Gece gündüz hayaline döndüğüm
Hacı Bektaş'a seslenen bir niyaz nefesi. Şair önce rüyada görünmesini, sonra kırılan bendinin sarılmasını ister; pîri buluta, yağmura, yele, aya dönüşen bir varlık olarak anlatır ve mahşerde imdada çağırarak kapanır.
Özgün dizeler ve günümüz Türkçesi karşılığı gösteriliyor.
- 1
Gece gündüz hayaline döndüğüm
Bir gece rüyama gir Hacı Bektaş
Günahkârım günâhkârdan bezerim
Özüm dâra çektim sor Hacı Bektaş
1Gece gündüz hayaline yöneldiğim,
2bir gece rüyama gir Hacı Bektaş.
3Günahkârım, günahkârdan da bezerim;
4özümü dâra çektim, sor Hacı Bektaş.
- 2
Yandı bu kulunun nedir çaresi
Gene tazelendi yürek yaresi
derdlere derman olası
Bu bendimi sar Hacı Bektaş
1Bu kulun yandı, çaresi nedir?
2Yürek yarası yine tazelendi.
3İyileşmez dertlere derman olasın;
4bu kırık bendimi sar Hacı Bektaş.
Dörtlük bir hekim çağrısı gibi kuruluyor: yanık, taze yara, unulmaz dert, sonunda sargı. "Bend" hem bağ hem su seddidir; sınık bendi sarmak, hem kırık bir uzvu sarmak hem yıkılmış bir seti onarmak demeye gelir. Nakarattaki "sar" böylece iki işi birden görüyor.
- 3
Arının yaptığı bala benzersin
Şu garib ellerde gönlün eğlersin
ikrarına bağlarsın
Sâilin sattığı kul Hacı Bektaş
1Arının yaptığı bala benzersin,
2şu gurbet ellerinde gönlünü eğlersin.
3Bağlayıp ikrarına bağlarsın;
4isteyenin sattığı kulum Hacı Bektaş.
Övgü bir benzetmeyle başlayıp erkâna geçiyor: bal gibi tatlı olan pîr, aynı zamanda talibi ikrarına bağlayandır. "Bendidüben" bağlamak fiilini bir kez daha kuruyor, önceki dörtlüğün sınık bendiyle sesçe eşleşiyor. Son dize kapalı; sâilin sattığı kulun kim olduğu kaynakta açık değil.
- 4
Gâhi bulut olup göğe ağarsın
Gâhi yağmur olup yere yağarsın
Ay mısın, gün müsün gökten doğarsın
Ilgıt ılgıt esen yel Hacı Bektaş
1Kimi zaman bulut olup göğe yükselirsin,
2kimi zaman yağmur olup yere yağarsın.
3Ay mısın, güneş misin, gökten doğarsın;
4hafif hafif esen yelsin Hacı Bektaş.
Menkıbelerdeki don değiştirme burada dört unsura yayılıyor: hava, su, ışık, yel. "Gâhi ... gâhi" ikilisi yükselişle inişi karşı karşıya koyuyor, üçüncü dizedeki soru ise pîri tek bir surete bağlamayı reddediyor. Bir sonraki dörtlükteki "dörd anasır" bu sayımın adını koyacak.
- 5
Derdimin dermanı yaramın öcü
Dörd mevcud
Belinde kemeri başında tacı
Yüzünde parlıyor nur Hacı Bektaş
1Derdimin dermanı, yaramın öcü;
2dört unsur sende mevcut, kurtulmuş bölük.
3Belinde kemeri, başında tacı,
4yüzünde nur parlıyor Hacı Bektaş.
Önceki dörtlüğün buluta, yağmura, yele dağılan pîri burada toparlanıp bir surete kavuşuyor: kemer, taç, yüzdeki nur. "Gürûh-i nâcî" kurtuluşa erecek bölük demektir ve Bektaşî nefeslerinde topluluğun kendine verdiği addır; dört unsurun onda toplanması, o topluluğun tamamlığını söylüyor.
- 6
Daima Kul Himmet eder niyazı
Pir Sultan yolundan ayırma bizi
Ol mahşer gününde isteriz sizi
Muhammed önünde Hacı Bektaş
1Kul Himmet durmadan niyazını eder:
2Pir Sultan'ın yolundan bizi ayırma.
3O mahşer gününde sizi isteriz;
4Muhammed'in önünde imdadımıza yetiş Hacı Bektaş.
Mahlas dizenin içinde ve niyazın öznesi olarak geçiyor. Dilek burada tek kişiden topluluğa açılıyor: "bizi", "isteriz". "Car" imdada çağırmak demektir; kapanış, dünyadaki niyazı mahşer gününe taşıyıp Muhammed'in huzurunda bir şefaat isteğine çeviriyor.
Metnin kaynağı
Türkçe Vikikaynak'taki 144021 numaralı sürüm esas alındı; Ergun'un derlemesinde Kul Himmet bölümü tek sayfa olduğu için bu sürüm şairin bütün nefeslerini taşır. Kaynakta şiirin ayrı bir başlığı yok, ilk dize başlık yapıldı. İmlâya dokunulmadı: "derdlere", "garib", "Dörd", "mevcud" gibi d'li eski yazımlar ve "Bendidüben" olduğu gibi duruyor. Kaynak dördüncü ve beşinci dörtlükleri aralarına boş satır koymadan dizmiş; yirmi dört dize dörde tam bölündüğü ve kafiye ile nakarat düzeni bozulmadığı için bentler ayrıldı. Her dize on bir hece; sapma yok.
Kaynak sayfasını aç ↗Günümüz Türkçesi ve yorumlar Dizegâh editoryası tarafından hazırlanmıştır.
Nefes tek bir dilekle açılıyor: gece gündüz hayaline dönülen pîrin bir kez de rüyada görünmesi. Üçüncü dize suçu ikiye katlıyor, hem günahkâr olmak hem günahkârdan tiksinmek. Dördüncü dizedeki "dâra çekmek" darağacı değil, Bektaşî erkânında meydana çıkıp sorguya durmaktır; şair kendini o sorguya kendi eliyle veriyor.