Gel gel ey mihr-i cihan ârâ seher vaktinde gel
Dünyayı süsleyen güneş sevgilinin, düşmanlar yüzünü görmeden seherde gelmesi istenir; tenhadaki “bir müşerref olalım” yüzeyi sayı ve edilgenlik kesinliğine kapatılmadan buluşma ile şereflenme alanında tutulur. Gül açıldıkça bülbül gönül okşar, sevgili niyaza nazla karşılık verir; dua ehli yıldız gözü gibi uyanıktır. Cefa ve akıl-gönül ahusunu avlama niyetleri sayılır. Ayrılık gözyaşı denizi, inleme sesi gök kubbeyi aşar. Ömer kavuşmayı ister ve erenlerin seher erişimini anar.
Özgün dizeler ve günümüz Türkçesi karşılığı gösteriliyor.
- 1
Gel gel ey seher vaktinde gel
Gün yüzün seyretmeden a’dâ seher vaktinde gel
1Gel, gel ey dünyayı süsleyen güneş; seher vaktinde gel;
2Düşmanlar gün yüzünü seyretmeden seher vaktinde gel.
- 2
Her zaman ey seher vaktinde gel
Bir müşerref olalım tenhâ seher vaktinde gel
1Ey eşsiz şuh, her zaman seher vaktinde gel;
2Tenhada “bir müşerref olalım” [buluşma ve şereflenme bağı açık], seherde gel.
Şûh-i müstesna eşsiz muhatabı kalabalıktan ayırır; her zaman sözü seher randevusunu yineler. “Bir müşerref olalım tenhâ” yüzeyi bir kez sayısına veya edilgen yapıya kapatılmaz; tenhada buluşma ve şereflenme bağı açık tutulur.
- 3
Açılup güldükçe gül olmakta bülbül
Dil niyâz ettikçe dilber etmede tekrâr nâz
1Gül açılıp güldükçe bülbül gönül okşar;
2Gönül yalvardıkça sevgili yeniden naz eder.
Gülün açılması gülmek fiiliyle sesçe birleşir ve bülbülü dilnüvaz, gönül okşayan şarkıcı yapar. Gönül niyaz ettikçe dilberin yeniden naz etmesi, istek ile geri çekilişin her seferinde yenilenen döngüsüdür.
- 4
Dîde-i encüm gibi bîdâr olur
Gör ne hâletler olur peydâ seher vaktinde gel
1Yalvarış ehli yıldız gözü gibi uyanık olur;
2Ne hâller ortaya çıkar gör; seher vaktinde gel.
Dua ve yalvarış ehli yıldız gözü gibi geceden beri bîdardır; seheri uykusuz bekleyişle karşılar. Ortaya çıkacak “hâletler” tek tek adlandırılmaz, sevgilinin gelişi beklenen dönüşümlerin açık kapısı olarak bırakılır.
- 5
Ey perî semt-i cefâya gitmek ise niyyetin
Bu edâlı serkeşi incitmek ise niyyetin
1Ey peri, niyetin cefa yönüne gitmekse;
2Bu edalı başkaldıranı incitmekse niyetin.
Konuşan perinin cefa semtine gitmesini olası niyet olarak sıralar; eziyet henüz kesin plan diye sunulmaz. Kendini “edâlı serkeş” diye adlandırması, incitilecek âşığa hem çekicilik hem boyun eğmeme niteliği verir.
- 6
Akl u dil âhûsunu saydetmek ise niyyetin
Ey süvâr-i seher vaktinde gel
1Akıl ve gönül ahusunu avlamaksa niyetin;
2Ey ilgisizlik atının binicisi, seher vaktinde gel.
Akıl ile gönül iki ahu olarak sevgilinin avına dönüşür; zihinsel yetiler ürkek hayvan biçimi kazanır. Sevgili “esb-i istiğnâ”nın süvarisidir, ilgisizlik atına hükmeder ve av için seherde gelmeye çağrılır.
- 7
Firkatinle ağlasam göz yaşı deryâyı geçer
Hem sadâsı nâleminnüh geçer
1Ayrılığınla ağlasam gözyaşı denizi aşar;
2İnlememin “nâleminnüh” sesi gök kubbeyi aşar [yüzey kapalı].
Gözyaşı denizi aşacak kadar çoğalır; ses de suya paralel biçimde gök kubbeyi geçer. Kaynaktaki “nâleminnüh” yüzeyi çözümsüz bırakılır, ancak nalenin sadası ve tâk-ı mînâyı aşan yükseliş güvenle korunur.
- 8
Çarhı dokuz dolanır geçer
Kalma lûtfet ey kadi Tûbâ seher vaktinde gel
1Dokuz feleği dolaşır, yüce arşı aşar;
2Gecikme, lütfet ey Tuba boylu; seher vaktinde gel.
Ses dokuz çarhı dolaşıp arş-ı muallâyı geçer; ayrılık yakınması bütün gök katlarını aşar. Tuba boylu sevgiliden gecikmemesi ve lütfetmesi istenir, böylece kozmik yükseliş tek erken gelişle durdurulabilir.
- 9
Bu Ömer gerçi visâlin her zaman ister diler
Hep erenler seherde erdiler
1Bu Ömer gerçi kavuşmanı her zaman ister;
2Bütün erenler büyük güne seherde eriştiler.
Mahlaslı beyitte Ömer’in vuslatı her zaman istediği açık bir kabulken erenler örnek gösterilir. Onların rûz-i uzmâya seherde erişmesi, sabahı yalnız aşk randevusu değil manevi erişim vakti yapar.
- 10
Hayr-ı ahşamdan sabâhın şerrini hoş gördüler
Öyle gülşende olur ammâ seher vaktinde gel
1Akşamın hayrındansa sabahın zorluğunu hoş gördüler;
2“Öyle gülşende olur ammâ” [bağ açık]; seher vaktinde gel.
Erenler akşamın hayrına karşı sabahın şerrini hoş görür; kolay sonuç yerine erken vaktin sıkıntısını seçer. “Öyle gülşende olur ammâ” dizimi kapalı tutulur, açık sonuç yine gülşen ve seher çağrısıdır.
Metnin kaynağı
Ergun 1936 No.369 gövdesinde “Bu Ömer gerçi visâlin her zaman ister diler” mahlası görünür.
Atıf kanıtını aç ↗Kaynak sürümü ergun1936-n369-212A4ADA67CE. Sadeddin Nüzhet Ergun, Âşık Ömer: Hayatı ve Şiirleri (1936), şiir No.369, PDF 294–295; 10 iki dizelik birim/20 dize. Kaynak aparatı: dize 14 “nâleminnüh”: The joined historical-print surface is retained without conjectural word division. Tarama yeniden dağıtılmadı.
Kaynak sayfasını aç ↗Günümüz Türkçesi ve yorumlar Dizegâh editoryası tarafından hazırlanmıştır.
Mihr-i cihan-ârâ sevgiliyi dünyayı süsleyen güneş yapar; seher bu güneşin geliş vaktidir. A’dâ onun gün yüzünü görmeden buluşmak, güzelliği rakip bakışından önce karşılamak ve gizli öncelik kazanmaktır.