Ey mahabbet bezmine tâlib dil-i mahzun garîb
Mahzun ve garip gönül aşk meclisine talip olur, ayrılık köşesinde gözyaşını Ceyhun’a çevirir. Derde çare söyleyecek pir bulamaz, kavuşmaya bir an imkân erişmez. Bela meydanı, meşakkat yolu, Leyla saçların sevdası ve akılsız Mecnunluk içinde ölüm ordusunun gece baskınından korkulur. Ömer aklını yitirip gam diyarında dolaşan, gurbeti yurt edinmiş çıplak ve borçlu garip olarak çizilir.
Özgün dizeler ve günümüz Türkçesi karşılığı gösteriliyor.
- 1
Ey tâlib dil-i mahzun garîb
eylemiş çeşmin yaşın Ceyhun garîb
1Ey sevgi meclisine talip mahzun, garip gönül;
2Ayrılık köşesinde gözünün yaşını Ceyhun etmişsin, garip.
- 2
Hiç kıyâs olmaz derûnun âteşi efzun garîb
Ey garîb feryâdı koy bilmez bu garîb
1İçinin artan ateşiyle hiçbir şey kıyaslanmaz, garip;
2Ey garip, feryadı bırak; bu kadın dünya bilmez, garip.
Derundaki ateş “efzun”, giderek artandır ve başka hiçbir şeyle kıyas kabul etmez. Dünya “dehr-i zen”, yani kadın/yaşlı kadın gibi kişileştirilir; garibin feryadını bilmemesi acının evren tarafından anlaşılmadığını söyler.
- 3
Mübtelâ oldun bu sevdâ rencine ey
İrmedin bir pîre kim diye bu derdine devâ
1Bu sevda sıkıntısına tutuldun ey nasipsiz;
2Derdine deva diyecek bir pire erişmedin.
Sevda “renc”tir ve gönül “bînevâ”, nasipsiz veya çaresizdir. Derdine “devâ” diyecek bir “pîr”e erişememek, yalnız sevgili yokluğunu değil aşk yolunda bilgili rehber eksikliğini de gösterir.
- 4
Kâh-ı aşkta bir zaman oldun
Vuslata bir lâhza imkân olmadın meftun garîb
1Aşk sarayında bir süre heva talibi oldun;
2Kavuşmaya bir an imkân olmadın/olmadı, tutkun garip [kip kapalı].
“Kâh-ı aşk” saray çağrışımıyla sevdayı yüksek mekâna taşır, fakat gönül burada “talebkâr-ı hevâ” olur. Vuslata bir lahza imkân bile doğmaması, görkemli yapının içinde kapalı kalan âşığı anlatır; “olmadın/olmadı” kişi bağı açık tutulur.
- 5
Bunca demlerdir belâ meydânına koydun seri
Gelberi dilersen rehberi
1Bunca zamandır başını bela meydanına koydun;
2Rehber istersen meşakkat yolunda “gelberi” [basılı yüzey korunur].
Başın “belâ meydânı”na konması aşkı karşılaşma ve savaş alanına çevirir. “Râh-ı meşekkat” bu meydandan uzanan zorlu yoldur; basılı “gelberi” ayrıştırılmadan korunur, rehber isteme çağrısı görünür anlam olarak kalır.
- 6
Hep başımdadır saçı Leyla’ların sevdâleri
Hiç senin başında yok aklın neden mecnun garîb
1Leyla saçlıların sevdaları hep başımdadır;
2Senin başında hiç akıl yok; neden Mecnun, garip?
Leyla saçların “sevdâleri” başı sürekli doldurur; siyah saç ile klasik Leyla adı düşünceyi kuşatır. Buna rağmen ikinci dize “başında akıl yok” diye doğrudan azarlar ve gönlü Mecnun rolüne yerleştirir; saç ile delilik karşılıklı efsane çiftine dönüşür.
- 7
Korkum oldur bir mahalsiz yerde ten hâlet bulur
Zinde iken za’fa yüz tutar beden illet bulur
1Korkum şudur: beden yersiz bir yerde hâlet bulur [dizim kapalı];
2Canlıyken beden zayıflığa yönelir, hastalık bulur.
Korku “mahalsiz yerde” bedenin bir hâlet bulmasına yöneliktir; yer ve durum ilişkisi kapalıdır. Açık olan, canlı bedenin bile zayıflığa yüz tutup “illet” bulmasıdır; ölümden önce güç kaybı yaklaşan tehlikenin habercisi olur.
- 8
Gûşe-i gamda yatırken teşne leb fırsat bulur
Gafilin eyler sana şebhun garîb
1‘Gam köşesinde yatarken susuz dudak fırsat bulur’ [özne geçişi açık];
2Gafilken ecel ordusu sana gece baskını yapar, garip.
“Teşne leb fırsat bulur” yüzeyinde fırsatı bulan öğe susuz dudağa bağlanabilir, ancak ecel ordusuna taşan yan cümle olasılığı da kapanmaz; modern bu geçişi aparatlı tutar. Açık tehdit, gaflet anında “ceyş-i ecel”in gece baskını yapmasıdır.
- 9
Aklını bu yolda zâyetmiş Ömer hayrânınız
Cüstücû eyler diyâr-ı gamda sergerdânınız
1Ömer bu yolda aklını yitirmiş, hayranınızdır;
2Gam diyarında arayan, başı dönmüş kişinizdir.
Ömer aklını bu yolda “zâyi” etmiş, hayran ve sergerdandır; kayıp düşünce mekânsal başıboşluğa dönüşür. “Cüstücû” arayışı sürdürür, fakat aranan şey açıklanmaz; gam diyarında dolaşmanın kendisi kimliğe dönüşür.
- 10
Gurbeti mesken edinmiş serserî üryânınız
Bîkes ü bîçâre bî dil gârîb
1Gurbeti yurt edinmiş serseri çıplağınızdır;
2Kimsesiz, çaresiz, gönülsüz, iflas etmiş ve borçlu garip.
Son birim garibi sıfat yığınıyla çıplak bırakır: serseri, üryan, bîkes, bîçâre, bîdil, müflis ve medyun. Gurbet artık geçici yol değil “mesken”dir; toplumsal, duygusal ve ekonomik yoksunluklar tek kişinin üzerinde toplanır.
Metnin kaynağı
Ergun 1936 No.308 gövdesinde “Aklını bu yolda zâyetmiş Ömer hayrânınız” mahlası görünür.
Atıf kanıtını aç ↗Kaynak sürümü ergun1936-n308-54C6684F3376. Sadeddin Nüzhet Ergun, Âşık Ömer: Hayatı ve Şiirleri (1936), şiir No.308, PDF 253; 10 iki dizelik birim/20 dize. Tarama yeniden dağıtılmadı.
Kaynak sayfasını aç ↗Günümüz Türkçesi ve yorumlar Dizegâh editoryası tarafından hazırlanmıştır.
Gönül “dil-i mahzun garîb” diye hem üzgün hem yabancı kişileştirilir; buna rağmen aşk meclisine girmeyi ister. Ayrılık “künc”e, gözyaşı Ceyhun’a dönüşür; dar köşe ile büyük nehir aynı iç varlığın zıt ölçeklerini kurar.