Geç hubb-ı câh-ı âlem-i nâ-ber-karârdan
Sekiz beyitlik bir nasihat gazeli: makam sevgisini bırakmayı, bahardan değil aşk yarasından huzur ummayı, isteğini göstermemeyi öğütler. Son beyitte öğüt yerini teslime bırakır ve sevgiliden gelen gam taşı yastık olur.
Özgün dizeler ve günümüz Türkçesi karşılığı gösteriliyor.
- 1
Geç -ı âlem-i nâ-ber-karârdan
Ol mâye-gîr-i feyz-i bekâ iftikardan
1Yerinde durmayan bu âlemin makam sevgisini bırak;
2kalıcılık feyzinin mayasını yoksulluktan al.
- 2
Ezhâr-ı dâg-ı aşktan al -i huzûr
Olma heves-pezîr-i safâ nev-bahârdan
1Huzurun kokusunu aşk yarasının çiçeklerinden al;
2ilkbahardan safa umma.
Bahar ile yara karşı karşıya konur: huzurun kokusu aşk yarasının çiçeklerinden alınacak, nevbahardan safa beklenmeyecek. “Ezhâr-ı dâg” tamlaması yaraları çiçek olarak resmeder; bedendeki yanık izleri böylece bir bahçeye çevrilir.
- 3
Düşme hevâ-yı hestîye ey sâlik-i gurûr
Gör gayet-i vücûdunu her bir gubârdan
1Ey gurur yolcusu, varlık hevesine düşme;
2kendi varlığının sonunu her bir toz zerresinde gör.
“Sâlik-i gurûr” ters bir yolcu adıdır: yola çıkmış ama kibrini bırakmamış kişi. Ona verilen ölçü aracı toz zerresidir; varlığının sınırını her gubârda görmesi istenir. Nasihat soyut bir öğüt yerine bakılacak bir nesne verir.
- 4
Izhâr-ı hâhiş eyleme arş olsa mesnedin
kıl serin elem-i rûzgârdan
1Dayanağın arş olsa bile isteğini açığa vurma;
2başını zamanın eleminden kurtar.
Beyit istemeyi değil, istemeyi göstermeyi yasaklar: dayanağın arş bile olsa “ızhâr-ı hâhiş” etme. İkinci dizedeki “rûzgâr” hem rüzgâr hem zaman demektir; başı zamanın eleminden kurtarmak, dilenmeyi bırakmakla mümkün olur.
- 5
Ol meyden et ümîd neşât-ı derûn kim
Zehr-âb-ı gam-sıfat ola âri humârdan
1İç neşesini o şaraptan um ki,
2gam gibi zehir suyu olsun ama humarı bulunmasın.
Aranan mey tuhaf bir meydir: gam gibi zehir suyu olacak, ama humarı olmayacak. Humar sarhoşluğun ardından gelen baş ağrısıdır; şair acıyı kabul edip yalnız pişmanlığı dışta bırakır. İstenen şey neşe değil, arkasında hesap bırakmayan bir iç sevinci.
- 6
Ol gülden ara neş'e-i bûy-ı vefâyı kim
Pejmürde şâh u berg ola âh-ı hezârdan
1Vefa kokusunun neşesini o gülden ara ki,
2dalı ve yaprağı bülbülün âhından solmuş olsun.
Bir önceki beytin kalıbı gülle tekrarlanır: vefa kokusu aranacak gül, dalı yaprağı bülbülün âhıyla solmuş olandır. Yani sağlam güzellikten değil, yıpranmış olandan vefa umulur. “Hezâr” bülbül demektir; bin anlamı da beyitte yankılanır.
- 7
Dil-besteyiz o va'de ki billah adîm olur
Hızr olsa imtidâd-ı dem-i intizârdan
1Öyle bir vaade gönül bağlamışız ki, billâh,
2Hızır olsa bekleyiş anının uzamasından yok olur.
Beklenen vaat o kadar uzaktır ki ömrü uzunluğuyla ünlü Hızır bile bekleyiş süresince yok olurdu. “Adîm” yok olan, “imtidâd-ı dem-i intizâr” ise bekleme anının uzayıp gitmesi demek. Yeminle pekiştirilen abartı, süreyi ölçülemez kılar.
- 8
Ekrem dil-i hazînime bâlîn-i hâb olur
Her seng-i gam ki vâsıl olur sûy-ı yârdan
1Ekrem, hüzünlü gönlüme uyku yastığı olur
2sevgili tarafından gelen her gam taşı.
Makta gam taşını yastığa çevirir: sevgiliden gelen her taş, hüzünlü gönle uyku yastığı oluyor. Taş atmak ilgisizliğin değil ilginin işareti sayıldığı için eziyet uykuya dönüşür. Gazel böylece açılıştaki terk öğüdünü bir teslim hâliyle kapatır.
Metnin kaynağı
Türkçe Vikikaynak'taki 142904 numaralı sürüm esas alındı. Metin kitabın “İbtidâ-yı Gazeliyyât” bölümünde “Kafiye-i Nûn / Ez-kafiye-i nûn 1” fihrist maddesiyle duruyor; başlık matlaın ilk dizesinden alındı. “İbtidâ-yı Gazeliyyât” bölüm künyesi ile “Ez-kâfiye-i nûn” alt künyesi metne alınmadı; kalan on altı dize sekiz beyte bölündü. Mahlastaki “*Ekrem*” yıldızları atıldı. Kaynağın imlâsına dokunulmadı; “iftikardan” ve “Izhâr” gibi şapkasız yazımlar olduğu gibi bırakıldı.
Kaynak sayfasını aç ↗Günümüz Türkçesi ve yorumlar Dizegâh editoryası tarafından hazırlanmıştır.
Gazel bir emirle açılır: makam sevgisini bırak. Sebep tamlamada saklı — âlem “nâ-ber-karâr”, yani kararsız. İkinci dize karşılığı verir: bekânın mayası zenginlikte değil iftikarda, yani yokluğu kabul etmektedir.