DDizegâhDijital şiir arşivi
Şiirler/Âşık Ömer/Gel haberdâr ol kamû ahvâl-i âlemden gönül
Şiir · 17. yüzyıl

Gel haberdâr ol kamû ahvâl-i âlemden gönül

Şair gönlü dünyadaki bütün hâllerden haberdar olmaya ve Âdem ile Havva’nın hikâyesinden ibret almaya çağırır. Her yaratılmışın ölüm kadehini içeceği, Hızır gibi ölümsüzlük suyu içilse bile ölüm derdine çare bulunamayacağı söylenir. Hükümdar, yoksul, genç, yaşlı ve kahraman ayrımı gözetmeyen ölüm Rüstem örneğiyle somutlaşır. Kapanışta bedenin toprağa dönüşmesi, dağların yıkılması, Tanrı’nın huzurunda tek tek hesap ve mahşer günü uyarısı yer alır.

Özgün dizeler ve günümüz Türkçesi karşılığı gösteriliyor.

  1. 1

    Gel haberdâr ol ahvâl-i âlemden gönül

    Gafil olma ibret al Havvâ vü Âdem’den gönül

    1Ey gönül, gel dünyanın bütün hâllerinden haberli ol.

    2Dalgın kalma; Havva ile Âdem’den ibret çıkar.

    Gönle seslenen açılış, dünyayı seyretmeyi bilgi ve ibret görevine dönüştürür. Âdem ile Havva yalnız ilk insanlar olarak değil, cennetten dünyaya geçişin ve faniliğin örneği olarak anılır; gafletin karşısına tarihsel-dinî hatırlama konur.

  2. 2

    Cümle mahlûkat ecel câmın içer bî ihtilâf

    Kimse kurtulmaz cihanda ye’s ü mâtemden gönül

    1Bütün yaratılmışlar ayrım olmadan ölüm kadehini içer.

    2Bu dünyada hiç kimse umutsuzluk ve yastan kurtulamaz.

    Ecel kadehi bütün yaratılmışların ayrım gözetmeden içeceği ortak içkidir. Şahısların toplumsal mevkii bu zorunluluğu değiştirmez; yeis ve matemden kurtulamama hükmü, ölümün kendisi kadar geride kalanların duygusal payını da kapsar.

  3. 3

    Dehr içinde Hızr veş içsen eğer

    Derd-i mevte çârecû olsan bulunmaz hiç necât

    1Dünya içinde Hızır gibi hayat suyunu içsen bile,

    2Ölüm derdine çare arasan hiçbir kurtuluş bulunmaz.

    Hızır ve âb-ı hayat ölümsüzlük ihtimalinin en güçlü kültürel örneğini sağlar. Şiir bu imkânı varsaysa bile ölüm derdine gerçek bir çare bulunamayacağını söyler; efsanevi uzun ömür, fanilik kuralını bozacak güvence sayılmaz.

  4. 4

    Bu fenâda zahm-ı tîr-i mevt ile eyler vefât

    Böyle takdîr eyledi Hak mâtekaddemden gönül

    1Bu geçici dünyada ölüm okunun yarasıyla can verilir.

    2Tanrı bunu ezelden böyle belirledi, ey gönül.

    Dünya fenâ, yani hem geçici hem yok oluşa açık bir alandır; ölümün oku bedende kapanmayan yara açar. Bunun ezelden Tanrı tarafından takdir edildiği belirtilerek ölüm rastlantıdan çıkarılır ve yaratılmış düzenin değişmez hükmü hâline gelir.

  5. 5

    Bu cihana her gelen oldu helâk

    Bî aded şâh ü gedâ pîr ü civân oldu helâk

    1Bu dünyaya gelen her güçlü hükümdar yok olup gitti.

    2Sayısız padişah ve yoksul, yaşlı ve genç öldü.

    Sahibkıran diye anılan güçlü hükümdarlar bile helak olur. Şah ile gedanın, yaşlı ile gencin aynı dizede sıralanması ölüm önündeki eşitliği kuvvetlendirir; sayısız örnek, dünyevi kudret ve yaş farkının koruma sağlamadığını gösterir.

  6. 6

    Mevt elinden nice yüz bin kahramân oldu helâk

    ol kıssa-i Zâloğlu Rüstem’den gönül

    1Ölümün elinden yüz binlerce kahraman kurtulamadı.

    2Zaloğlu Rüstem’in hikâyesinden payına düşen dersi al, gönül.

    Yüz binlerce kahramanın ölümü, gücün fanilik karşısındaki etkisizliğini büyütür. İran destanının yenilmez savaşçısı Zaloğlu Rüstem’den hisse almak, anlatıyı eğlenceli bir kahramanlık öyküsü değil kişisel sonu düşündüren ibret kaynağı olarak okumaktır.

  7. 7

    Der ki Ömer çâre yok tenler türâb olsa gerek

    Yıkılup dağlar harâb ender harâb olsa gerek

    1Ömer der ki çare yok; bedenler toprak olacak.

    2Dağlar yıkılıp harabenin içinde harabe kalacak.

    Mahlasla gelen sonuç, bedenlerin toprağa dönüşeceğini kesin biçimde bildirir. İnsanla yetinmeyip dağların da yıkılacağını söylemek, çürümenin ölçeğini genişletir; harabe içinde harabe ifadesi kalıcı sanılan coğrafyanın bile çözülüşünü gösterir.

  8. 8

    Halka bir bir Hak dîvânında hisâb olsa gerek

    Gafil olma rûz-i mahşerde cehennemden gönül

    1Tanrı’nın divanında insanlar birer birer hesaba çekilecek.

    2Gafil olma; mahşer gününde cehennemi hatırla, gönül.

    Son beyit fanilik düşüncesini ahiret hesabına bağlar. Hak divanında herkesin birer birer sorgulanması toplu insanlık içinde bireysel sorumluluğu korur; mahşer ve cehennem uyarısı, gönlü yalnız ölümü bilmeye değil davranışını buna göre düzenlemeye çağırır.

Kavram sözlüğü (6) ↓
Kaynak

Metnin kaynağı

Aidiyet doğrulandı

Tam gövdede görünür Âşık Ömer mahlası: 13. dize: “Der ki Ömer çâre yok tenler türâb olsa gerek”. Basılı koleksiyon yerleşimi destekleyici kanıttır.

Atıf kanıtını aç ↗

Sadeddin Nüzhet Ergun’un 1936 tarihli Âşık Ömer: Hayatı ve Şiirleri baskısındaki 383 numaralı metin, 305 numaralı PDF sayfalarından aktarılmıştır. Sabit kayıt sürümü ergun1936-n383-90DEFBDBC47C olarak belirtilmiştir. Şiirin 8 birimi ve 16 özgün dizesi basılı biçimiyle korunmuş, tarama görseli yeniden dağıtılmamıştır.

Kaynak sayfasını aç ↗Günümüz Türkçesi ve yorumlar Dizegâh editoryası tarafından hazırlanmıştır.
Bir hata mı var? Bildirin

Yanlış bir dize, hatalı bir çeviri ya da eksik bir kaynak gördüyseniz yazın. Metni doğrulayıp düzeltiyoruz.

Okumaya devam edin

Sırada ne var?

Sonraki şiirEy yüzü gülden taze, sana sahip çıkacak çok kişi vardır
Gerçi çoktur ey yüzü gülter sana sâhib çıkar
Âşık Ömer · Şiir

Kavram sözlüğü

6 kavram bulundu.

kamû

Bütün, herkes.

ecel câmı

Ölüm kadehi.

âb-ı hayât

Ölümsüzlük verdiğine inanılan hayat suyu.

sâhibkırân

Muzaffer ve güçlü hükümdar.

hissemend

Pay alan, ders çıkaran.

rûz-i mahşer

Diriliş ve hesap günü.