DDizegâhDijital şiir arşivi
Şiirler/Kul Himmet/Her sabah her sabah ötüşür kuşlar
Nefes · 16.–17. yüzyıl

Her sabah her sabah ötüşür kuşlar

Yedi dörtlüğün her dördüncü dizesi aynı kalıyor ve nefesi baştan sona bir zikre çeviriyor. Şiir sabahın kuş sesiyle açılıp On İki İmam'ı Hasan'ın ağu tasından Mehdî'nin kayboluşuna kadar sırayla anıyor, sonunda da şairi pirinin derdine bağlıyor.

Özgün dizeler ve günümüz Türkçesi karşılığı gösteriliyor.

  1. 1

    Her sabah her sabah ötüşür kuşlar

    Allah bir Muhammed Ali diyerek

    Bülbüller gül için figana başlar

    Allah bir Muhammed Ali diyerek

    1Her sabah, her sabah kuşlar ötüşür

    2"Allah bir, Muhammed Ali" diyerek.

    3Bülbüller gül için feryada başlar

    4"Allah bir, Muhammed Ali" diyerek.

    Nakarat daha ilk dörtlükte iki kez geldiği için zikir metnin yarısını kaplıyor. Kuşun ötüşü ile bülbülün feryadı aynı sözle karşılanınca doğadaki ses insan diline değil doğrudan tevhide bağlanıyor; divan şiirinin gül-bülbül mazmunu da aşk sahnesi olmaktan çıkıp bir ikrara dönüşüyor.

  2. 2

    Kısmetimiz kalbimizde buluna

    gitti Yemen yoluna

    Arıyız uçarız balına

    Allah bir Muhammed Ali diyerek

    1Kısmetimiz kalbimizde bulunsun,

    2Veyselkaran Yemen yoluna gitti.

    3Arıyız, kudret balına uçarız;

    4"Allah bir, Muhammed Ali" diyerek.

    Üç dize üç ayrı yol imgesi kuruyor: kalpte aranan kısmet, Yemen'den yürüyen Veyselkaran, çiçekten çiçeğe giden arı. Üçü de dışarıda başlayıp içeride biten yolculuklar. "Kudret balı" arıcılıkla ilahî lütfu tek kelimede tuttuğu için nasip, verilen değil toplanan bir şey gibi görünüyor.

  3. 3

    Biz de çektik İmamların yasını

    İşit gerçek erenlerin sesini

    İmam Hasan içti tasını

    Allah bir Muhammed Ali diyerek

    1Biz de İmamların yasını çektik,

    2gerçek erenlerin sesini işit.

    3İmam Hasan ağu tasını içti;

    4"Allah bir, Muhammed Ali" diyerek.

    Nefes burada matem faslına giriyor. İmam Hasan'ın zehirlenmesi tek dizeye sığdırılıyor: olay anlatılmıyor, anılıyor. Nakaratın hemen ardından gelmesi ağunun bile zikirle içildiğini ima ediyor. "Yas çekmek" fiili de nefesi Alevî-Bektaşî muharrem matemine doğrudan bağlıyor.

  4. 4

    olan eleklerden elendi

    olan Hak yoluna dolandı

    Şah Hüseyin al kanlara boyandı

    Allah bir Muhammed Ali diyerek

    1Ârif olan eleklerden elendi,

    2tâlip olan Hak yoluna dolandı.

    3Şah Hüseyin al kanlara boyandı;

    4"Allah bir, Muhammed Ali" diyerek.

    İlk iki dize yolun iki basamağını sıralıyor: ârif elenmiş olan, tâlip henüz dolanandır. Üçüncü dize bu tedricî sıralamayı Kerbelâ ile kesiyor, elenmenin son ölçüsü kan oluyor. "Elenmek" hem sınavdan geçmek hem eksilmek demektir; iki anlam da dizede aynı anda çalışıyor.

  5. 5

    Gönül kuşu kalb evinde yuvasın

    Serime de çöktü şahin yuvasın

    İmam Kâzım Musa Rıza duasın

    Allah bir Muhammed Ali diyerek

    1Gönül kuşu kalp evinde yuvasını,

    2başıma da şahin çöküp yuvasını kurdu;

    3İmam Kâzım'ın, Musa Rıza'nın duasını

    4"Allah bir, Muhammed Ali" diyerek.

    Dörtlük iki kuşu üst üste bindiriyor: gönül kuşu kalp evine yuva kuruyor, aynı anda başa bir şahin çöküyor. Kaynak üç dizeyi de belirtme ekiyle bitirip yüklemi söylemiyor, cümle nakaratın içinde tamamlanıyor. Anılan Kâzım ile Rıza, On İki İmam sayımının yedinci ve sekizinci halkası.

  6. 6

    Şah Takî ba Nakî nurolup gitti

    Hasanı Askerî erolup gitti

    Mehdî mağarada gitti

    Allah bir Muhammed Ali diyerek

    1Şah Takî ile Nakî nur olup gitti,

    2Hasan Askerî er olup gitti.

    3Mehdî mağarada sır olup gitti;

    4"Allah bir, Muhammed Ali" diyerek.

    Üç dize de aynı yüklemle bitiyor: gitti. Değişen yalnızca gidiş biçimi — nur, er, sır. Sayım Mehdî'nin gaybetiyle kapandığı için liste bir ölümle değil bir kayboluşla tamamlanıyor. "Ba" Farsça "ile" demek; kaynağın bitişik yazdığı "nurolup, erolup, sırrolup" biçimleri korundu.

  7. 7

    Dört kitab yazıldı yurduna düştü

    Kur’an Muhammedin virdine düştü

    Kul Himmet pirinin derdine düştü

    Allah bir Muhammed Ali diyerek

    1Dört kitap yazıldı, yurduna düştü;

    2Kur'an Muhammed'in virdine düştü.

    3Kul Himmet pirinin derdine düştü;

    4"Allah bir, Muhammed Ali" diyerek.

    Üç dize "düştü" redifiyle iniyor: kitap yurda, Kur'an virde, şair de pirin derdine. Aynı fiil hem nasip edilmeyi hem tutulmayı karşılıyor. Mahlas dizesi vahiyle başlayan silsileyi şairin kendi hâline bağlıyor ve ona düşen payı kitap değil dert olarak belirliyor.

Kavram sözlüğü (8) ↓
Kaynak

Metnin kaynağı

Sadettin Nüzhet Ergun'un "Bektaşî Şairleri ve Nefesleri" derlemesinden; Türkçe Vikikaynak'taki 144021 numaralı sürüm esas alındı, imlâsına dokunulmadı. Kaynaktaki bitişik "nurolup", "erolup", "sırrolup" yazımları ile "Veyselkaran", "Hasanı Askerî", "Şah Takî ba Nakî" biçimleri olduğu gibi bırakıldı. İkinci ve üçüncü dörtlük kaynakta araya boş satır konmadan dizilmiş; dörtlükler burada ayrıldı.

Kaynak sayfasını aç ↗Günümüz Türkçesi ve yorumlar Dizegâh editoryası tarafından hazırlanmıştır.
Bir hata mı var? Bildirin

Yanlış bir dize, hatalı bir çeviri ya da eksik bir kaynak gördüyseniz yazın. Metni doğrulayıp düzeltiyoruz.

Okumaya devam edin

Sırada ne var?

Sonraki şiirMürşid isen müşkilimi halleyleKul Himmet · Nefes

Kavram sözlüğü

8 kavram bulundu.

figan

feryat, inleyerek ağlama

Veyselkaran

Peygamber'i görmeden ona bağlanan Yemenli velî

kudret

ilahî güç; "kudret balı", Hak vergisi nasip

ârif

hakikati bilen, irfan sahibi

tâlib

yola girmek isteyen, istekli

ağu

zehir

sırrolup

sır olup gözden kaybolarak

vird

her gün düzenli okunan dua