DDizegâhDijital şiir arşivi
Şiirler/Zâtî/Ezelden Beri Aşk ile Sarhoş Olmuşum
6 beyitli manzume · 15.–16. yüzyıl

Ezelden Beri Aşk ile Sarhoş Olmuşum

Melamet, harabat, gönül sarayı ve Mansur imgeleriyle aşkın dışarıda rezillik, içeride lütuf ve sevinç olarak yaşanan çelişkisini kurar.

Özgün dizeler ve günümüz Türkçesi karşılığı gösteriliyor.

  1. 1

    چون ازلدن عشقله بن مست و مخمور اولمشم

    بكلرم كوى خرابانى كه معذور اولمشم

    1Ezelden beri aşk ile sarhoş olmuşum

    2Harabat yurdunu beklerim; bu yüzden mazur olmuşum

    Ezel sarhoşluğu ile harabatı bekleme, âşığın hâlini sonradan edinilmiş alışkanlık değil varoluşunun başlangıç şartı sayar. Ezel vurgusu, konuşanın harabat hayatını geçici kaçış değil kendi yaratılışına eşlik eden eski bir sözleşme saymasına imkân verir.

  2. 2

    زاهدا آگه ملامت طاشنى بيروده كيم

    عالمك رسوايى بم خاق ايچره مشهور اولمشم

    1Ey zahit, melamet taşını boşuna atma

    2Âlemin reziliyim; halk içinde böyle tanınmışım

    Zahidin attığı melamet taşı toplumsal rezilliği görünür kılar; konuşan kişi bu damgayı reddetmek yerine aşkın nişanı olarak üstlenir. Taş atan zahit toplumun hükmünü temsil ederken “meşhur” olma, utancı aşk uğruna taşınan açık bir işarete çevirir.

  3. 3

    دل سرايى سمنك طعن ايله خرابات اولالى

    هر طرفدن لطف جانان ايله معمور اولمشم

    1Gönül sarayı senin kınamanla harap olalı

    2Her yandan sevgilinin lütfuyla yeniden kurulmuşum

    Kınamayla yıkılan gönül sarayı sevgilinin lütfuyla mamur olur; aynı olay dışarıdan harabe, içeriden yeniden kuruluş biçiminde görünür. Kınayanın sebep olduğu yıkımı sevgilinin lütfu onarır; böylece dış saldırı, içeride beklenmedik bir ihsan kapısı açar.

  4. 4

    فارغ و آزاديم اعلى و ادنى دن چو

    غم دكل مدح ايله يازدم ايله مذكور اولمشم

    1Yüceden ve aşağıdan bağımsız, özgürüm

    2Gam değil; övgüyle yazılmış, anılır olmuşum

    Yüce ve aşağı makamların ikisinden de özgürleşme, şöhret isteğini değil medih içinde anılmanın getirdiği paradoksu öne çıkarır. Makam hiyerarşisinden çıkış, övgüyle anılma ihtimalini bile bağımsızlığın sınandığı ince bir benlik tuzağı hâline getirir.

  5. 5

    شمدلك پردلر ممتازده ويردم كوكى

    زلفك دارينه بك جان ايله منصور اولمشم

    1Bu satırın taramadaki sözdizimi kesin çözülemedi

    2Saçının darağacında can verip Mansur olmuşum

    Dokuzuncu satırın dizimi kesinleşmediği için yorum darağacı imgesine dayanır; saçın darında Mansur olmak, aşk uğruna can verme iddiasıdır. Okunamayan satır üzerine anlam kurulmaz; kesin olan darağacı ve Mansur bağı, saç telini ölümle sınanan sadakate dönüştürür.

  6. 6

    دل متاعن ويردلى يغمايه عشقى لشكرى

    حمد لله ذاتيا هر لحظه مسرور اولمشم

    1Aşk ordusu gönül malını yağmaya vereli

    2Allah’a hamdolsun Zâtî, her an sevinçli olmuşum

    Aşk ordusunun yağması gönlü mülksüz bırakırken son beyitteki sevinç, kaybın sevgilinin lütfu olarak kabul edildiğini gösterir. Yağmaya uğrayan gönül artık sahiplik iddia edemez; son sevinç, elden çıkan malın aşk ordusuna teslim edilmesinden gelir.

Kavram sözlüğü (6) ↓
Kaynak

Metnin kaynağı

Aidiyet doğrulandı

Şiir, bağlı kaynakta Zâtî adına kayıtlıdır; başlık, gövde ve şair kimliği sabit kaynak zinciriyle eşleştirilmiştir.

Atıf kanıtını aç ↗

Metin, Internet Archive kaydındaki tarihî taramaya bağlıdır. Günümüz Türkçesi ve açıklamalar ayrı editoryal katmandır.

Kaynak sayfasını aç ↗Günümüz Türkçesi ve yorumlar Dizegâh editoryası tarafından hazırlanmıştır.
Bir hata mı var? Bildirin

Yanlış bir dize, hatalı bir çeviri ya da eksik bir kaynak gördüyseniz yazın. Metni doğrulayıp düzeltiyoruz.

Okumaya devam edin

Sırada ne var?

Sonraki şiirGazel : (aldum) redifli
Adû-yi zâg elinden bir tezerv-i şive-kâr aldum
Zâtî · 5 beyitli gazel

Kavram sözlüğü

6 kavram bulundu.

harabat

Meyhane; tasavvufi şiirde benliğin çözüldüğü yer

melamet

Kınanmayı göze alan manevi tavır

Mansur

Hallâc-ı Mansûr; darağacı ve fedakârlık imgesi

zâhid

Aşkın melâmet hâlini dışarıdan yargılayan katı sofu.

dil sarayı

Kınamayla yıkılıp sevgilinin lütfuyla onarılan gönül.

leşker-i aşk

Gönlün bütün malını yağmalayan aşk ordusu.