DDizegâhDijital şiir arşivi
Şiirler/Âşık Ömer/Ey meded ol nevcivânın hâtırı kalmış bana
Şiir · 17. yüzyıl

Ey meded ol nevcivânın hâtırı kalmış bana

Genç ve amber saçlı sevgilinin gönlü konuşana kırılmıştır; suçun ne olduğu bilinmez. Sayısız cefa, yoksulluk, birkaç cevap ve rakiple kurulan meclis görünür; ancak ‘Şâh-ı aşkında anın’, ‘başka yüzünden’ ve ‘anlayan… kim ferâmûş eyledi’ zincirleri tahminle tamamlanmaz. Sevgilinin yüzüne bakmaması dünyayı karartır; son birim söze gücenmeyi açıklar.

Özgün dizeler ve günümüz Türkçesi karşılığı gösteriliyor.

  1. 1

    Ey meded ol nevcivânın bana

    Kâkülü anber feşânın bana

    1Yardım, o gencin gönlü bana kırılmış;

    2amber saçanın gönlü bana kırılmış.

    “Ey meded” çığlığı, daha sebep açıklanmadan kırgınlığın aciliyetini duyurur. “Nevcivân” ve “anber-feşân” kâkül övgüleri sevgiliyi güzel gösterirken iki dizede yinelenen “hâtırı kalmış bana” sözü onun gönlünün konuşana karşı kapandığını bildirir; övgü ile gücenme aynı nakaratta birbirine bağlanır.

  2. 2

    Neyledim bilmem ki ben ol

    Hışm eden kaşı kemânın bana

    1O sarhoş gözlüye ne yaptım bilmiyorum;

    2öfke eden keman kaşlının gönlü bana kırılmış.

    “Neyledim bilmem” ifadesi suçu bilinmeyen bir sorgu açar; sevgilinin gözleri “mestâne”, kaşı ise hışımla gerilen “kemân”dır. Sarhoş bakışın gevşekliği ile öfkeli yayın gerilimi yüz üzerinde karşıt iki hareket kurar ve konuşan, ne yaptığını bilmediği hâlde bu hazır silahın hedefinde kalır.

  3. 3

    Şâh-ı aşkında anın çektim

    Ben gedâya âşinâlık etmeğe

    1‘Şâh-ı aşkında anın’ — sayısız cefa çektim [tamlamanın bağı kapalıdır];

    2ben yoksulla tanışıklık etmeye utanır.

    Konuşan “cefâlar bîhisâb” çektiğini ve kendisini “gedâ” saydığını açıkça söyler; sevgilinin onunla âşinalık etmeye “hicâp” etmesi mesafeyi büyütür. Buna karşılık “Şâh-ı aşkında anın” yüzeyindeki tamlama ‘onun aşk şahı uğruna’ diye yeniden kurulmaz. Şah, aşk ve ‘anın’ arasındaki bağ basılı tanığın kapalı sırasıyla bırakılır.

  4. 4

    Bilmeyüp başka yüzünden söyledim bir kaç cevâp

    Rûyi hûb ince miyânın bana

    1Bilmeden, ‘başka yüzünden’ birkaç cevap söyledim [bağ kapalıdır];

    2güzel yüzlü, ince bellinin gönlü bana kırılmış.

    “Bilmeyüp” sözün kasıtsız çıktığını, “bir kaç cevâp” ise hatanın konuşmayla ilgili olduğunu gösterir. Fakat “başka yüzünden” hem yüz imgesine hem sebep bildiren kullanıma açık olduğundan kesin bir üçüncü kişi suçu kurulmaz. Güzel yüz ve ince bel övgüsü, nedeni tam çözülemeyen kırgınlık nakaratına bağlanır.

  5. 5

    Ol perî karşımda mey nûş eyledi

    Ol rakîb-i bed likanın pendini gûş eyledi

    1O peri karşımda başkalarıyla şarap içti;

    2o kötü yüzlü rakibin öğüdünü dinledi.

    Peri sevgilinin âşığın gözü önünde “ağyâr ile” şarap içmesi, kırgınlığı kıskandırıcı bir gösteriye çevirir. Daha ağır olan, “rakîb-i bed-likâ”nın pendini dinlemesidir: güzel peri ile kötü yüzlü rakip yan yana getirilir ve mecliste kimin sözünün “gûş” edildiği, kimin dışarıda bırakıldığını belirler.

  6. 6

    Anlayan ol bîvefâyı kim

    Bîbedel hûrî cinânın bana

    1‘Anlayan ol bîvefâyı kim ferâmûş eyledi’ [özne ve soru bağı kapalıdır];

    2eşsiz cennet hurisinin gönlü bana kırılmış.

    “Anlayan”, “ol bîvefâyı”, “kim” ve “ferâmûş eyledi” unsurları basılı dizede tamamlanmış bir soru öznesi vermez. Bu yüzden ‘o vefasızı kim unuttu?’ biçiminde noktalama ve fail eklenmez. İkinci dize sevgiliyi eşsiz cennet hurisi diye över; unutma yüzeyinin kapalı oluşu ile hâtırın kalması birlikte korunur.

  7. 7

    Ey Ömer sohbet idüp bakmadı asla yüzüne

    Ol mahal göründü gözüne

    1Ey Ömer, sohbet etti ama asla yüzüne bakmadı;

    2o anda yeryüzü gözüne karanlık göründü.

    Mahlasla kendine seslenen Ömer, sevgilinin sohbet edip yine de “asla” yüzüne bakmamasını kaydeder; aynı ortamda bulunmak gerçek yakınlık yaratmaz. Bakışın esirgenmesiyle “rûy-i zemîn” gözüne zulmet görünür: sevgilinin yüzü görünmeyince bütün yeryüzü ışığını yitiren öznel bir manzaraya dönüşür.

  8. 8

    Ol melek sîmâ senin

    Dişi dürr gonca miyânın bana

    1O melek yüzlü senin sözüne çok alınmış;

    2inci dişli, gonca belli sevgilinin gönlü bana kırılmış.

    Son birim kırgınlığın derecesini “gayet alınmış” sözüyle artık açıkça teşhis eder ve sebebi doğrudan “senin sözüne” bağlar. Buna rağmen diş “dürr”, beden “gonca miyân” diye övülür; konuşan kendi sözünün zararını kabul ederken sevgilinin güzelliğinden vazgeçmez, nakarat da onarım bekleyen gönlü son kez hatırlatır.

Kavram sözlüğü (8) ↓
Kaynak

Metnin kaynağı

Aidiyet doğrulandı

Ergun 1936 No.280 gövdesinde “Ey Ömer sohbet idüp bakmadı asla yüzüne” mahlası görünür.

Atıf kanıtını aç ↗

Kaynak sürümü ergun1936-n280-D59F8C236F4A. Ergun 1936, şiir No.280, PDF 233–234; 8 birim/16 dize. Tahmin yapılmayan yerler: U3 ‘Şâh-ı aşkında anın’, U4 ‘başka yüzünden’ ve U6 ‘Anlayan… kim ferâmûş eyledi’ zincirleri kapalıdır; tanıksız tamlama, fail veya soru eklenmedi. Tarama yeniden dağıtılmadı.

Kaynak sayfasını aç ↗Günümüz Türkçesi ve yorumlar Dizegâh editoryası tarafından hazırlanmıştır.
Bir hata mı var? Bildirin

Yanlış bir dize, hatalı bir çeviri ya da eksik bir kaynak gördüyseniz yazın. Metni doğrulayıp düzeltiyoruz.

Okumaya devam edin

Sırada ne var?

Sonraki şiirEy melek tal’at perî peyker sabâhın hayr olaÂşık Ömer · Şiir

Kavram sözlüğü

8 kavram bulundu.

hâtırı kalmış

Gönlü kırılmış, incinmiş.

gözleri mestâneye

Sarhoş bakışlı sevgiliye.

cefâlar bîhisâb

Sayısız eziyet; U3’te ‘Şâh-ı aşkında anın’ tamlamasını çözmez.

eyler hicâp

Utanır, çekinir.

ağyâr ile

Yabancılar ve rakiplerle.

ferâmûş eyledi

Unuttu; U6’da özne ve soru bağı kapalıdır.

rûy-i zemîn zulmet

Yeryüzünün karanlık görünmesi.

gayet alınmış sözüne

Sözüne çok gücenmiş.