Sevgiliden ayrılıkla gönül ıstıraba düşmüş yatıyor
Gönül, sevgiliden ayrılığın ateşiyle kıvranırken onun eşiğinde sabaha kadar bekler. Güzellik bahçesindeki goncalar, şahin gözler ve siyah kâküller sevgilinin yüzünü örtülü bir aya dönüştürür. Şair uzun süredir çektiği kahra rağmen sevgiliye ömür ve lütuf diler; Ömer’in övgüsü sonunda tek inci değerinde bir şiir kitabı olarak sunulur.
Özgün dizeler ve günümüz Türkçesi karşılığı gösteriliyor.
- 1
ile dil ıztırâb olmuş yatur
nâr-ı hicre derdiyâb olmuş yatur
1Gönül, sevgiliden ayrılıkla ıstıraba düşmüş yatıyor.
2Ayrılık ateşine duyduğu özlemle derde kavuşmuş yatıyor.
- 2
Eşiğinde subhadek ey saçları Leylâ senin
Reşk edüp bîhicâb olmuş yatur
1Ey Leyla saçlı sevgili, sabaha kadar eşiğinde beklerken,
2Kıvrımlı saç zincirini kıskanıp örtüsüzce yere serilmiş yatıyor.
Âşık sabaha kadar eşikte yatarken sevgilinin saç zincirini kıskanır; çünkü o zincir güzele sürekli dokunabilir. Örtüsüz ve savunmasız bekleyiş, saçın mecazi tutsaklığı karşısında gerçek bir teslimiyet görüntüsü yaratır.
- 3
Gülşen-i hüsnün içinde goncelenmiş güllerin
Gördüğünce zâre başlar âşık-ı bülbüllerin
1Güzellik gül bahçenin içinde goncalanan güllerini
2Gördükçe bülbül âşıkların ağlayıp inlemeye başlar.
Güzellik bahçesinde goncalanan güller sevgilinin taze yüz ayrıntılarıdır. Bunları gören bülbül âşıkların neşelenmek yerine feryada başlaması, erişilemeyen güzelliğin seyir zevkini hemen acıya çevirdiğini gösterir.
- 4
Çeşm-i katı amma siyah kâküllerin
Mâh rûyin üzre gûyâ pür nikab olmuş yatur
1Şahin gözlerin sert, siyah kâküllerin ise
2Ay yüzünün üstünde sanki kat kat örtü olmuş yatıyor.
Şahin gözü avını yakalayacak kadar sert ve keskindir; siyah kâküller ise ay yüzün üzerine düşen örtüler gibi çoğalır. Işık ile karanlık yan yana gelerek sevgilinin hem etkileyici hem kolay görünmeyen yüzünü kurar.
- 5
Hayli demdir ey perî çekmekteyim ben kahrini
Hak Taâlâ gün begün kılsun ziyâde ömrünü
1Ey peri, uzun zamandır senin kahrını çekiyorum.
2Yüce Tanrı ömrünü günden güne artırsın.
Uzun süredir çekilen kahır, şairi bedduaya değil sevgilinin ömrü için duaya yöneltir. Tanrı’dan gün gün artan ömür dilemek, karşılık görmeyen aşkın içinde bile korunan cömert bağlılığı belirginleştirir.
- 6
Lûtfunu ma’mûr kılsun bu vücûdun şehrini
Ol -i dil ü cânın harâb olmuş yatur
1Lütfun bu beden şehrini onarıp bayındır kılsın.
2Oysa gönül ve can çimenliğin yıkılmış yatıyor.
Sevgilinin lütfu âşığın bedenini onarabilecek bir imar gücü olarak düşünülür. Buna karşılık gönül ve can çimenliğinin harap yatması, beklenen iyiliğin henüz gelmediğini şehir ile bahçe imgeleri üzerinden gösterir.
- 7
Bâğ-i cennetten mi çıktın söyle sen ey hûr-ı în
Va’de-i vaslın bana kılsun yeter devlet hemîn
1Ey iri gözlü huri, cennet bahçesinden mi çıktın; söyle.
2Kavuşma sözün bana tek başına mutluluk olarak yeter.
Sevgilinin cennet bahçesinden çıkmış bir huriye benzetilmesi, insanüstü güzelliğini vurgular. Âşık için gerçek kavuşma gerçekleşmese bile yalnızca verilmiş bir vuslat sözü, başlı başına talih ve devlet sayılır.
- 8
Zâtına meddâh olaldan bu Ömer ey mehcebîn
gibi nazmı bir kitâb olmuş yatur
1Ey ay yüzlü, bu Ömer seni övmeye başladığından beri,
2Şiiri eşsiz bir inci gibi kitapta dizilmiş yatıyor.
Mahlas beytinde Ömer’in sürekli övgüsü şiirin maddi biçimine dönüşür. Dizelerin tek ve eşsiz inci gibi kitapta durması, sevgiliyi överken ortaya çıkan eserin de nadir bir mücevher değeri taşıdığı iddiasıdır.
Metnin kaynağı
Basılı gövdedeki görünür Ömer/Âşık Ömer mahlası doğrulandı: 15. dize “Zâtına meddâh olaldan bu Ömer ey mehcebîn”.
Atıf kanıtını aç ↗Sadeddin Nüzhet Ergun’un 1936 tarihli Âşık Ömer: Hayatı ve Şiirleri baskısındaki 564 numaralı metnin 16 dizesi ve 8 birimi basılı sırayla korunmuştur. Tarama yeniden dağıtılmamıştır.
Kaynak sayfasını aç ↗Günümüz Türkçesi ve yorumlar Dizegâh editoryası tarafından hazırlanmıştır.Bir hata mı var? Bildirin
Sırada ne var?
Gâh olur bin şevk ile mesrûr eder aşk âdemiÂşık Ömer · Tarihî kaynakta nazım şekli ayrıca sınıflandırılmadı→
Ayrılık gönlü yalnız üzmez, onu yatağa düşmüş bir hasta gibi hareketsiz bırakır. Hicran ateşine duyulan iştiyakın yeni bir derde dönüşmesi, âşığın acıdan kaçmak yerine sevgiliye götüren her yanışı benimsemesini anlatır.