DDizegâhDijital şiir arşivi
Şiirler/Âşık Ömer/Geçti yârın hadden özge firkati bu cânıma
Şiir · 17. yüzyıl

Geçti yârın hadden özge firkati bu cânıma

Ayrılık sınırı aşınca konuşan canana ve dostlara veda eder; mezarının ziyaretini diler, Mecnun gibi ayrılık çölüne yönelir. Ceyhun’a benzetilen gözyaşı ve gökteki melekleri etkileyen figan, Yakup ile Kenan Yusuf’u çağrışımlarına ulaşır. Son koşul ‘ulaşamazsam eğer’ yüzeyinde eksiltilidir; sonucu kaynak adına tamamlanmaz.

Özgün dizeler ve günümüz Türkçesi karşılığı gösteriliyor.

  1. 1

    Geçti yârın bu cânıma

    Girdi ol benim âhır dirîğa kanıma

    1Sevgilinin ayrılığı sınırı aşıp canıma geçti;

    2o kan dökücü sonunda yazık ki kanıma girdi.

    “Hadden özge” ayrılığın alışılmış ölçüyü aştığını ilk sözde bildirir. Sevgili “hûnî”, yani kan dökücü diye anılır; “kanıma girdi” hem cana işleyen acıyı hem kanlı fail imgesini birleştirir, “dirîğa” gecikmiş yazıklanmayı duyurur.

  2. 2

    Çün mukarrerdir cihânda her visâlin firkati

    Elvedâ’ şimdengeru cânânıma yârânıma

    1Dünyada her kavuşmanın ayrılığı kesindir;

    2bundan sonra cananıma ve dostlarıma elveda.

    “Her visâlin firkati” dünyadaki her kavuşmanın ayrılıkla biteceğini kesin hükme bağlar. Ardından gelen “şimdengeru” vedayı bugünden sonrasına yayar; cananla yâran aynı elveda dizesinde anılarak özel aşk ve dost çevresi birlikte geride bırakılır.

  3. 3

    Ben gedâyı ol himâyet eylesün

    Hâlime rahmeyleyüp lûtf ü inâyet eylesün

    1O adil şah ben yoksulu korusun;

    2hâlime acıyıp lütuf ve yardım etsin.

    Konuşan kendisini “gedâ”, sevgiliyi “şeh-i âdil” diye karşı karşıya koyar. Korunma, merhamet, lütuf ve inayet hükümdardan beklenen davranışlardır; beyit sevgilinin bunu yaptığını söylemez, yoksul âşığın dileğini ardışık kiplerle sunar.

  4. 4

    Kabrim üstüne gelüp gâhî ziyâret eylesün

    Öldüğümde söyleyin ol server-i hûbânıma

    1Ara sıra kabrimin üstüne gelip ziyaret etsin;

    2öldüğümde bunu güzeller önderime söyleyin.

    Ölüm düşüncesi soyut kalmaz: sevgiliden “kabrim üstüne” gelip ara sıra ziyaret etmesi istenir. Buyruk doğrudan ona değil, “söyleyin” denilen çevreye verilir; “server-i hûbân”a ulaştırılacak söz şiirin açık vasiyet anıdır.

  5. 5

    yine oldum revan Mecnun gibi

    Görmedim asla cihânda bu dil-i mahzun gibi

    1Yine Mecnun gibi ayrılık çölüne yöneldim;

    2dünyada bu hüzünlü gönlün benzerini görmedim.

    “Deşt-i hicrân” ayrılığı ıssız çöle, konuşanı orada yürüyen Mecnun’a dönüştürür. İkinci dize dünyada kendi “dil-i mahzûn”unun benzerini görmediğini söyler; bu üstünlük sevinç değil, hüzünde eşsiz kalmanın ağır yalnızlığıdır.

  6. 6

    İki çeşmimden akar Ceyhun gibi

    Ger inanmazsan nazar kıl çeşmime dâmânıma

    1İki gözümden Ceyhun gibi gam selleri akar;

    2inanmazsan gözüme ve eteğime bak.

    İki gözden çıkan “seylâb-ı gam” Ceyhun nehrinin büyüklüğüyle ölçülür. “İnanmazsan nazar kıl” sözü mecazı kanıtlamaya yönelir; göz ile etek, yaşın kaynağı ve biriktiği yer olarak birlikte gösterilir, dışarıdan başka tanık aranmaz.

  7. 7

    Derd ü firkat bu cism-i nâlimi

    Turfa Mecnûn’um ki bilmem şimdi mâh ü sâlimi

    1Dert ve ayrılık inleyen bedenimi kıla çevirdi;

    2şaşılası Mecnun’um, ayımı yılımı bilmem.

    Dert ve firkat, inleyen bedeni “mûya”, kıl inceliğine döndürür. Konuşanın kendine “turfa Mecnun” demesi alışılmadık delilik hâlidir; ayını ve yılını bilmemesi, acının yalnız bedeni değil zaman algısını da tükettiğini gösterir.

  8. 8

    görüp böyle perîşan hâlimi

    Rahm eder gökte melekler nâle vü efgânıma

    1Dünya sahnesinde perişan hâlimi görünce

    2gökte melekler inleme ve figanıma acır.

    “Sahn-ı âlem” perişan bedenin sergilendiği dünya sahnesidir. Bu hâli gören gök meleklerinin “nâle vü efgân”a acıması feryadı yerden göğe çıkarır; merhamet sevgiliden gelmez, uzaktaki kutsal tanıklara aktarılır.

  9. 9

    Ey Ömer her kim o şûhun vaslına şâyân olur

    Hazret-i Ya’kub veş çeşmim benim giryân olur

    1Ey Ömer, kim o şuhun kavuşmasına layık olsa

    2gözüm Yakup gibi ağlar durur.

    Mahlaslı dizede o şuhun kavuşmasına layık belirsiz “her kim” kıskançlığın hedefidir. Ömer’in gözü “Hazret-i Ya’kub veş” ağlar; Yakup göndermesi, kayıp oğul acısını sevgiliye erişen rakibin karşısındaki hasrete taşır.

  10. 10

    Mülket-i dehr içer ol dem hak bu kim sultân olur

    Vâsıl olmazsam eğer ol

    1O an dünya ülkesinde, hakikat şu ki, sultan olur;

    2eğer o Kenan Yusuf’uma ulaşamazsam…

    “Mülket-i dehr” içindeki sultanlık hükmü ilk dizede görünür; ikinci dize ise “Vâsıl olmazsam eğer” diye açılan fakat bu basılı yüzeyde sonucu söylenmeyen bir koşuldur. Kenan Yusuf’u sevgili mazmununu taşır, ancak ulaşamama hâline kaynakta bulunmayan bir soru veya sonuç eklenmez; eksilti açık bırakılır.

Kavram sözlüğü (8) ↓
Kaynak

Metnin kaynağı

Aidiyet doğrulandı

Ergun 1936 No.273 gövdesinde “Ey Ömer her kim o şûhun vaslına şâyân olur” mahlası görünür.

Atıf kanıtını aç ↗

Kaynak sürümü ergun1936-n273-1DD193CD647B. Ergun 1936, şiir No.273, PDF 229; 10 birim/20 dize. Tahmin yapılmayan yerler: U10’daki ‘Vâsıl olmazsam eğer ol Yûsuf-i ken’ân’ıma’ koşulu basılı tanıkta eksiltilidir; soru veya sonuç üretilmedi. Tarama yeniden dağıtılmadı.

Kaynak sayfasını aç ↗Günümüz Türkçesi ve yorumlar Dizegâh editoryası tarafından hazırlanmıştır.
Bir hata mı var? Bildirin

Yanlış bir dize, hatalı bir çeviri ya da eksik bir kaynak gördüyseniz yazın. Metni doğrulayıp düzeltiyoruz.

Okumaya devam edin

Sırada ne var?

Sonraki şiirGeçtim ey dil cümleden bir tâze mehrû bul banaÂşık Ömer · Şiir

Kavram sözlüğü

8 kavram bulundu.

hadden özge firkati

Sınırı aşan ayrılığı.

hûnî

Kan dökücü.

şeh-i âdil

Adil hükümdar.

Deşt-i hicrâna

Ayrılık çölüne.

seylâb-ı gam

Gam seli.

mûya dönderdi

Kıl kadar inceltti.

Sahn-ı âlemde

Dünya sahnesinde.

Yûsuf-i ken’ân’ıma

Kenanlı Yusuf’a benzetilen sevgilime.