Mürşid isen müşkilimi halleyle
Baştan sona soru soran bir nefes. Şair mürşidinden yaratılıştan önceki hâli açıklamasını ister: Âdem yoğulmadan hacı kimdi, Kırklar toplanmadan duacı kimdi, çekiç yokken Ali'nin kılıcı nasıl oldu.
Özgün dizeler ve günümüz Türkçesi karşılığı gösteriliyor.
- 1
Mürşid isen müşkilimi halleyle
Neden hâsıl oldu
Gel imdi gamla koma beni böyle
Evvel tatlı neydi sonrası acı
1Mürşitsen müşkilimi çöz,
2gürûh-i nâcî nasıl meydana geldi?
3Gel şimdi, beni böyle gamla bırakma;
4önce tatlı olan neydi ki sonrası acı?
- 2
Hak verir kısmetim benim gıdamı
Kesmezem dilimden Hudamı
Yuğurmazdan evvel Âdemi
Hem Âdem yoğiken kim idi hacı
1Kısmetimi, gıdamı Hak verir;
2Bâri Huda'yı dilimden düşürmem.
3Cibril, Âdem'i yoğurmadan önce,
4hem Âdem yokken hacı kim idi?
İki dize tevekkül beyanı, iki dize soru: şair önce yerini belirtip sonra soruyor. Âdem'in çamurdan yoğrulması bir yaratma sahnesidir; hac ise Âdem soyunun ibadeti. "Âdem yoğiken hacı kimdi" sorusu böylece ibadeti insandan önceye taşıyıp mürşitten ezelî bir sahne istemiş oluyor.
- 3
Arif arif ile gönül katmadan
Hak Taalâ bu Dünyâyı yapmadan
Selman dahi ol Kırklara yetmeden
Ya kim idi Kırklardaki duacı
1Ârif ârif ile gönül katmadan,
2Hak Taalâ bu dünyayı yapmadan,
3Selman daha Kırklar'a yetişmeden,
4Kırklar'daki duacı kim idi?
Üç dize üst üste "-madan" ile kuruluyor ve her biri soruyu bir kat daha geriye atıyor: sohbetten önce, dünyadan önce, Selman'dan önce. Kırklar cemi Bektaşî inancının kuruluş sahnesidir; oraya bile bir "önce" arayan soru, cemaatin kendi başlangıç anlatısını sınıyor.
- 4
İnsan fehmeyleyip kendin bilmeden
Havva Ana gelip olmadan
Eritip te kalb evini silmeden
Kim idi göklere dâreden Bacı
1İnsan anlayıp kendini bilmeden,
2Havva Ana gelip gebe kalmadan,
3eritip de kalp evini silmeden,
4gökleri dolaşan Bacı kim idi?
Aynı "-madan" dizilişi burada insanın kendini bilmesinden doğuma, oradan kalbin arınmasına geçiyor: bilgi, beden, temizlenme. Kapanıştaki Bacı, Bektaşî menkıbelerinde Kadıncık Ana gibi kadın erenlere verilen addır; soru, ezelî sahneye bir kadın figürü yerleştiriyor.
- 5
Ezelden beri sır idi
Müminlerin kalbi dolu nur idi
Ne körüğü ne çekici var idi
Neden hâsıl oldu Ali kılıncı
1Ezelden beri Allah'ın sırrı sırdı,
2müminlerin kalbi nurla doluydu.
3Ne körüğü vardı ne çekici;
4Ali'nin kılıcı nasıl meydana geldi?
Dörtlük ilk kez somut bir atölyeye iniyor: körük, çekiç, dövülmüş demir. Zülfikâr'ın demircisiz nasıl var olduğu sorusu, ilk bentteki "neden hâsıl oldu" kalıbını tekrarlayarak halkayı kapatıyor. Nurla dolu kalp ile alet yokluğu yan yana durunca soru maddeye değil, sebebe yöneliyor.
- 6
Özün tasdik edip tevekküle gel
Yüz yiğirmi dört bin nebiden evvel
Kim giydi başına ol nurdan tacı
1Özünü tasdik edip tevekküle gel;
2yüz yirmi dört bin peygamberden önce
3o nurdan tacı başına kim giydi?
Kaynak bu bendi üç dize basmış, dördüncüsü düşmüş; eksik tamamlanmadı. Duran üç dize yine aynı kalıpta: önce bir öğüt, sonra bir "önce" ve bir soru. Yüz yirmi dört bin peygamber sayısı geleneğin bütün nebi silsilesidir; nurdan taç sorusu o silsilenin de öncesini istiyor.
- 7
Kul Hüseynim eder evveli yandım
Hakka ikrar verip kandım inandım
Kul Himmet(im kendin ârif mi sandın
De bana nerdedir Dünyanın ucu
1Kul Hüseyin'im der ki: önce yandım,
2Hakk'a ikrar verip kandım, inandım.
3Kul Himmet'im, kendini ârif mi sandın?
4Söyle bana, dünyanın ucu nerede?
Kaynak son bende iki mahlas birden koymuş: Kul Hüseyin ve Kul Himmet. Üçüncü dizede şair kendine dönüp soruyu tersine çeviriyor; bütün nefes boyunca mürşide sorulan sual, sonunda soranın kendisine yöneliyor. Kapanış sorusu ise cevabı olmayan bir sınır arıyor: dünyanın ucu.
Metnin kaynağı
Türkçe Vikikaynak'taki 144021 numaralı sürüm esas alındı; Kul Himmet bölümü tek sayfa olduğu için sürüm numarası şairin öbür nefesleriyle ortak. Kaynakta yirmi yedi dize var: altıncı bent üç dize, yani basımda bir satır düşmüş. Eksik tamamlanmadı, bent üç dizelik birim olarak verildi. Mahlas dizesinde kesme yerine parantez dizilmiş ("Kul Himmet(im"); olduğu gibi bırakıldı. Son bent "Kul Hüseynim" mahlasıyla açılıp "Kul Himmet(im" ile sürüyor, kaynak bu iki adı yan yana basmış. "yoğiken", "yiğirmi", "kılıncı", "Eritip te" yazımlarına dokunulmadı. Her dize on bir hece.
Kaynak sayfasını aç ↗Günümüz Türkçesi ve yorumlar Dizegâh editoryası tarafından hazırlanmıştır.
Nefes bir şart cümlesiyle açılıyor: mürşit olmanın ölçüsü, soruya cevap verebilmek. İlk soru topluluğun kendi kökeniyle ilgili, gürûh-i nâcî neden var oldu. Dördüncü dize tatlıyla acıyı zaman içinde sıralayıp kafiyeyi de o acıya bağlıyor; sonraki bentlerin "acı / hacı / duacı" kafiyesi buradan doğuyor.