Ey Ömer, Mecnun Ömer, usanmış Ömer, Âşık Ömer
Ömer kendi adını ve âşıklık hâllerini nakarat gibi sıralar. Dil ilimlerini, tefsiri ve gece yazdığı anlamları anarken Tanrı’nın birliğini zikreder. Dünya saltanatını, malı ve altını istemez; ibadet, takva ve peygamber sevgisine yönelir. Son bölümde toplu dua ve gazayı aynı inanç kimliğinde birleştirir.
Özgün dizeler ve günümüz Türkçesi karşılığı gösteriliyor.
- 1
Ey Ömer mecnun Ömer Ömer Âşık Ömer
Bu cihanda kimseye hiç bîzarar Âşık Ömer
1Ey Ömer, Mecnun Ömer, usanmış Ömer, Âşık Ömer.
2Âşık Ömer bu dünyada hiç kimseye zarar vermez.
- 2
Sarf mantık maânî vü beyân oldu kelâm
Âyeti fürs ile hem tefsîr eder Âşık Ömer
1Sarf, nahiv, mantık, anlam ve anlatım ilimleri söz oldu.
2Âşık Ömer ayeti Farsçayla birlikte yorumlar.
Dil bilgisi, mantık, anlam ve anlatım ilimleri şairin donanımını sıralar. Ayeti Farsçayla da yorumlayabilmesi, halk şairi kimliğinin yanında çok dilli öğrenme iddiasını öne çıkarır.
- 3
Yâ İlâhî bu vücûdum yandı kül oldu meded
lemmâ yezelsin tâ kıyâmet tâ ebed
1Ey Tanrım, bu bedenim yanıp kül oldu; yardım et.
2Sen ezelî ve ebedîsin; kıyamete kadar da öyle kalırsın.
Yanan beden yardım isterken Tanrı’nın ezelîliği ve ebedîliği hatırlanır. Geçici insan acısı, kıyamete kadar değişmeyen ilahi varlığın karşısında korunma arayan küçük bir ses olur.
- 4
Birliğine şübhemiz yok Kul hüvallahu Ahad
Zikr ederler İns ü cin Şems ü kamer Âşık Ömer
1Birliğinden kuşkumuz yoktur: De ki Allah birdir.
2İnsan, cin, güneş ve ay Âşık Ömer’le birlikte zikreder.
Tevhid sözü insanı, cini, güneşi ve ayı ortak zikre çağırır. Ömer’in adı bu kozmik topluluğa eklenerek kişisel şiir bütün varlıkların katıldığı bir anış halkasına dönüşür.
- 5
Elde bâde dilde Hû sultân-ı aşkındır ulu
Şerr-i şeytan hıfz-ı düşman cümlemiz ağlar kamu
1Elde şarap, dilde ‘Hû’; o aşk sultanının büyüklüğüdür.
2Şeytanın kötülüğüne ve düşmana karşı korunup hepimiz birlikte ağlarız.
Eldeki bade ile dildeki ‘Hû’ dünyevi sarhoşluk ve manevi zikri aynı görüntüde birleştirir. Şeytan ve düşmandan korunma isteği, toplu gözyaşıyla aşk sultanına bağlanır.
- 6
Evveli Hû âhırı Hû bir dahi mahşerde Hû
Terk-i dünyâ oldu seyyah Âşık Ömer
1Başlangıcı Hû, sonu Hû, mahşerde de yine Hû’dur.
2Âşık Ömer dünyayı terk edip baştan başa gezgin oldu.
Başlangıçtan mahşere kadar ‘Hû’ denmesi, ilahi adın bütün zamanı kuşattığını belirtir. Dünya terk edilince şairin gezgin oluşu, sabit mülk yerine sürekli manevi yolculuğu seçtiğini gösterir.
- 7
Zâhidâ sor kim fenâda tâc-ı devletler nedir
Mescide gir kıl ibâdet bu cemââtler nedir
1Ey zahit, bu geçici dünyada devlet tacının ne olduğunu sor.
2Mescide girip ibadet et; bu cemaatler neden toplanmıştır?
Zahide yöneltilen sorular taç ile cemaatin gerçek değerini araştırır. Mescide girmek, geçici devlet işaretinden ayrılıp ortak ibadetin amacını yaşayarak öğrenmenin yolu olur.
- 8
Dinle divan nüshasın gör kim bu hikmetler nedir
Her gice çok dürlü ma’nâlar yazar Âşık Ömer
1Divan nüshasını dinle, bu hikmetlerin ne olduğunu gör.
2Âşık Ömer her gece türlü türlü anlamlar yazar.
Divan nüshası gece yazılan türlü anlamların kaydıdır. Şair kendi metnini hikmet kaynağı olarak gösterirken üretimini gündüzün gösterisinden uzak, sürekli bir gece emeğine bağlar.
- 9
Âlemin sevdâsın Allah başıma tâc eyleme
Defter-i takvâdan Allah bizi ihrâc eyleme
1Allah, dünya sevdasını başıma taç etme.
2Allah, bizi takva defterinden çıkarma.
Dünya sevdasının taç olmaması ve takva defterinden çıkarılmama duası iki farklı aidiyeti karşılaştırır. Şair iktidar simgesini reddedip manevi kayıtta kalmayı ister.
- 10
Tâlib-i dünyâ değil nâmerde muhtâc eyleme
İstemez yâ Rabbenâ çok Âşık Ömer
1Dünya peşinde değilim; beni namerde muhtaç etme.
2Ey Rabbimiz, Âşık Ömer çok gümüş ve altın istemez.
Namerde muhtaç olmama isteği, mal ve altın talebini reddetmekle tamamlanır. Kanaat yalnız yoksulluk değil bağımsızlığı koruyan bilinçli bir ahlak tercihi olarak belirir.
- 11
Ey haberdâr olmayan gel cümleten Allah içün
İdelim Hak’ka niyâzı hak Habîbullah içün
1Ey habersiz kişi, gel; hep birlikte Allah için,
2Tanrı’ya sevgili peygamber hakkı için yakaralım.
Habersiz kişiye yapılan çağrı bireysel zikri toplu niyaza dönüştürür. Peygamber sevgisi, bütün topluluğun Tanrı’ya yaklaşırken dayandığı ortak manevi gerekçedir.
- 12
Bu Ömer mansûbu neyler içün
Kâfire eyler gazâlar her sefer Âşık Ömer
1Bu Ömer makamı ne yapsın; yalnız Tanrı rızası için yaşar.
2Âşık Ömer her seferinde kâfire karşı savaşır.
Makamı reddeden Ömer, davranışını yalnız Tanrı rızasına bağlar ve savaşçı kimlikle kapanır. Şiir böylece âşık, bilgin, derviş ve gazi rollerini tek ad çevresinde toplar.
Metnin kaynağı
Basılı dizideki görünür Âşık Ömer mahlası ve Ergun koleksiyon yerleşimi birlikte doğrulandı: 1. dize “Ey Ömer mecnun Ömer bîzâr Ömer Âşık Ömer”; 2. dize “Bu cihanda kimseye hiç bîzarar Âşık Ömer”; 4. dize “Âyeti fürs ile hem tefsîr eder Âşık Ömer”; 8. dize “Zikr ederler İns ü cin Şems ü kamer Âşık Ömer”; 12. dize “Terk-i dünyâ oldu seyyah serbeser Âşık Ömer”; 16. dize “Her gice çok dürlü ma’nâlar yazar Âşık Ömer”; 20. dize “İstemez yâ Rabbenâ çok sîm ü zer Âşık Ömer”; 23. dize “Bu Ömer mansûbu neyler hasbeten lillâh içün”; 24. dize “Kâfire eyler gazâlar her sefer Âşık Ömer”.
Atıf kanıtını aç ↗Sadeddin Nüzhet Ergun’un 1936 tarihli Âşık Ömer: Hayatı ve Şiirleri baskısındaki 530 numaralı metnin 24 dizesi ve 12 birimi basılı sırayla korunmuştur. Tarama yeniden dağıtılmamıştır.
Kaynak sayfasını aç ↗Günümüz Türkçesi ve yorumlar Dizegâh editoryası tarafından hazırlanmıştır.Bir hata mı var? Bildirin
Sırada ne var?
Ey perî böyle perîşan olduğum bilmez misinÂşık Ömer · Şiir→
Adın Mecnunluk, usanmışlık ve âşıklık sıfatlarıyla çoğaltılması bir özportre kurar. Buna karşılık kimseye zarar vermeme sözü, taşkın aşk kimliğinin ahlaki sınırını belirler.