DDizegâhDijital şiir arşivi
Şiirler/Kul Himmet/Gül bittiği yeri bilirim dersin
Nefes · 16.–17. yüzyıl

Gül bittiği yeri bilirim dersin

Şiir benlik iddiasını çürüterek açılıyor, sonra Kırklar cemini bir koku ve şarap sahnesi hâlinde anlatıyor. Her dörtlük "düştü" redifiyle kapanır: bilgi de gül de üzüm de sahibinin elinden düşerek yerini bulur.

Özgün dizeler ve günümüz Türkçesi karşılığı gösteriliyor.

  1. 1

    Gül bittiği yeri bilirim dersin

    Bilir misin benlik şeytana düştü

    madinin bulurum dersin

    bulanlar ummana düştü

    1"Gülün bittiği yeri bilirim" dersin;

    2bilir misin, benlik şeytana düştü.

    3"Cevher madenini bulurum" dersin;

    4cevher bulanlar ummana düştü.

    İki iddia, iki çürütme: dizeler ikişerli çalışıyor ve "dersin" redifi muhatabı konuşturup hemen susturuyor. Benliğin şeytana pay edilmesi bilmek fiilini şüpheli kılıyor; ikinci çiftte de cevheri bulan ödül almıyor, ummana düşüyor. Arayışın sonu kazanç değil kayboluş olarak konuyor.

  2. 2

    Ben Aliyi gördüm mahbup çağında

    Selmanm çiğninde yolun sağında

    Cennetten içeri bağında

    Bülbül figan eyler gülşana düştü

    1Ben Ali'yi gençlik çağında gördüm,

    2Selman'ın omzunda, yolun sağında;

    3cennetin içinde, firdevs bağında.

    4Bülbül feryat eder, gül bahçesine düştü.

    Dörtlük görgü tanıklığı diliyle kuruluyor: "gördüm" diyen kişi mekânı üç kez daraltarak tarif ediyor — yolun sağı, cennetin içi, firdevs bağı. "Çiğin" omuz demektir ve Bektaşî anlatısında Selman'ın omzu Ali'yi taşıyan yerdir; tanıklık böylece menkıbenin içine yerleşir.

  3. 3

    Selmanın çiğninde bir oğlan geldi

    Şahım dedi elini aldı

    Muhammed terini gül ile sildi

    Ol zaman kokusu insana düştü

    1Selman'ın omzunda bir oğlan geldi,

    2"Destur Şahım" deyip elini aldı.

    3Muhammed'in terini gülle sildi;

    4o zaman kokusu insana düştü.

    Gülün Peygamber terinden doğduğu yolundaki halk inancı burada bir sahneye çevriliyor. Ter silmek gibi gündelik bir hareket, kokunun insana geçmesiyle kalıcı bir mirasa dönüşüyor. "Destur" izin istemektir; tarikat edebinde eşik geçilmeden söylenir ve dizeye o adabı taşır.

  4. 4

    Muhammedi gören canlar ağladı

    Sel sel oldu çeşmim yaşı çağladı

    Cebrail Habibin belin bağladı

    Kırkların ceminde erkâna düştü

    1Muhammed'i gören canlar ağladı,

    2gözümün yaşı sel sel olup çağladı.

    3Cebrail, Habib'in belini bağladı;

    4Kırkların ceminde erkâna düştü.

    Ağlama üç kademede büyüyor: canlar ağlar, göz yaşı sel olur, ses çağlamaya döner. Bel bağlamak Bektaşî erkânında kemerbest edilmek, yani yola resmen alınmaktır; bunu Cebrail'in yapması Peygamber'i de aynı erkânın içine yerleştirir ve cemi göğe bağlar.

  5. 5

    Kırklar geldi her çiçekten derdiler

    Koklayuben yüzlerine sürdüler

    Her destesin bir güzele verdiler

    Gül Muhammed Selmana düştü

    1Kırklar geldi, her çiçekten derdiler;

    2koklayıp yüzlerine sürdüler.

    3Her demeti bir güzele verdiler;

    4gül Muhammed'e, nergis Selman'a düştü.

    Çiçek dağıtımı bir pay etme töreni gibi kuruluyor ve "düştü" redifi burada kur'a anlamına yaklaşıyor: kimseye seçtirilmiyor, herkesin nasibi düşüyor. Gülün Muhammed'e, nergisin Selman'a çıkması da çiçeklerin sırasını doğrudan velayet sırasına çeviriyor.

  6. 6

    Cennetin kapusun Kırklar açtılar

    Tohumunu yeryüzüne saçtılar

    Bir üzümü edüp içtiler

    Size mescit bize meyhane düştü

    1Cennetin kapısını Kırklar açtılar,

    2tohumunu yeryüzüne saçtılar.

    3Bir üzümü şıra edip içtiler;

    4size mescit, bize meyhane düştü.

    Kırklar ceminin bilinen sahnesi: tek bir üzüm tanesinin ezilip kırk kişiyi mest etmesi. "Engûr" Farsça üzüm demek, burada ezilmiş suyu kastediliyor. Son dize nefesin en keskin yeri; mescit ile meyhaneyi karşı karşıya koyuyor ama tercihi iddia gibi değil, düşen bir pay gibi söylüyor.

  7. 7

    Kul Himmet üstadım dilek diledi

    Seyyah olub şu âlemi eledi

    Arafat dağında bir koç meledi

    İsmail önünce kurbana düştü

    1Kul Himmet üstadım dilek diledi,

    2seyyah olup şu âlemi eledi.

    3Arafat dağında bir koç meledi;

    4İsmail'in önüne kurban olarak düştü.

    Mahlas dörtlüğü şiiri kurban kıssasına bağlıyor; "eledi" ile "meledi" arasındaki ses benzerliği arayışı da bir eleme işi saydırıyor. Redif son kez anlam değiştirip kurbana düşmeye varıyor, böylece şiir boyunca sayılan bütün düşüşler gönüllü bir fedayla tamamlanıyor.

Kavram sözlüğü (8) ↓
Kaynak

Metnin kaynağı

Sadettin Nüzhet Ergun'un "Bektaşî Şairleri ve Nefesleri" derlemesinden; Türkçe Vikikaynak'taki 144021 numaralı sürüm esas alındı, imlâsına dokunulmadı. İkinci dörtlükteki "Selmanm", dizgide ı ile n'in m okunmasından doğmuş bir bozulmadır (bir sonraki dörtlükte aynı söz "Selmanın" diye geçiyor) ve düzeltilmeden bırakıldı; "madinin", "kapusun", "Koklayuben", "edüp", "olub" yazımları da kaynaktaki gibidir. İkinci ve üçüncü dörtlük kaynakta araya boş satır konmadan dizilmiş; dörtlükler burada ayrıldı.

Kaynak sayfasını aç ↗Günümüz Türkçesi ve yorumlar Dizegâh editoryası tarafından hazırlanmıştır.
Bir hata mı var? Bildirin

Yanlış bir dize, hatalı bir çeviri ya da eksik bir kaynak gördüyseniz yazın. Metni doğrulayıp düzeltiyoruz.

Okumaya devam edin

Sırada ne var?

Sonraki şiirHer sabah her sabah ötüşür kuşlarKul Himmet · Nefes

Kavram sözlüğü

8 kavram bulundu.

cevahir

cevherler, kıymetli taşlar

madin

maden

umman

engin deniz, okyanus

çiğnin

omzun ("çiğin" omuz demek)

firdevs

cennetin en yüksek katı

destur

izin; "izninizle" anlamında hitap

engûr

üzüm; ezilmiş üzüm suyu

nerkis

nergis çiçeği