Âsmânın Hâveridir ol Muhammed Mustafâ
Yedi bendin hepsi aynı iki dizeyle kapanır ve Ali'yi peygamberlerle velîlerin önderi ilan eder. Bendler sırayla yaratılışı, Mi'râc'taki karşılaşmayı ve on iki imamı sayar; son bendde şair Hacı Bektaş'a el verip listeyi kendi ikrarıyla bağlar.
Özgün dizeler ve günümüz Türkçesi karşılığı gösteriliyor.
- 1
Âsmânın hâveridir ol Muhammed Mustafâ
oldu birisi ya’ni Şâh-ı Murtezâ
Birine dedi habîbim biri arslanım hudâ
İkisi bir nûr-i Hak’dır öyle bil ey pür safâ
Ol Ali’dir -yi evliyâ vü enbiyâ
Anın içün dedi Îsâ İncil’inde Îlyâ
1Muhammed Mustafâ göğün doğan güneşidir;
2öbürü, yani Şâh-ı Murtazâ, ay alınlı oldu.
3Allah birine “sevgilim”, ötekine “arslanım” dedi;
4ikisi tek bir Hak nurudur, ey saf gönüllü, böyle bil.
5Velîlerin ve peygamberlerin önderi işte o Ali’dir;
6İsa da bu yüzden İncil’inde ona Îlyâ dedi.
- 2
Pâdişâh-ı âlem oldu cismini cân eyledi
Bu cihan sultanların kendüye fermân eyledi
Sûret-i âdemde kendin gördü pinhân eyledi
Yer yüzüne geldi ismin Şâh-ı merdân eyledi
Ol Ali’dir -yi evliyâ vü enbiyâ
Anın içün dedi Îsâ İncil’inde Îlyâ
1Âlemin padişahı oldu, bedenini can hâline getirdi;
2bu dünyanın sultanlarını kendi buyruğu altına aldı.
3İnsan suretinde kendini gördü ve gizledi;
4yeryüzüne indi, adını Şâh-ı merdân koydu.
5Velîlerin ve peygamberlerin önderi işte o Ali’dir;
6İsa da bu yüzden İncil’inde ona Îlyâ dedi.
Üçüncü dize bendin en ağır iddiasıdır: gören de görülen de aynıdır, tecellî bir örtünmedir. Ergun, Kanberî'yi Bâtınî sayarken tam bu tür beyitleri gösterir; “yer yüzüne geldi” ifadesi mecazı örtmeye çalışmıyor, iniş fiilini olduğu gibi kuruyor. “Şâh-ı merdân” burada verilen bir ad, taşınan bir unvan değil.
- 3
Hak taâlâ varlığını verdi çün âb ü gile
’yı küllî yazdı hem levh-i dile
Her gelen peygamber ile rehnümâ oldur bize
Kudretinin binde birin söylesem gelmez dile
Ol Ali’dir -yi evliyâ vü enbiyâ
Anın içün dedi Îsâ İncil’inde Îlyâ
1Hak teâlâ varlığını suya ve toprağa verince,
2bütün adların bilgisini gönül levhasına da yazdı.
3Gelen her peygamberle bize yol gösteren odur;
4kudretinin binde birini söylesem dile sığmaz.
5Velîlerin ve peygamberlerin önderi işte o Ali’dir;
6İsa da bu yüzden İncil’inde ona Îlyâ dedi.
“Âb ü gil” Âdem'in çamurudur; “allemel-esmâ” ise Bakara sûresindeki “Âdem'e bütün isimleri öğretti” cümlesi. Bend bu ikisini üst üste koyup bilgiyi bedenin içine yazar: levha artık gökte değil gönüldedir. Dördüncü dizedeki söyleyememe itirafı, sayma işini bitirmeden bendi kapatmanın da gerekçesi oluyor.
- 4
Çıktı Mi’râca Muhammed gördü Arslanı Ali
Cebrâîle sordu ol dem dedi kimdir bu velî
Cebreil ver hâtemini bulmak istersen yolu
Vardı Ahmed gördü anda söyleyen şâhın dili
Ol Ali’dir -yi evliyâ vü enbiyâ
Anın içün dedi Îsâ İncil’inde Îlyâ
1Muhammed Mi'râc'a çıktı, arslan Ali'yi gördü;
2o anda Cebrâil'e sordu: bu velî kimdir, dedi.
3Cebrâil, yolu bulmak istersen yüzüğünü ver, dedi.
4Ahmed vardı ve orada konuşanın şahın dili olduğunu gördü.
5Velîlerin ve peygamberlerin önderi işte o Ali’dir;
6İsa da bu yüzden İncil’inde ona Îlyâ dedi.
Alevî-Bektaşî anlatısının en çok işlenen sahnesi: Mi'râc yolunu kesen arslana yüzük verilir, dönüşte yüzük Ali'nin ağzından çıkar. Kanberî sahneyi anlatmakla yetinmez, tanığı da değiştirir — soru soran Cebrâil değil Muhammed'dir. Son dize hükmü ses üzerinden verir: perdenin ardından konuşan “şâhın dili”dir.
- 5
ol Hasen’dir hem Hüseyn-i Kerbelâ
Âlemin çeşm ü çerâğı Şâh Ali Zeyn-el-abâ
Bâkır u Sâdık benâm ol sırr-ı şâh-ı evliyâ
Kim anın şânında Hak’tan nâzil oldu
Ol Ali’dir -yi evliyâ vü enbiyâ
Anın içün dedi Îsâ İncil’inde Îlyâ
1Göz nuru olan Hasan'dır, bir de Kerbelâlı Hüseyin;
2âlemin gözü ve çerağı Şâh Ali Zeynelâbidîn'dir.
3Bâkır ile Sâdık ünlüdür, velîler şahının sırrıdır;
4Hel etâ sûresi Hak katından onun şanına indi.
5Velîlerin ve peygamberlerin önderi işte o Ali’dir;
6İsa da bu yüzden İncil’inde ona Îlyâ dedi.
Buradan itibaren müseddes bir soy zincirine dönüşür ve imamlar sırayla anılır. Zincirin dayanağı dördüncü dizede: “Hel etâ”, İnsân sûresinin ilk kelimesidir ve Ehl-i beyt hakkında indiği kabul edilir. Şair böylece kendi listesinin altına bir âyet imzası koymuş oluyor.
- 6
Mûsi-i Kâzım hakikat ilminin deryâsıdır
Mûsi Rızâ zât-ı Hak’kın allemel’esmâsıdır
Şeh Takî kim Mustafâ’nın sırr-ı mâevhâsıdır
On sekiz bin âlemin hak bilmişim a’lâsıdır
Ol Ali’dir -yi evliyâ vü enbiyâ
Anın içün dedi Îsâ İncil’inde Îlyâ
1Mûsâ el-Kâzım hakikat ilminin denizidir;
2Rızâ, Hak zâtının “bütün adları öğretti”sidir.
3Şah Takî, Mustafâ'nın “vahyettiğini vahyetti” sırrıdır;
4on sekiz bin âlemin en yücesi odur, doğrusunu bildim.
5Velîlerin ve peygamberlerin önderi işte o Ali’dir;
6İsa da bu yüzden İncil’inde ona Îlyâ dedi.
Her imam bir âyet ya da bir kavramla eşleştiriliyor: Kâzım ilim denizi, Rızâ “allemel-esmâ”, Takî ise Necm sûresindeki “mâ evhâ” sırrı. Kaynak sekizinci imamı “Mûsi Rızâ” diye basmış; bir önceki dizedeki Mûsâ el-Kâzım'ın adı taşmış görünüyor, yazım düzeltilmeden bırakıldı.
- 7
Şeh Nakî vü Askerî’nin olmuşumdur ben kulu
Şeh Muhammed Mehdi’ye hem demişimdir ben belî
Hacı Bektaş-ı Veli’ye Kanberî sundu eli
Zâhir ü bâtında kendin söyleden dilden dili
Ol Ali’dir -yi evliyâ vü enbiyâ
Anın içün dedi Îsâ İncil’inde Îlyâ
1Şah Nakî ile Askerî'nin kulu olmuşumdur;
2Şah Muhammed Mehdî'ye de “evet” demişimdir.
3Kanberî elini Hacı Bektaş-ı Velî'ye sundu;
4zâhirde de bâtında da kendini söyleten, dilden dile geçen odur.
5Velîlerin ve peygamberlerin önderi işte o Ali’dir;
6İsa da bu yüzden İncil’inde ona Îlyâ dedi.
Sayım on ikinci imamda biter ve şair araya girer: “belî” yola girerken verilen evet, el sunmak da ikrarın kendisidir. Mahlas beyti zincirin ucunu Hacı Bektaş'a bağlayarak imam silsilesini tekke silsilesine ekler. Kanber, Hz. Ali'nin azatlı kölesinin de adıdır; mahlas seçimi başlı başına bir bağlılık ilanı.
Metnin kaynağı
Türkçe Vikikaynak'taki 144492 numaralı sürüm esas alındı; derlemenin bastığı sıra numarası (“— 1 —”) ile tür başlığı (“— Müseddes —”) şiirin dizesi olmadığı için alınmadı, geriye kırk iki dize kaldı. Altıncı bendde sekizinci imam “Mûsi Rızâ” diye dizilmiş, oysa kastedilen Ali er-Rızâ'dır; bir önceki dizedeki “Mûsi-i Kâzım”ın etkisiyle oluşmuş görünen bu yazım düzeltilmeden bırakıldı.
Kaynak sayfasını aç ↗Günümüz Türkçesi ve yorumlar Dizegâh editoryası tarafından hazırlanmıştır.Bir hata mı var? Bildirin
Sırada ne var?
Ey şeh-i mülk-i velâyet vey Hak’ın kudret eliKanberî · Müseddes (mütekerrir)→
Açılış bir çift kurar: güneş Muhammed, ay Ali. İki ayrı hitap iki ayrı makam gösterirken dördüncü dize ikisini tek nura indirger; müseddesin bütün yükü bu denklemin üstünde duruyor. Nakarattaki Îlyâ, İncil'in İlyas'ıdır — Ergun, Kanberî'nin bu adı doğrudan Ali'ye işaret saydığını ayrıca kaydeder.