Ey Şeh-i Mülk-i Velâyet vey Hak’ın Kudret Eli
Hacı Bektaş'a söylenmiş bir selâm manzumesi: her bend “Esselâm” diye başlayan iki dizeyle kapanır. Şair önce dergâh eşiğini Kâbe'ye benzetir, sonra taşın yürümesi ve kışın meyve vermesi gibi menkıbeleri sayar, son bendde on iki imamın hakkı için kendine dua ister.
Özgün dizeler ve günümüz Türkçesi karşılığı gösteriliyor.
- 1
Ey şeh-i mülk-i velâyet vey Hak’ın kudret eli
Âsitânın Kâ’besine yüz sürüp dedik
Ravza mıdır eşiğin yâ bâğ-ı Rıdvânın güli
Mehdin okur cân ü dilden her seher can bülbüli
Esselâm ey hâdi-i râh-ı Hudâ nesl-i Ali
Esselâm ey kutb-i âlem Hacı Bektâş-ı Veli
1Ey velîlik ülkesinin şahı, ey Hakk'ın kudret eli!
2Eşiğinin Kâbe'sine yüz sürüp “evet” dedik.
3Eşiğin cennet bahçesi midir, yoksa Rıdvân bağının gülü mü?
4Her seher can bülbülü candan gönülden senin övgünü okur.
5Selâm sana, ey Ali soyundan gelen Hak yolunun kılavuzu;
6selâm sana, ey âlemin kutbu Hacı Bektâş-ı Velî.
- 2
etsin sana âlemde rehber isteyen
Eşiğinde hizmet etsin âb-ı kevser isteyen
Himmetim bahrına dalsın dürr ü gevher isteyen
Bir tavâf etsin kapunu isteyen
Esselâm ey hâdi-i râh-ı Hudâ nesl-i Ali
Esselâm ey kutb-i âlem Hacı Bektâş-ı Veli
1Dünyada kılavuz isteyen sana uysun;
2kevser suyu isteyen eşiğinde hizmet etsin.
3İnci ve cevher isteyen himmet denizine dalsın;
4büyük hac sevabı isteyen kapını bir kez tavaf etsin.
5Selâm sana, ey Ali soyundan gelen Hak yolunun kılavuzu;
6selâm sana, ey âlemin kutbu Hacı Bektâş-ı Velî.
Dört dize de aynı kalıpla kuruluyor: bir istek söyleniyor, karşılığında yapılacak iş gösteriliyor. “İsteyen” redifi bendi bir tarife listesine çeviriyor ve her satır aynı yere, dergâh eşiğine çıkıyor. Son dize hacc-ı ekberi kapıyı tavaf etmeye indirgemekle en cüretkâr adımı atıyor.
- 3
Nûr-i Hak’dır mutlaka âbâ vü ecdâdın senin
Ol sebebten râh-ı Hak’dır dâim irşâdın senin
On sekiz bin âlemin zikridürür yâdın senin
Hem nidâ geldi Hüdâ’dan yâd edüb adın senin
Esselâm ey hâdi-i râh-ı Hudâ nesl-i Ali
Esselâm ey kutb-i âlem Hacı Bektâş-ı Veli
1Ataların ve dedelerin mutlaka Hak nurudur;
2bu yüzden senin irşadın hep Hak yoludur.
3Senin anılman on sekiz bin âlemin zikridir;
4Allah'tan da adını anan bir ses geldi.
5Selâm sana, ey Ali soyundan gelen Hak yolunun kılavuzu;
6selâm sana, ey âlemin kutbu Hacı Bektâş-ı Velî.
Bend bir çıkarım zinciri gibi ilerliyor: soy nurdur, öyleyse yol da doğrudur. “Senin” redifi her dizenin sonunda muhatabı yeniden işaret ederek övgüyü tek bir kişide topluyor. Dördüncü dizedeki nidâ, velînin adının insanlar tarafından değil doğrudan Hak tarafından anıldığını söylüyor.
- 4
Pâye-i na’leynine bâlâ-yi arş oldu mekar
Emrin ile tek revân oldu hacer
Kuvvetinle çün şitâda meyve yetirdi seçer
Tâbi’-i hükmün olubdur cümle âlem
Esselâm ey hâdi-i râh-ı Hudâ nesl-i Ali
Esselâm ey kutb-i âlem Hacı Bektâş-ı Veli
1Arşın yükseği, ayakkabının basamağına yer oldu;
2buyruğunla taş, Arap atı gibi yürüdü.
3Kuvvetinle ağaç kışın meyve verdi;
4bütün âlem baştan başa hükmüne bağlanmıştır.
5Selâm sana, ey Ali soyundan gelen Hak yolunun kılavuzu;
6selâm sana, ey âlemin kutbu Hacı Bektâş-ı Velî.
Menkıbeler sıralanıyor: yürüyen taş ve kışın meyve veren ağaç Hacı Bektaş velâyetnâmesinin bilinen sahneleridir. İlk dize hepsinin ölçüsünü veriyor — arşın tepesi bir ayakkabının altına yer oluyor. Kaynak “makarr”ı “mekar”, “şecer”i “seçer” diye dizmiş; iki yazım da düzeltilmeden bırakıldı.
- 5
Âstân-ı izzetinde evliyâdır
Anların nutkudürür fehvâ-yi sırr-ı
Mu’cizenle dîne geldi niçe cins-i muhtelif
Ferd ü yektâsın velâyet içre hem tâcın elif
Esselâm ey hâdi-i râh-ı Hudâ nesl-i Ali
Esselâm ey kutb-i âlem Hacı Bektâş-ı Veli
1Yüce eşiğinde velîler itikâfa çekilmiştir;
2onların sözü “Lev keşife” sırrının anlamıdır.
3Mucizenle nice ayrı topluluk dine geldi;
4velîlik içinde tek ve eşsizsin, tacın da eliftir.
5Selâm sana, ey Ali soyundan gelen Hak yolunun kılavuzu;
6selâm sana, ey âlemin kutbu Hacı Bektâş-ı Velî.
“Lev keşife'l-gıtâ” Hz. Ali'ye nispet edilen sözdür: perde kalksa yakînim artmazdı. Kanberî bunu dergâhta itikâfa çekilen velîlerin ortak sözü sayarak bir kişiyi bir topluluğa çeviriyor. Son dizedeki elif hem “bir”dir hem Bektaşî elifî tacının biçimi; tek harf, teklik iddiasının resmi oluyor.
- 6
Mustafâ’nın sırrısın hem Şâh-ı merdan oğlusun
Şebper ü Şübper İbâd-ı nûr-ı Yezdan oğlusun
Bâkır u Ca’fer ki Hak’kın hâs Sultân oğlusun
Hazret-i Kâzım dahi Şâh-ı Horâsan oğlusun
Esselâm ey hâdi-i râh-ı Hudâ nesl-i Ali
Esselâm ey kutb-i âlem Hacı Bektâş-ı Veli
1Mustafâ'nın sırrısın, hem Şâh-ı merdân oğlusun;
2Şebber ile Şübber'in, Tanrı nuru kullarının oğlusun.
3Bâkır ile Ca'fer'in, Hakk'ın seçkin sultanının oğlusun;
4Hazret-i Kâzım'ın ve Horasan şahının da oğlusun.
5Selâm sana, ey Ali soyundan gelen Hak yolunun kılavuzu;
6selâm sana, ey âlemin kutbu Hacı Bektâş-ı Velî.
Dört dize de “oğlusun” ile bitiyor ve her seferinde bir kuşak geriye gidiliyor; övgü, soy kütüğü biçiminde kuruluyor. Şebber ile Şübber, Hasan ile Hüseyin'in İbrânî karşılıklarıdır. Zincirin Kâzım'da bitmesi rastlantı değil: Hacı Bektaş'ın Mûsâ el-Kâzım soyundan geldiği kabulü bu bendde açıkça diziye giriyor.
- 7
Şeh Takî vü ba Nakî nûr-i Hudâ’nın hakkiçün
Askerî vü Mehdi-i sâhib zamânın hakkiçün
Sûre-i Tâhâ vü Yâsin Hel etâ’nın hakkiçün
Rahmet eyle Kanberî’ye hânedânın hakkiçün
Esselâm ey hâdi-i râh-ı Hudâ nesl-i Ali
Esselâm ey kutb-i âlem Hacı Bektaş-ı Veli
1Şah Takî'nin ve Nakî'nin, Allah nurunun hakkı için;
2Askerî'nin ve zamanın sahibi Mehdî'nin hakkı için;
3Tâhâ, Yâsin ve Hel etâ sûrelerinin hakkı için;
4hanedanının hakkı için Kanberî'ye rahmet eyle.
5Selâm sana, ey Ali soyundan gelen Hak yolunun kılavuzu;
6selâm sana, ey âlemin kutbu Hacı Bektaş-ı Velî.
Manzume bir yemin formülüyle kapanıyor: üç dize boyunca “hakkı için” denip denip son dizede tek bir istek söyleniyor. Övgü böylece niyaza dönüşüyor ve şair adını ancak dilekle birlikte anıyor. Kaynak nakaratın ikinci dizesini yalnız burada şapkasız (“Bektaş”) dizmiş; fark korundu.
Metnin kaynağı
Türkçe Vikikaynak'taki 144492 numaralı sürüm esas alındı; sıra numarası (“— 2 —”) dize sayılmadı, geriye kırk iki dize kaldı. Kaynakta üç yazım tuhaflığı var ve üçü de korundu: dördüncü bendde “mekar” (makarr) ile “seçer” (şecer), yedinci bendde “ba Nakî”. Ayrıca nakaratın ikinci dizesi yalnız son bendde “Hacı Bektaş-ı Veli” diye şapkasız dizilmiş, öteki altı bendde “Bektâş”; fark kaynaktaki gibi bırakıldı.
Kaynak sayfasını aç ↗Günümüz Türkçesi ve yorumlar Dizegâh editoryası tarafından hazırlanmıştır.Bir hata mı var? Bildirin
Sırada ne var?
Âsmânın hâveridir ol Muhammed MustafâKanberî · Müseddes (mütekerrir)→
İlk dize iki hitabı yan yana koyuyor: biri makam adı (velâyet mülkünün şahı), öteki doğrudan “Hakk'ın kudret eli” — Ali için kullanılan tabirin Hacı Bektaş'a aktarılması bendin tonunu baştan belirliyor. “Belî” demek burada da ikrardır; eşik Kâbe sayılınca tavaf da niyaza dönüşüyor.