DDizegâhDijital şiir arşivi
Şiirler/Recaizade Mahmut Ekrem/Kafiye-i Nûn / Ez-kafiye-i nûn 2
Gazel · 19. yüzyıl

Kafiye-i Nûn / Ez-kafiye-i nûn 2

Kafiyesi "-âneden" üzerine kurulu zengin bir gazel. Her beyit bir vazgeçmeyi reddeder: gamze deli gönülden, âşık cânâneden, sarhoş gönül gam yarasından ayrılmaz.

Özgün dizeler ve günümüz Türkçesi karşılığı gösteriliyor.

  1. 1

    Gamzesi olmaz bir dem dil-i dîvâneden

    Geçmez ol safâ-yı kûşe-i meyhâneden

    1Yan bakışı bir an olsun deli gönülden ayrılmaz;

    2o kan dökücü, meyhane köşesinin sefasından vazgeçmez.

    Gamze burada sevgiliden kopup kendi başına iş gören bir fâile dönüşür; "hûnî" (kan dökücü) sıfatı da sevgiliye değil doğrudan bakışa verilir. Deli gönül ise gamzenin uğradığı meyhane köşesi gibi düşünülür. İki dize de olumsuz fiille biter: ayrılmaz, geçmez.

  2. 2

    Hâtır-ı eyler neşât-âbâd-ı şevk

    Yâd-ı lâ'lin kim geçer gâhî dil-i vîrâneden

    1Gönlü Cemşîd'inki gibi şevkin şenlik yurduna çevirir

    2viran gönülden ara sıra geçen dudağının hatırası.

    Dudağın hatırası viran gönülden geçince, gönlü Cemşîd gibi şevkin şenlik yurduna çevirir. ‘Lâ‘l’ hem kırmızı dudak hem yakut çağrışımı taşır; beyit dönüşümü doğrudan hatıranın geçişine bağlar.

  3. 3

    Hayf kim cevrinle hâlâ imtihân eyler kazâ

    Biz ki dûr olsak da cândan geçmeyiz cânâneden

    1Yazık ki kaza hâlâ senin eziyetinle sınıyor bizi;

    2biz candan uzak düşsek de sevgiliden vazgeçmeyiz.

    "Cân" ile "cânâne" aynı kökten türer; beyit ikisini karşı karşıya koyup tercihini açıkça yapar. Sevgilinin cevri burada kişisel bir kaprisi olmaktan çıkar, kazânın elindeki sınav sorusuna dönüşür — eziyet eden sevgili değil, onu araç edinen kaderdir.

  4. 4

    Mey değil olursa neş'e-yâb eyler dili

    Zâhir oldukça o reng-i âteşîn peymâneden

    1Şarap değil zehir olsa bile gönlü neşelendirir,

    2o ateş rengi kadehte göründükçe.

    Renk burada içeriğin yerine geçer: kadehte görünen ateş rengi, içindekinin zehir olması ihtimalini önemsizleştirir. Rindâne bir tavırla tat değil görüntü öne alınır. "Zehr-âb" ile "neş'e-yâb" aynı dizede zıt uçları tutar ve şartın altını çizer: yeter ki kırmızı olsun.

  5. 5

    Tîgına cân vermege âmâdeyim ammâ gönül

    Cevher-i aşkın nice hıfz eylesin bîgâneden

    1Kılıcına can vermeye hazırım, ama gönül

    2aşkının cevherini yabancıdan nasıl saklasın?

    Ölmeye razı olan âşığın tek kaygısı sır tutmaktır; beyit fedakârlığı kolay, ketumluğu zor gösterir. "Cevher" hem öz hem mücevher demektir, bu yüzden kılıç dizesinin ardından saklanması gereken bir hazineye benzer. Bîgâne, aşk ehli olmayan yabancı, yani ağyârdır.

  6. 6

    Ekrem ol rûh-ı revânıñ neş'e-i zahm-ı gamı

    Tâ kıyâmet zâ'il olmaz hâtır-ı mestâneden

    1Ekrem, o akıp giden ruhun gam yarasının neşesi

    2kıyamete kadar sarhoş gönülden silinmez.

    Makta beyti "zahm" (yara) ile "neş'e"yi birleştirir: acı burada katlanılan bir hâl değil, sarhoşluk gibi tadılan bir hâldir. Süresi de dünyevî değil uhrevîdir, kıyamete bağlanır. "Rûh-ı revân" hem akıp giden ruh hem sevgili için kullanılan bir sıfattır.

Kavram sözlüğü (8) ↓
Kaynak

Metnin kaynağı

Türkçe Vikikaynak'taki 142905 numaralı sürüm esas alındı. Baştaki "İbtidâ-yı Gazeliyyât" satırı kitabın bölüm künyesidir, dize değildir; alınmadı. Kalan on iki dize altı beyte bölündü. Mahlas kaynakta "* Ekrem *" biçiminde yıldızlı ve boşluklu dizilmiştir; yıldızlar ve onların açtığı boşluk temizlendi. "Revânıñ" yazımındaki geniz n'si kaynağa uygun bırakıldı.

Kaynak sayfasını aç ↗Günümüz Türkçesi ve yorumlar Dizegâh editoryası tarafından hazırlanmıştır.
Bir hata mı var? Bildirin

Yanlış bir dize, hatalı bir çeviri ya da eksik bir kaynak gördüyseniz yazın. Metni doğrulayıp düzeltiyoruz.

Okumaya devam edin

Sırada ne var?

Sonraki şiirGönül gönül nice bir seyr-i bâg yetmezmiRecaizade Mahmut Ekrem · Gazel

Kavram sözlüğü

8 kavram bulundu.

gamze

süzgün yan bakış

cüdâ

ayrı, ayrılmış

hûnî

kanlı, kan dökücü

cemşîd-veş

efsanevî şah Cemşîd gibi

lâ'l

kırmızı dudak; yakut

zehr-âb

zehirli su, zehir

peymâne

büyük kadeh

bîgâne

yabancı, ilgisiz kimse