Gül bittiği yeri bilirim dersin
Şiir benlik iddiasını çürüterek açılıyor, sonra Kırklar cemini bir koku ve şarap sahnesi hâlinde anlatıyor. Her dörtlük "düştü" redifiyle kapanır: bilgi de gül de üzüm de sahibinin elinden düşerek yerini bulur.
Özgün dizeler ve günümüz Türkçesi karşılığı gösteriliyor.
- 1
Gül bittiği yeri bilirim dersin
Bilir misin benlik şeytana düştü
madinin bulurum dersin
bulanlar ummana düştü
1"Gülün bittiği yeri bilirim" dersin;
2bilir misin, benlik şeytana düştü.
3"Cevher madenini bulurum" dersin;
4cevher bulanlar ummana düştü.
- 2
Ben Aliyi gördüm mahbup çağında
Selmanm çiğninde yolun sağında
Cennetten içeri bağında
Bülbül figan eyler gülşana düştü
1Ben Ali'yi gençlik çağında gördüm,
2Selman'ın omzunda, yolun sağında;
3cennetin içinde, firdevs bağında.
4Bülbül feryat eder, gül bahçesine düştü.
Dörtlük görgü tanıklığı diliyle kuruluyor: "gördüm" diyen kişi mekânı üç kez daraltarak tarif ediyor — yolun sağı, cennetin içi, firdevs bağı. "Çiğin" omuz demektir ve Bektaşî anlatısında Selman'ın omzu Ali'yi taşıyan yerdir; tanıklık böylece menkıbenin içine yerleşir.
- 3
Selmanın çiğninde bir oğlan geldi
Şahım dedi elini aldı
Muhammed terini gül ile sildi
Ol zaman kokusu insana düştü
1Selman'ın omzunda bir oğlan geldi,
2"Destur Şahım" deyip elini aldı.
3Muhammed'in terini gülle sildi;
4o zaman kokusu insana düştü.
Gülün Peygamber terinden doğduğu yolundaki halk inancı burada bir sahneye çevriliyor. Ter silmek gibi gündelik bir hareket, kokunun insana geçmesiyle kalıcı bir mirasa dönüşüyor. "Destur" izin istemektir; tarikat edebinde eşik geçilmeden söylenir ve dizeye o adabı taşır.
- 4
Muhammedi gören canlar ağladı
Sel sel oldu çeşmim yaşı çağladı
Cebrail Habibin belin bağladı
Kırkların ceminde erkâna düştü
1Muhammed'i gören canlar ağladı,
2gözümün yaşı sel sel olup çağladı.
3Cebrail, Habib'in belini bağladı;
4Kırkların ceminde erkâna düştü.
Ağlama üç kademede büyüyor: canlar ağlar, göz yaşı sel olur, ses çağlamaya döner. Bel bağlamak Bektaşî erkânında kemerbest edilmek, yani yola resmen alınmaktır; bunu Cebrail'in yapması Peygamber'i de aynı erkânın içine yerleştirir ve cemi göğe bağlar.
- 5
Kırklar geldi her çiçekten derdiler
Koklayuben yüzlerine sürdüler
Her destesin bir güzele verdiler
Gül Muhammed Selmana düştü
1Kırklar geldi, her çiçekten derdiler;
2koklayıp yüzlerine sürdüler.
3Her demeti bir güzele verdiler;
4gül Muhammed'e, nergis Selman'a düştü.
Çiçek dağıtımı bir pay etme töreni gibi kuruluyor ve "düştü" redifi burada kur'a anlamına yaklaşıyor: kimseye seçtirilmiyor, herkesin nasibi düşüyor. Gülün Muhammed'e, nergisin Selman'a çıkması da çiçeklerin sırasını doğrudan velayet sırasına çeviriyor.
- 6
Cennetin kapusun Kırklar açtılar
Tohumunu yeryüzüne saçtılar
Bir üzümü edüp içtiler
Size mescit bize meyhane düştü
1Cennetin kapısını Kırklar açtılar,
2tohumunu yeryüzüne saçtılar.
3Bir üzümü şıra edip içtiler;
4size mescit, bize meyhane düştü.
Kırklar ceminin bilinen sahnesi: tek bir üzüm tanesinin ezilip kırk kişiyi mest etmesi. "Engûr" Farsça üzüm demek, burada ezilmiş suyu kastediliyor. Son dize nefesin en keskin yeri; mescit ile meyhaneyi karşı karşıya koyuyor ama tercihi iddia gibi değil, düşen bir pay gibi söylüyor.
- 7
Kul Himmet üstadım dilek diledi
Seyyah olub şu âlemi eledi
Arafat dağında bir koç meledi
İsmail önünce kurbana düştü
1Kul Himmet üstadım dilek diledi,
2seyyah olup şu âlemi eledi.
3Arafat dağında bir koç meledi;
4İsmail'in önüne kurban olarak düştü.
Mahlas dörtlüğü şiiri kurban kıssasına bağlıyor; "eledi" ile "meledi" arasındaki ses benzerliği arayışı da bir eleme işi saydırıyor. Redif son kez anlam değiştirip kurbana düşmeye varıyor, böylece şiir boyunca sayılan bütün düşüşler gönüllü bir fedayla tamamlanıyor.
Metnin kaynağı
Sadettin Nüzhet Ergun'un "Bektaşî Şairleri ve Nefesleri" derlemesinden; Türkçe Vikikaynak'taki 144021 numaralı sürüm esas alındı, imlâsına dokunulmadı. İkinci dörtlükteki "Selmanm", dizgide ı ile n'in m okunmasından doğmuş bir bozulmadır (bir sonraki dörtlükte aynı söz "Selmanın" diye geçiyor) ve düzeltilmeden bırakıldı; "madinin", "kapusun", "Koklayuben", "edüp", "olub" yazımları da kaynaktaki gibidir. İkinci ve üçüncü dörtlük kaynakta araya boş satır konmadan dizilmiş; dörtlükler burada ayrıldı.
Kaynak sayfasını aç ↗Günümüz Türkçesi ve yorumlar Dizegâh editoryası tarafından hazırlanmıştır.
İki iddia, iki çürütme: dizeler ikişerli çalışıyor ve "dersin" redifi muhatabı konuşturup hemen susturuyor. Benliğin şeytana pay edilmesi bilmek fiilini şüpheli kılıyor; ikinci çiftte de cevheri bulan ödül almıyor, ummana düşüyor. Arayışın sonu kazanç değil kayboluş olarak konuyor.