Geçti yârın hadden özge firkati bu cânıma
Ayrılık sınırı aşınca konuşan canana ve dostlara veda eder; mezarının ziyaretini diler, Mecnun gibi ayrılık çölüne yönelir. Ceyhun’a benzetilen gözyaşı ve gökteki melekleri etkileyen figan, Yakup ile Kenan Yusuf’u çağrışımlarına ulaşır. Son koşul ‘ulaşamazsam eğer’ yüzeyinde eksiltilidir; sonucu kaynak adına tamamlanmaz.
Özgün dizeler ve günümüz Türkçesi karşılığı gösteriliyor.
- 1
Geçti yârın bu cânıma
Girdi ol benim âhır dirîğa kanıma
1Sevgilinin ayrılığı sınırı aşıp canıma geçti;
2o kan dökücü sonunda yazık ki kanıma girdi.
- 2
Çün mukarrerdir cihânda her visâlin firkati
Elvedâ’ şimdengeru cânânıma yârânıma
1Dünyada her kavuşmanın ayrılığı kesindir;
2bundan sonra cananıma ve dostlarıma elveda.
“Her visâlin firkati” dünyadaki her kavuşmanın ayrılıkla biteceğini kesin hükme bağlar. Ardından gelen “şimdengeru” vedayı bugünden sonrasına yayar; cananla yâran aynı elveda dizesinde anılarak özel aşk ve dost çevresi birlikte geride bırakılır.
- 3
Ben gedâyı ol himâyet eylesün
Hâlime rahmeyleyüp lûtf ü inâyet eylesün
1O adil şah ben yoksulu korusun;
2hâlime acıyıp lütuf ve yardım etsin.
Konuşan kendisini “gedâ”, sevgiliyi “şeh-i âdil” diye karşı karşıya koyar. Korunma, merhamet, lütuf ve inayet hükümdardan beklenen davranışlardır; beyit sevgilinin bunu yaptığını söylemez, yoksul âşığın dileğini ardışık kiplerle sunar.
- 4
Kabrim üstüne gelüp gâhî ziyâret eylesün
Öldüğümde söyleyin ol server-i hûbânıma
1Ara sıra kabrimin üstüne gelip ziyaret etsin;
2öldüğümde bunu güzeller önderime söyleyin.
Ölüm düşüncesi soyut kalmaz: sevgiliden “kabrim üstüne” gelip ara sıra ziyaret etmesi istenir. Buyruk doğrudan ona değil, “söyleyin” denilen çevreye verilir; “server-i hûbân”a ulaştırılacak söz şiirin açık vasiyet anıdır.
- 5
yine oldum revan Mecnun gibi
Görmedim asla cihânda bu dil-i mahzun gibi
1Yine Mecnun gibi ayrılık çölüne yöneldim;
2dünyada bu hüzünlü gönlün benzerini görmedim.
“Deşt-i hicrân” ayrılığı ıssız çöle, konuşanı orada yürüyen Mecnun’a dönüştürür. İkinci dize dünyada kendi “dil-i mahzûn”unun benzerini görmediğini söyler; bu üstünlük sevinç değil, hüzünde eşsiz kalmanın ağır yalnızlığıdır.
- 6
İki çeşmimden akar Ceyhun gibi
Ger inanmazsan nazar kıl çeşmime dâmânıma
1İki gözümden Ceyhun gibi gam selleri akar;
2inanmazsan gözüme ve eteğime bak.
İki gözden çıkan “seylâb-ı gam” Ceyhun nehrinin büyüklüğüyle ölçülür. “İnanmazsan nazar kıl” sözü mecazı kanıtlamaya yönelir; göz ile etek, yaşın kaynağı ve biriktiği yer olarak birlikte gösterilir, dışarıdan başka tanık aranmaz.
- 7
Derd ü firkat bu cism-i nâlimi
Turfa Mecnûn’um ki bilmem şimdi mâh ü sâlimi
1Dert ve ayrılık inleyen bedenimi kıla çevirdi;
2şaşılası Mecnun’um, ayımı yılımı bilmem.
Dert ve firkat, inleyen bedeni “mûya”, kıl inceliğine döndürür. Konuşanın kendine “turfa Mecnun” demesi alışılmadık delilik hâlidir; ayını ve yılını bilmemesi, acının yalnız bedeni değil zaman algısını da tükettiğini gösterir.
- 8
görüp böyle perîşan hâlimi
Rahm eder gökte melekler nâle vü efgânıma
1Dünya sahnesinde perişan hâlimi görünce
2gökte melekler inleme ve figanıma acır.
“Sahn-ı âlem” perişan bedenin sergilendiği dünya sahnesidir. Bu hâli gören gök meleklerinin “nâle vü efgân”a acıması feryadı yerden göğe çıkarır; merhamet sevgiliden gelmez, uzaktaki kutsal tanıklara aktarılır.
- 9
Ey Ömer her kim o şûhun vaslına şâyân olur
Hazret-i Ya’kub veş çeşmim benim giryân olur
1Ey Ömer, kim o şuhun kavuşmasına layık olsa
2gözüm Yakup gibi ağlar durur.
Mahlaslı dizede o şuhun kavuşmasına layık belirsiz “her kim” kıskançlığın hedefidir. Ömer’in gözü “Hazret-i Ya’kub veş” ağlar; Yakup göndermesi, kayıp oğul acısını sevgiliye erişen rakibin karşısındaki hasrete taşır.
- 10
Mülket-i dehr içer ol dem hak bu kim sultân olur
Vâsıl olmazsam eğer ol
1O an dünya ülkesinde, hakikat şu ki, sultan olur;
2eğer o Kenan Yusuf’uma ulaşamazsam…
“Mülket-i dehr” içindeki sultanlık hükmü ilk dizede görünür; ikinci dize ise “Vâsıl olmazsam eğer” diye açılan fakat bu basılı yüzeyde sonucu söylenmeyen bir koşuldur. Kenan Yusuf’u sevgili mazmununu taşır, ancak ulaşamama hâline kaynakta bulunmayan bir soru veya sonuç eklenmez; eksilti açık bırakılır.
Metnin kaynağı
Ergun 1936 No.273 gövdesinde “Ey Ömer her kim o şûhun vaslına şâyân olur” mahlası görünür.
Atıf kanıtını aç ↗Kaynak sürümü ergun1936-n273-1DD193CD647B. Ergun 1936, şiir No.273, PDF 229; 10 birim/20 dize. Tahmin yapılmayan yerler: U10’daki ‘Vâsıl olmazsam eğer ol Yûsuf-i ken’ân’ıma’ koşulu basılı tanıkta eksiltilidir; soru veya sonuç üretilmedi. Tarama yeniden dağıtılmadı.
Kaynak sayfasını aç ↗Günümüz Türkçesi ve yorumlar Dizegâh editoryası tarafından hazırlanmıştır.
“Hadden özge” ayrılığın alışılmış ölçüyü aştığını ilk sözde bildirir. Sevgili “hûnî”, yani kan dökücü diye anılır; “kanıma girdi” hem cana işleyen acıyı hem kanlı fail imgesini birleştirir, “dirîğa” gecikmiş yazıklanmayı duyurur.