DDizegâhDijital şiir arşivi
Şiirler/Recaizade Mahmut Ekrem/Ey kâkülü sâye-gâh-ı fitne
Gazel · 19. yüzyıl

Ey kâkülü sâye-gâh-ı fitne

On bir beyit boyunca her mısra "fitne" ile kapanır ve sevgilinin yüzü bir savaş coğrafyasına dönüşür: kâkül gölgelik, göz sığınak, bakış pusu olur. Son beyitte şair kendini uyarır, çünkü aynı mahallede bin kuyu gizlidir.

Özgün dizeler ve günümüz Türkçesi karşılığı gösteriliyor.

  1. 1

    Ey kâkülü

    Çeşmin mi degil penâh-ı

    1Ey kâkülü fitnenin gölgeliği olan,

    2gözün fitnenin sığınağı değil mi?

    Redif "fitne" on bir beyit boyunca hep tamlanan olarak durur ve her beyit ona yeni bir mekân ya da rütbe verir: gölgelik, sığınak, ordu, taht, kuyu. Matla iki barınma sözcüğünü yan yana koyar — kâkül gölge verir, göz sığınak olur; fitne böylece kovulan değil ağırlanan bir konuk sayılır.

  2. 2

    Sad âh ki etti çeşm-i şûhun

    Cân u dilimi tebâh-ı

    1Yüz âh ki o şuh gözün,

    2canımı ve gönlümü fitnenin yıkıntısına çevirdi.

    "Sad âh" yüz âh demektir; sayı mübalağası beytin acısını ölçüye vurur. "Çeşm-i şûh" oynak, sınır tanımaz bakıştır ve etkisi tek tek değil topluca kaydedilir: can ile gönül aynı yıkıma birlikte girer. Tebâh harap olmuş demektir; fitne burada bir yer değil bir sonuçtur.

  3. 3

    nigâhın etse imdâd

    Dünyâyı yıkar sipâh-ı

    1Bakışın Hârût'a yardım edecek olsa,

    2fitne ordusu dünyayı yıkar.

    Hârût, Bâbil'de insanlara sihir öğrettiğine inanılan melektir ve divan şiirinde göz büyüsünün ustası sayılır. Beyit ilişkiyi tersine çevirir: usta yardım alan taraftır, sevgilinin bakışı ona imdada yetişir. Şart cümlesi sonucu askıda bırakmaz — dünya yıkılır.

  4. 4

    Olmuş ezelî hayâl-i çeşmın

    Taht-ı dile pâdişâh-ı

    1Gözünün hayali ezelden beri

    2gönül tahtına fitne padişahı olmuş.

    "Ezelî" kelimesi beytin tarihini yaratılıştan öncesine atar: bu istilanın bir başlangıç anı yoktur. Gönül burada bir ülke gibi kurgulanır — tahtı vardır, padişahı vardır — ama tahtta oturan sevgili değil, onun gözünün hayalidir; asıl hükümdar suretin kendisi olur.

  5. 5

    Tâ arş-ı Hudâ'ya oldu peyvest

    Zülfünle ulüvv-i câh-ı

    1Tanrı'nın arşına kadar ulaştı,

    2senin zülfünle fitne makamının yüceliği.

    "Câh" hem mevki hem çukur demektir ve gazel bu ikinci anlamı son beyitte kuyu olarak kullanacaktır. Burada yükseklik anlamı işler: zülfün uzunluğu arşa değecek kadar uzatılır. Aynı kelimeden hem yükselme hem düşme çıkar, şiir sonu için bunu saklar.

  6. 6

    Gör gamzeyi mest-i olmuş

    Her cünbişi bir güvâh-ı

    1Gamzeye bak, kibirden sarhoş olmuş;

    2her kıpırdanışı fitnenin bir tanığı.

    "Nahvet" kibir demektir; gamze sarhoş edilmiş değil, kendi kibrinden sarhoştur. İkinci dize hukuk diline kayar: her kıpırdanış bir "güvâh", yani tanık sayılır. Böylece bakış hem suçu işler hem kendi aleyhine tanıklık eder ve beyit bir mahkeme kurar.

  7. 7

    Tarf-ı nigehi -i efsûn

    Kâkülleri dam-gâh-ı

    1Bakışının kenarı büyünün pususu,

    2kâkülleri fitnenin tuzak yeridir.

    İki dize iki tuzak kurar ve ikisi de savaş sözlüğünden gelir: "kemîn" pusu, "dam-gâh" ise avın kapana kısıldığı yerdir. Bakışın kenarı ile saçın kıvrımı, yani yüzün en kıyıda kalan iki ayrıntısı, şiirde bütün alanı kaplayan bir kuşatmaya çevrilir.

  8. 8

    Bîmâri-i çeşmin eyler isbât

    Renc-âver imiş günâh-ı

    1Gözünün hastalığı şunu ispat eder:

    2fitne günahı meğer zahmet getirirmiş.

    Beyit tıp ile ahlakı üst üste bindirir: sevgilinin baygın, hasta bakışı bir kanıt sayılır ve kanıtladığı şey, fitne günahının işleyene de acı verdiğidir. "Renc-âver" zahmet getiren demektir; ceza dışarıdan gelmez, suçlunun yüzüne yazılmıştır.

  9. 9

    İ'câz-ı nigâhın eyler ihyâ

    Bin mürde-i hâk-i râh-ı

    1Bakışının mucizesi diriltir

    2fitne yolunun toprağındaki bin ölüyü.

    Bir önceki beyitte hasta görünen bakış burada mucize gücüyle diriltir. Bakışın i‘câzı, fitne yolunun toprağında yatan bin ölüyü yeniden canlandırır; adı geçmeyen bir dinî kişilik yorumda özne yapılmaz.

  10. 10

    Merdüm değil ol tegafülünden

    Dutmuş nigehini âh-ı

    1O, senin görmezden gelişin yüzünden gözbebeği değil;

    2bakışını fitnenin âhı tutmuş, karartmıştır.

    "Merdüm" hem insan hem gözbebeği demektir ve beyit ikinci anlamı seçer: gözün ortasındaki karalık gözbebeği değil, fitnenin âhının bıraktığı istir. "Tegâfül" bilerek görmezden gelmedir; sevgilinin aldırmazlığı, bakışını karartan şeyin adı hâline gelir.

  11. 11

    Ekrem hazer ol mehin nihândır

    Kûyunda hezâr çâh-ı

    1Ekrem, sakın o aydan; gizlidir

    2onun mahallesinde bin fitne kuyusu.

    Mahlas beyti gazeli bir uyarıya bağlar ve beşinci beyitteki "câh" kelimesinin öbür anlamını açar: yükseklik burada çukura döner. "Kûy" sevgilinin mahallesi, âşığın dolandığı yerdir; kuyuların gizli olması, yolun her adımının tuzak olduğu anlamına gelir.

Kavram sözlüğü (8) ↓
Kaynak

Metnin kaynağı

Türkçe Vikikaynak'taki 142911 numaralı sürüm esas alındı. Sayfanın gövdesi "Kafiye-i Hâ/İkinci Gazel" satırıyla başlıyor; bu, sayfanın kendi adıyla ("Beşinci Gazel") bile uyuşmayan bir başlık tekrarıdır, dize değildir ve alınmadı. Kaynak ilk on beyti tek satırda, iki mısraı yan yana basıyor; mısralara bölme büyük harf sınırından burada yapıldı, son beyit kaynakta zaten iki satırdır. Dördüncü beyitteki "çeşmın" yazımı kaynaktadır (öbür yerlerde "çeşmin") ve düzeltilmedi. Mahlas "* Ekrem *" biçiminde yıldızlıdır; yıldızlar temizlendi.

Kaynak sayfasını aç ↗Günümüz Türkçesi ve yorumlar Dizegâh editoryası tarafından hazırlanmıştır.
Bir hata mı var? Bildirin

Yanlış bir dize, hatalı bir çeviri ya da eksik bir kaynak gördüyseniz yazın. Metni doğrulayıp düzeltiyoruz.

Okumaya devam edin

Sırada ne var?

Sonraki şiirGamzen ki tarf-ı çeşm-i sühan-gûda gizlenirRecaizade Mahmut Ekrem · Gazel

Kavram sözlüğü

8 kavram bulundu.

kâkül

alna düşen saç

sâye-gâh

gölgelenilen yer

fitne

karışıklık, baştan çıkarma

Hârût

Bâbil'de sihir öğrettiğine inanılan melek

gamze

süzgün, manalı bakış

nahvet

kibir, büyüklenme

kemîn

pusu

kûy

sevgilinin oturduğu mahalle