Gönül gönül nice bir seyr-i bâg yetmezmi
Şair gönlüne "yetmez mi" diye sorarak azarlar; her beyit bir şeyin yerine daha azını koyar. Son beyitte redif "etmez mi"ye dönüşür ve ecel bir engel değil kılavuz sayılır.
Özgün dizeler ve günümüz Türkçesi karşılığı gösteriliyor.
- 1
Gönül gönül nice bir seyr-i bâg yetmezmi
Garaz safâ ise -ı yetmezmi
1Gönül, gönül, daha ne kadar bağ gezeceksin, yetmez mi?
2Maksat safaysa, yaraların çiçekleri yetmez mi?
- 2
Gönül gidip ser-i kûyunda nâ'il-i feyz ol
Tehî-nişîni-i -i firâg yetmez mi
1Gönül, git de onun mahallesinin başında feyze eriş;
2boş bir köşede kaygısızca oturmak yetmez mi?
İlk beyit gönlü dışarıdan içeriye çağırıyordu, bu beyit tam tersini ister: köşene çekilmeyi bırak, sevgilinin sokağına git. "Künc-i firâg" kaygısız köşe demek ve zâhidin huzurunu temsil eder; gazel bu huzurun yerine kapı eşiğinde beklemeyi koyar.
- 3
Hücûm-ı şevkle def'-i gumûma ey dil-i zâr
Harîm-i meygedede bir yetmez mi
1Ey inleyen gönül, şevkin hücumuyla gamları savmaya
2meyhanenin mahreminde bir kadeh yetmez mi?
Beyit askerî bir dille kurulur: gam bir kuşatma, şevk bir hücum, kadeh de elde kalan tek silahtır. "Ayâg" hem kadeh hem ayak anlamına gelebilen bir kelimedir, meyhane bağlamı birincisini seçtirir. Redif burada azarlamadan çıkıp bir yeterlilik iddiasına döner.
- 4
Ümîd-i -i zülfüyle ey nesîm-i sabâ
Bu vakti gözledigim bî-dimâg yetmez mi
1Ey sabah rüzgârı, saçının kokusu ümidiyle
2bunca vakit dimağsız beklediğim yetmez mi?
Sabâ, divan şiirinde sevgiliden koku ve haber taşıyan ulaktır. Âşık bekleye bekleye "bî-dimâg" kalmıştır ve kelimenin iki anlamı aynı anda çalışır: hem burnu iş görmez hem aklı başında değildir. Bekleyişin bedeli böylece iki katına çıkar.
- 5
Ne ihtiyâc ola şem'e şeb-i muhabbette
O mâh-ı encümen-ârâ yetmez mi
1Muhabbet gecesinde muma ne ihtiyaç olsun;
2meclisi süsleyen o ay ışık olarak yetmez mi?
Bir meclis sahnesi: mum söndürülür, çünkü sevgilinin yüzü zaten aydınlatmaktadır. "Mâh-ı encümen-ârâ" hem ay hem meclisin süsü demek; "çerâg" kandil. Beyit yapay ışık ile göksel ışığı karşılaştırıp redifi ilk kez olumlu bir cevap bekleyecek biçimde kullanır.
- 6
Önünde şahs-ı ecel kasd-ı kûy-ı yâr edenin
Tarîk-i aşkta Ekrem etmez mi
1Sevgilinin mahallesine yönelenin önünde ecel şahsı
2aşk yolunda, Ekrem, iz sürüp kılavuzluk etmez mi?
Son beyit redifi "yetmez mi"den "etmez mi"ye çevirerek kafiyeyi korur ama soruyu değiştirir. Ecel burada yolu kesen değil yolu açan taraftır: "sürâg" iz sürme, arayıp bulma demek. Sevgiliye giden yolun önünde yürüyen şey ölümün kendisidir.
Metnin kaynağı
Türkçe Vikikaynak'taki 142920 numaralı sürüm esas alındı; baştaki "İbtidâ-yı Gazeliyyât" bölüm künyesi alınmadı, kalan on iki dize altı beyte bölündü. İlk beyitte redif kaynakta bitişik yazılmıştır ("yetmezmi"), sonraki beyitlerde ayrıktır ("yetmez mi"); bu tutarsızlık düzeltilmedi. Mahlas "*Ekrem*" biçiminde yıldızlıdır; yıldızlar atıldı.
Kaynak sayfasını aç ↗Günümüz Türkçesi ve yorumlar Dizegâh editoryası tarafından hazırlanmıştır.
Âşık gönlüne bahçe gezmeyi yasaklar ve yerine kendi yaralarını koyar: "dâg", yani yuvarlak yanık izi, biçim benzerliğiyle çiçeğe dönüştürülür. Redif bir soru değil bir azarlamadır. Kaynak bu iki dizede redifi bitişik yazmış, sonraki beyitlerde ayırmıştır.