Görenler bâde-i lâ'l-i lebin mestâne olmaz mı
Üç beyit, üç soru. Gazel baştan sona cevabı belli sualler sorarak ilerliyor: sevgilinin dudağını gören ayılabilir mi, kin güden felek sonunda kendisi yıkılmaz mı, akıl zülfün tuzağına düşmez mi?
Özgün dizeler ve günümüz Türkçesi karşılığı gösteriliyor.
- 1
Görenler bâde-i -i lebin mestâne olmaz mı
Sabâh-ı haşre dek vü dîvâne olmaz mı
1Dudağının yakut renkli şarabını görenler sarhoş olmaz mı?
2Mahşer sabahına dek başı dönmüş ve deli kalmaz mı?
- 2
Harâb etti cihânı -i gû bâl-i kahrıyla
Aceb âhir bu çarh-ı vîrâne olmaz mı
1Kahrının darbesiyle cihanı harap etti;
2acaba bu kin güden felek sonunda kendisi viran olmaz mı?
İkinci beyit muhatabı değiştiriyor: sevgiliden feleğe geçiyor. Kaynak burada bozuk — “sadme-i gû bâl-i kahrıyla” dizgisinde bir tamlama parçalanmış görünüyor ve düzeltilmedi. Beytin işi yine de açık: yıkanın da yıkılmasını dilemek, divan şiirinin feleğe açtığı davanın en bilinen biçimidir.
- 3
-ı -ı akl Ekrem'e hâl-i ruh-ı pâkin
Hele -ı ser-i zülfünde olmaz mı
1Ekrem'in akıl kuşunu avlayan, senin tertemiz yanağındaki bendir;
2hele zülfünün ucundaki tuzakta o bir misk tanesi değil midir?
Mahlas beyti bir av sahnesi kuruyor: akıl kuş, zülüf tuzak, yanaktaki ben de tuzağa serpilen yem. “Müşkîn-dâne” hem misk kokulu tane hem kara benek demektir, iki anlam aynı anda çalışıyor. Şair kendini üçüncü şahıs olarak anarak avlanan tarafa yerleşiyor.
Metnin kaynağı
Türkçe Vikikaynak'taki 142923 numaralı sürüm esas alındı; imlâsına dokunulmadı. Baştaki “İbtidâ-yı Gazeliyyât” bölüm başlığı ile kitabın “Nâ-tamâm” kaydı metne alınmadı — bu kayıt gazelin üç beyitte bırakılmış olarak basıldığını gösterir, metinde eksik dize yoktur. Mahlas dizenin içinde olduğu için alındı, çevresindeki yıldızlar atıldı. İkinci beyitteki “sadme-i gû bâl-i kahrıyla” dizgisi kaynakta bozuk görünüyor; bir tamlama parçalanmış olmalı, düzeltilmeden bırakıldı.
Kaynak sayfasını aç ↗Günümüz Türkçesi ve yorumlar Dizegâh editoryası tarafından hazırlanmıştır.
Soru kipi bütün gazelin kalıbı. Lâ'l hem yakut hem kırmızı dudak demek; “bâde-i lâ'l” bu iki anlamı birleştirip dudağı doğrudan içilen şey hâline getiriyor. İkinci dize sarhoşluğun süresini mahşere kadar uzatarak bir bakışlık ânı ebedî bir duruma çeviriyor.