DDizegâhDijital şiir arşivi
Şiirler/Âşık Ömer/Ey Peri Kaddin Gibi Bir Servi Bâlâ Görmedim
Gazel · 17. yüzyıl

Ey Peri Kaddin Gibi Bir Servi Bâlâ Görmedim

Şair dünyayı, denizleri ve efsanevi âlemleri dolaştığını söyleyerek sevgilinin servi boyuna, nur yüzüne ve kaküllerine eş bulamadığını ilan eder.

Özgün dizeler ve günümüz Türkçesi karşılığı gösteriliyor.

  1. 1

    Ey perî kaddin gibi bir görmedim

    Ruhlerin şem’i gibi ben bir şeb ârâ görmedim

    1Ey peri, boyun gibi uzun bir servi görmedim;

    2Yanaklarının ışığı gibi geceyi süsleyen bir ışık görmedim.

    Servi boy ile geceyi aydınlatan yanak ışığı, sevgilinin bedenini hem yeryüzü hem gökyüzü ölçüsünde büyütür; “görmedim” hükmü eşsizliği daha ilk karşılaştırmada kurar.

  2. 2

    Hak Taâlâ nûra gark etmiş cemâl-i pâkini

    Ben senin gibi perî peyker dilârâ görmedim

    1Yüce Allah temiz yüzünü nura boğmuş;

    2Senin gibi peri bedenli, gönül süsleyen bir güzel görmedim.

    Yüzün ilahî nura boğulması, güzelliği insan emeğinden çıkarıp yaratılışın özel sonucu yapar. Peri beden ve gönül süsü sözleri, bu kutsal parlaklığı çekicilikle birleştirir.

  3. 3

    Dinleyip gezdim serâpâ bülbül-i şeydâları

    Cümle seyrettim cihanda dilber-i ra’nâları

    1Bütün çılgın bülbülleri dinleyip dolaştım;

    2Dünyadaki bütün güzel sevgilileri seyrettim.

    Bütün bülbülleri dinlemek ve bütün güzelleri seyretmek, anlatıcının hükmünü rastgele övgü olmaktan çıkarır; geniş tecrübe sonunda yine sevgili tek örnek olarak kalır.

  4. 4

    Komadım hiç bir hep aradım deryâları

    Cism-i pâkine mübeddel görmedim

    1Hiçbir inci kabuğu bırakmadan bütün denizleri aradım;

    2Temiz bedenine benzeyen eşsiz bir inci görmedim.

    Denizlerde kabuk bırakmadan inci aramak, karşılaştırmayı titiz ve zahmetli bir araştırmaya dönüştürür. Bulunamayan eşsiz inci, sevgilinin temiz bedeninin maddî dünyada karşılığı olmadığını söyler.

  5. 5

    Aşkın ile âh ederim sîneme dağlar yakup

    Serteser ettim cihânı boynuma zencir takup

    1Aşkınla ah çekip göğsüme yaralar açarım;

    2Boynuma zincir takıp dünyayı baştan başa dolaştım.

    Göğüste dağ yakmak ile boyna zincir takmak, arayışın bedelini yara ve tutsaklık üzerinden gösterir; dünyayı dolaşan âşık özgür bir gezgin değil, aşkın bağlı mahkûmudur.

  6. 6

    On sekiz bin âlemi geşt eyledim mumlar yıkup

    Hüsn içinde sencileyin -i bâlâ görmedim

    1On sekiz bin âlemi gezip mumlar söndürdüm;

    2Güzellik içinde senin gibi uzun bir fidan görmedim.

    On sekiz bin âlemin dolaşılması, güzellik kıyasını kozmik sınıra taşır. Mumları söndüren yolculuk sonunda sevgilinin uzun fidanı bütün ışık ve boy imgelerinden üstün çıkar.

  7. 7

    Bir gümüş servi gören sanur ki kadd ü kametin

    İbret ile kıl temâşâ gör bu zîbâ tal’atın

    1Boyunu gören, gümüş bir servi sanır;

    2İbretle seyret de bu güzel yüzü gör.

    Gümüş servi benzetmesi gözün ilk yanılgısıdır; ardından “ibretle bak” çağrısı, güzelliği yalnız hayranlık değil, yaratılışın inceliğini düşündüren bir işaret hâline getirir.

  8. 8

    Bn gönül bir mehlikadır sevdiğim bil kıymetin

    Her gören Mecnûn olur ben böyle Leylâ görmedim

    1Basılı “Bn” yüzeyiyle başlayan dize, gönlü bir ay yüzlüye bağlar; sevdiğim, kıymetini bil.

    2Her gören Mecnun olur; ben böyle bir Leyla görmedim.

    Basılı “Bn” yüzeyi onarılmadan belirtilir; ardından her görenin Mecnunlaşması güzelliğin toplu etkisini açar. Anlatıcı yine de onun gibi bir Leyla bulunmadığını savunur.

  9. 9

    Devr-i Âdem’den beri kim gördü böyle mehlika

    Gelmemiştir bu cihâna böyle âfet pür cefâ

    1Âdem devrinden beri böyle ay yüzlü birini kim gördü?

    2Bu dünyaya böyle cefa dolu bir afet gelmemiştir.

    Âdem’den beri kimsenin böylesini görmemesi tarihsel eşsizliği kurar; “afet” ve “cefa” sözleri ise bu olağanüstü güzelliğin yalnız sevinç değil tehlike taşıdığını hatırlatır.

  10. 10

    Ey Ömer seyreyledim dünyâyı ben Kaftan

    Böyle bir kâkülleri hâlâ görmedim

    1Ey Ömer, “Kaftan” biçimindeki kapalı basılı yüzeyle dünyayı gezdim;

    2Böyle parlak ve süslü kâküller görmedim.

    Mahlaslı kapanıştaki “Kaftan” yüzeyi sessizce Kaf’a çevrilmez; kesin olan, dünyayı dolaşma iddiasının kâküllerde durması ve parlak saçın arayışın son kanıtı olmasıdır.

Kavram sözlüğü (6) ↓
Kaynak

Metnin kaynağı

Aidiyet doğrulandı

Ergun’un Âşık Ömer dizisinde basılı No. 392; gövdede görünür Ömer mahlası doğrulandı.

Atıf kanıtını aç ↗

Âşık Ömer: Hayatı ve Şiirleri, Sadeddin Nüzhet Ergun, 1936; basılı No. 392; PDF 311–312; 10 birim/20 dize. Görünür Ömer mahlası ve kanıt kaydı korunmuştur; tarama yeniden dağıtılmaz.

Kaynak sayfasını aç ↗Günümüz Türkçesi ve yorumlar Dizegâh editoryası tarafından hazırlanmıştır.
Bir hata mı var? Bildirin

Yanlış bir dize, hatalı bir çeviri ya da eksik bir kaynak gördüyseniz yazın. Metni doğrulayıp düzeltiyoruz.

Okumaya devam edin

Sırada ne var?

Sonraki şiirEy perî peyker hatâdan saklasun Hâlık seniÂşık Ömer · Şiir

Kavram sözlüğü

6 kavram bulundu.

serv-i bâlâ

Uzun ve düzgün servi boy.

şeb-ârâ

Geceyi süsleyen.

sadef

İnci kabuğu.

dürr-i yektâ

Eşi olmayan tek inci.

mutarrâ

Parlak, taze ve süslü.

nahl

Fidan; boy benzetmesinde kullanılan ağaç.