Zâhidâ Esmâ-i Küllînin Müsemmâsı Nedir
On iki beyit boyunca tek bir kalıp tekrarlanır: “nedir”. Zâhide yöneltilen sorular kelâm tartışmasından peygamber kıssalarına, oradan gökyüzüne uzanır; karşılık ancak son beyitte ve dolaylı olarak verilir.
Özgün dizeler ve günümüz Türkçesi karşılığı gösteriliyor.
- 1
Zâhidâ esmâ-i küllînin müsemmâsı nedir
Yâ Hak’ın ayn-ı , olan esmâsı nedir
1Ey zâhid, bütün isimlerin adlandırdığı şey nedir?
2Yahut Hakk'ın, adlandırılanın ta kendisi olan isimleri nedir?
- 2
Ârif-i olmak ne menzildir yakin
Yâ şerâb-ı vahdetin câm-ı musaffâsı nedir
1Ezel meclisinin ârifi olmak hangi duraktır, kesin söyle;
2yahut birlik şarabının duru kadehi nedir?
Soru bu kez tasavvufun kendi diline geçiyor: bezm-i ezel, ruhların “elest” gününde toplandığı meclistir. Şarap ile kadeh ayrımı da önceki beytin isim ile isimlendirilen ayrımını tekrarlıyor — kap ile içindeki hep ayrı ayrı soruluyor.
- 3
Mısr-ı câmi’ cum’ası âyîne niçündür aceb
Yâ sevâd-ı a’zamın anda temâşâsı nedir
1Toplayan şehrin cuması niçin aynadır acaba?
2Yahut en büyük kalabalığın oradaki seyri nedir?
Üç kelime aynı Arapça kökten geliyor: câmi', cum'a, cemaat — toplanma fikri dizeyi baştan sona kaplıyor. “Sevâd-ı a'zam” hem büyük kalabalık hem büyük karaltı demektir; ayna imgesiyle birleşince topluluk kendini seyreden bir yüzeye dönüşüyor.
- 4
Vâkıf-ı sırr-ı isen şerh eyle kim
Kâbe’nin kendi şeb-i mi’râç esrârı nedir
1Allah'ın sağ elinin sırrına vâkıfsan açıkla:
2Kâbe'nin kendisinin miraç gecesindeki sırları nedir?
“Yemînullah” hem Allah'ın sağ eli hem Hacerülesved için kullanılan bir addır ve soru tam bu ikili anlamdan doğuyor. Şair muhatabından bilgi değil şerh istiyor: sırrı çözmeyi değil, sözle açmayı. Bu dizede kaynak metin ölçüde bir hece eksik.
- 5
Vâdi-i eymende Mûsâ-yi Kelîmullah içün
Âteş-i İnnî enallah’ın tecellâsı nedir
1Eymen vadisinde, Allah'la konuşan Mûsâ için,
2“İnnî enallah” ateşinin tecellisi nedir?
Tûr'daki yanan ağaç ile “Ben Allah'ım” hitabı hatırlatılıyor; Mûsâ, ateşin içinden sesi duyan kişidir. Beyit tecelliyi hem bir mekâna hem bir cümleye bağlıyor ve gazelin soruları böylece peygamber kıssalarına doğru genişliyor.
- 6
Sûr-i İsrâfîl’e kandendir hayât-ı kâinat
Rûh-i kudsün nefha-i İsâ’da enfâsı nedir
1İsrâfil'in sûruna kâinatın hayatı nereden gelir?
2Kutsal ruhun, İsa'nın üflemesindeki nefesleri nedir?
İki üfleme yan yana konuyor: kıyameti başlatan sûr ile ölüyü dirilten İsa nefesi. Biri sonu, öteki başlangıcı temsil ediyor; soru da aslında ikisinin aynı kaynaktan gelip gelmediğini araştırıyor.
- 7
Kangı mazharda zuhûr eyler beyân-ı Kul kefâ
Hüccet-ül-kaim kani gelmez mi da’vâsı nedir
1“Kul kefâ” sözünün açıklaması hangi görünüşte ortaya çıkar?
2Ayakta duran hüccet nerede, gelmez mi, davası nedir?
Beyit mehdî beklentisine dokunuyor: “hüccetü'l-kâim”, ayakta duran delil, yani beklenen imamdır. “Kani” sorusu sabırsızlığı taşıyor ve gazelin soru dizisi burada teolojiden tarihe, beklemeye geçiyor.
- 8
-ı rûh-i süfli âşiyânın terk edüb
Âlem-i ulvîye pervâz etse me’vası nedir
1Aşağı ruhun doğanı yuvasını bırakıp
2yüce âleme kanat açsa varacağı yer neresidir?
Ruh bir av kuşuna, beden yuvaya benzetiliyor; uçuş burada yükselmenin değil, yer değiştirmenin adı. “Me'vâ” hem barınak hem bir cennet adıdır, bu yüzden soru aynı anda hem coğrafî hem uhrevî okunabiliyor.
- 9
Ger kalâmullah-ı nâtık okudunsa söyle kim
Kaf vel-Kur’an ile Yâsîn ü Tâhâ’sı nedir
1Konuşan Allah kelâmını okuduysan söyle:
2Kaf ve'l-Kur'ân'ı, Yâsîn'i, Tâhâ'sı nedir?
Hurûfî okumada “konuşan kelâm” insandır; burada sorulan da bu canlı metnin sureleridir. Yâsîn ve Tâhâ, harf adlarıyla açılan sureler oldukları için seçilmiş — harfin anlamı sorusu gazele buradan giriyor.
- 10
Baş çekersin çün muanber turralarda dîv tek
Pes bu mu’ciz nâmenin göster ki tuğrâsı nedir
1Amber kokulu perçemlerde dev gibi baş çekiyorsun;
2öyleyse göster, bu mucizeli mektubun tuğrası nedir?
Muhataba dönülüyor ve büyüklenmesi yüzüne vuruluyor: “dîv” hem dev hem şeytan demektir. Tuğra, bir belgenin sahibini gösteren imzadır; şair “yazıyı okuduğunu söylüyorsun, o hâlde imzayı tanı” demiş oluyor.
- 11
Rûz ü şeb bu kubbe-i ahdarda hurşîd ü kamer
Ne sebebden devr eder yâ Rab temennâsı nedir
1Gece gündüz bu yeşil kubbede güneş ve ay
2hangi sebeple döner, yâ Rabbi, dilekleri nedir?
Sorular gökyüzüne çıkıyor ve ilk kez muhatap değişiyor: artık zâhide değil, Rabbe soruluyor. “Temennâ” sözcüğü dönme hareketine bir istek yüklüyor; gök cisimleri böylece mekanik değil, arzu sahibi varlıklar sayılıyor.
- 12
Ey Sürûrî vâkıf-ı sırr-ı Kelâmullah olan
Tâ ebed bilür ki her ismin müsemmâsı nedir
1Ey Sürûrî, Allah kelâmının sırrına vâkıf olan kişi
2her ismin neyi adlandırdığını sonsuza dek bilir.
Gazel açılıştaki soruya dönüyor ama artık soru sormuyor, cevap veriyor: bilgi, sırra vâkıf olmaya bağlanıyor. On bir beyit boyunca sorulanların hiçbirine tek tek karşılık verilmiyor; tek karşılık, sorunun sorulacağı yerin gösterilmesi.
Metnin kaynağı
Türkçe Vikikaynak'taki 144486 numaralı sürüm esas alındı; sayfa numarası işareti (—9—) metne alınmadı. İkinci dizede “müsemmâ,” sonrasındaki virgül kaynakta böyledir ve dizgi artığı olduğu açıktır, yine de metne müdahale edilmedi. Dördüncü beytin ikinci dizesi ölçüde bir hece eksik; tamamlanmadı. Kaynak dokuzuncu beyitte “kalâmullah” yazımını kullanıyor.
Kaynak sayfasını aç ↗Günümüz Türkçesi ve yorumlar Dizegâh editoryası tarafından hazırlanmıştır.Bir hata mı var? Bildirin
Sırada ne var?
Zâhid ki yüzünde göremez nûr-i tecellîSürûrî · Gazel→
Gazel bir sınav sorusuyla açılıyor ve muhatabını baştan belirliyor: zâhid. İsim ile isimlendirilen arasındaki ayrım kelâmın klasik tartışmasıdır; şair bunu bir bilmeceye çevirip on iki beyit boyunca yalnızca soru sormayı sürdürüyor.