DDizegâhDijital şiir arşivi
Şiirler/Âşık Ömer/Ey perî yüzlü şehim gül-i bahârım Mustafâ
Şiir · 17. yüzyıl

Ey perî yüzlü şehim gül-i bahârım Mustafâ

Peri yüzlü Mustafa’nın bakışı aklı ve iradeyi alır; âşık maldan vazgeçer, yol toprağı olur, hançer karşısında bağışlanma ve eman ister. “Rahm eder ben kuluna” ile “ağa yollum” dizimleri kaynakta kapalı kaldığından özne ve hitap eklenmez; görünen merhamet, suçunu bilme ve af arzusu öne çıkarılır.

Özgün dizeler ve günümüz Türkçesi karşılığı gösteriliyor.

  1. 1

    Ey perî yüzlü şehim Mustafâ

    Bir bakışla aklım aldı nazlı yârım Mustafâ

    1Ey peri yüzlü şahım, bahar gülüm Mustafa;

    2nazlı sevgilim, bir bakışla aklımı aldı Mustafa.

    Peri yüz, şah ve bahar gülü sıfatları Mustafa’yı hem hükümdar hem taze güzellik olarak kurar. Buna karşı “bir bakışla aklım aldı” ani ve tek hareketlidir; uzun övgü dizisi, sevgilinin kısa bir bakışla konuşanın zihni üzerindeki gücünü görünür kılar.

  2. 2

    ben senin meftûnum

    Neylerim cümle varım Mustafâ

    1İradem elimden gitti, ben sana tutkunum;

    2malı mülkü ne yapayım, bütün varım sensin Mustafa.

    “İhtiyârım gitti elden” iradenin kaybını somut bir elden çıkış gibi anlatır. Mal ve mülkü bildiren “mâli menâli” artık değersizdir; “cümle varım” hitabı bütün sahipliği sevgilinin şahsında toplar ve maddi vazgeçişi tutkunluğun ölçüsüne dönüştürür.

  3. 3

    içün türâb oldum yoluna

    Mevlâ’nın ihsânı çoktur rahm eder ben kuluna

    1Ayağına yüz sürmek için yolunda toprak oldum;

    2Mevlâ’nın ihsanı çoktur; “rahm eder ben kuluna” [basılı dizim kapalı].

    Ayağa yüz sürmek isteyen âşık yol üzerinde “türâb” olur; bedeni sevgilinin geçeceği toprağa indirger. Mevlâ’nın çok ihsanlı oluşu merhamet ümidi taşır, fakat basılı “rahm eder / ben kuluna” dizilimi düzeltilmiş bir “bana, kuluna” cümlesine sessizce çevrilmemelidir.

  4. 4

    Ben kulun öldürmek içün hançer almış eline

    Kıyma bana mâhitâbım Mustafâ

    1Ben kulunu öldürmek için eline hançer almış;

    2bana kıyma ey ay ışığım, gül yanaklım Mustafa.

    Hançer sevgilinin elindedir, âşık ise kendisini “ben kulun” diye ölüm tehdidinin nesnesi yapar. Ay ışığı ve gül yanak hitapları keskin silaha yumuşak, parlak bir yüzle karşılık verir; “kıyma bana” sözü güzellik övgüsünü doğrudan can bağışlama talebine çevirir.

  5. 5

    Âşıka cevreylemek kanûnudur dilberlerin

    Ekserisi cevre mâil ol

    1Sevgililerin kanunu âşığa cefa etmektir;

    2o gülen güllerin çoğu cefaya eğilimlidir.

    Dilberlerin “kanûnu” âşığa cefa etmek diye sunulur; bireysel acı, bütün güzellere yüklenen bir davranış kuralına genişler. “Gül-i handan” gülen çiçek imgesini taşırken onların çoğunun cefaya meyilli olması dış güzellikle içteki eziyet arasındaki çelişkiyi güçlendirir.

  6. 6

    Zannederler yere kalur âhları âşıkların

    Dokunur çerhine bir gün âh ü zârım Mustafâ

    1Âşıkların ahlarının yerde kalacağını sanırlar;

    2bir gün benim ahım ve feryadım feleğine dokunur Mustafa.

    Güzeller, âşıkların âhının yerde kalacağını sanır; şiir bu güveni feleğe dokunan sesle bozar. “Bir gün” gelecekteki karşılığı erteler, “âh ü zârım” ise konuşanın yakınmasını göksel düzene değecek bir kuvvet olarak sevgiliye geri gönderir.

  7. 7

    Der ki Ömer hadden aştı

    Böyle kalursa eğer hâlimiz olur pek yaman

    1Ömer der: tufan sınırı aştı, başımdan gitmedi;

    2böyle kalırsa hâlimiz pek kötü olur.

    “Der ki Ömer” mahlaslı söz tufanın sınırı aştığını bildirir; baştan gitmeyen taşkınlık iç hâlin sürekliliğini gösterir. “Böyle kalursa eğer” koşulu sonucun henüz kesin olmadığını korur, fakat hâlin “pek yaman” olacağı uyarısıyla tehlikeyi açık bırakmaz.

  8. 8

    Ağa yollum diledi âşıkların

    Söyle cürmüm bileyim ben de günâhım Mustafâ

    1“Ağa yollum diledi âşıkların senden eman” [bütün ibarenin dizimi kapalı];

    2Suçumu söyle de ben de günahımı bileyim Mustafa.

    “Ağa yollum” ile başlayan basılı dizi; yol, hitap ve dileme çağrışımlarını taşısa da özne-yüklem bakımından kapanmaz. Âşıkların “senden eman” isteği ve konuşanın suçunu bilme arzusu güvenle görülebilir; ilk dizeyi eklenmiş bir “efendim” ve kesin çoğul özneyle düzeltmemek gerekir.

Kavram sözlüğü (8) ↓
Kaynak

Metnin kaynağı

Aidiyet doğrulandı

Ergun 1936 No.265 gövdesinde “Der ki Ömer hadden aştı gitmedi serden tufan” mahlası görünür.

Atıf kanıtını aç ↗

Kaynak sürümü ergun1936-n265-5F4A5AF678FE. Sadeddin Nüzhet Ergun, Âşık Ömer: Hayatı ve Şiirleri (1936), şiir No.265, PDF 224; 8 iki dizelik birim/16 dize. İçerik aparatı: U3 “rahm eder ben kuluna” ve U8 “ağa yollum ... eman” basılı dizimleri kapalıdır. Tarama yeniden dağıtılmadı.

Kaynak sayfasını aç ↗Günümüz Türkçesi ve yorumlar Dizegâh editoryası tarafından hazırlanmıştır.
Bir hata mı var? Bildirin

Yanlış bir dize, hatalı bir çeviri ya da eksik bir kaynak gördüyseniz yazın. Metni doğrulayıp düzeltiyoruz.

Okumaya devam edin

Sırada ne var?

Sonraki şiirEy rakip, sevgilinin önünden çekil ya da kenarda dur
Ey rakib yârın önünden yâ savul yâ şöyle dur
Âşık Ömer · Şiir

Kavram sözlüğü

8 kavram bulundu.

gül-i bahârım

Bahar gülüm.

İhtiyârım gitti elden

İradem elimden çıktı.

mâli menâli

Malı ve mülkü.

Pâyine yüz sürmek

Ayağına yüz sürmek; sonraki “ben kuluna” dizimi ayrıca kapalıdır.

gül’izarım

Hançer karşısında merhamet istenen gül renkli yanaklı sevgili.

gül-i handanların

Gülen gül gibi güzellerin.

gitmedi serden tufan

Tufan başımdan gitmedi.

senden eman

Senden aman, güvence veya bağışlanma; “ağa yollum” ile özne bağı kapalıdır.