanki bulut perdesinin içinde gizlenmiş bir güneş sureti.

    Perde motifi burada tam işini görüyor: saç bulut, yüz güneş. Güzellik gizlendiği için değil, gizlenişi göründüğü için anlatılıyor — “nihândır” ile “gûyâ” aynı dizede yan yana duruyor. Sevgiliye kendi yüzünü seyretmesini söylemek de âşığı sahneden çıkarıp aynanın yerine koyuyor.

  4. 4

    Sezâdır dâg-ı âteş-tâb erbâb-ı gam-ı aşka

    Mesîha edip sâyîde kılsa cevher-i hurşîd

    1Aşk gamının erbabına ateş gibi parlayan yara yaraşır —

    2Mesih güneşin cevherini dövüp toz hâline getirse bile.

    Mesih ölüleri dirilten hekimdir; beyit ona en pahalı ilacı, güneşin cevherini dövdürüyor. Sonuç yine değişmiyor: aşk ehline yakışan hâlâ yaranın kendisi. “Sahk” ilaç yapmak için dövmek, “sâyîde” ezilmiş demek — eczacılık sözlüğü doğrudan şiire giriyor.

  5. 5

    Düşünce aks-i tâb-ı ârızı câm-ı meye Ekrem

    Olur her bir habâbı gûyiyâ bir -ı hurşîd

    1Ekrem, yanağının parıltısının aksi şarap kadehine düşünce

    2kadehteki her bir kabarcık sanki bir güneş kadehi olur.

    Gazel bir optik oyunla kapanıyor: yanağın ışığı kadehe düşüyor, kadehteki her kabarcık ayrı bir küçük güneş oluyor. Böylece tek bir güzellik sayısız güneşe bölünüyor ve redif son kez, en somut hâliyle yerine oturuyor. “Habâb” şarabın yüzündeki kabarcık, “sâgar” da kadeh demek.

Kavram sözlüğü (8) ↓
Kaynak

Metnin kaynağı

Türkçe Vikikaynak'taki 142843 numaralı sürüm esas alındı; imlâsına dokunulmadı. Baştaki “İbtidâ-yı Gazeliyyât” bölüm başlığı metne alınmadı, mahlas dizesindeki yıldızlar ve yıldızların açtığı fazla boşluk atıldı. Redif kelimesi kaynakta üç ayrı biçimde dizilmiş — birinci dizede “hûrşîd”, ikinci dizede büyük harfle “Hurşîd”, kalanlarda “hurşîd”; birleştirilmedi. Kaynaktaki nazal ñ (“Saña”) korundu.

Kaynak sayfasını aç ↗Günümüz Türkçesi ve yorumlar Dizegâh editoryası tarafından hazırlanmıştır.
Bir hata mı var? Bildirin

Yanlış bir dize, hatalı bir çeviri ya da eksik bir kaynak gördüyseniz yazın. Metni doğrulayıp düzeltiyoruz.

Okumaya devam edin

Sırada ne var?

Sonraki şiirKaldır nikab-ı zülfünü hayrânın oldugumRecaizade Mahmut Ekrem · Gazel

Kavram sözlüğü

8 kavram bulundu.

reşk

Kıskançlık; kıskandıran şey

efser

Taç

eflâk

Felekler, gök katları

kuhl

Sürme

peyker

Yüz, suret, görünüş

sahk

İlaç yapmak için dövme, ezme

habâb

Su ya da şarap yüzündeki kabarcık

sâgar

Kadeh