Gene Seyyâh Oluben Destime Aldım Teberi
Beş bentlik bir mütekerrir müseddes. Her bent, bir daha kimseyi kederlendirmeyeceğine dair aynı iki dizeyle kapanır; aradaki dizeler önce yola çıkan dervişi, sonra susmak zorunda kalan hâli, ardından âşıkların Kâbesine gidişi anlatır ve son bentte aranan her şeyin insanda bulunduğu söylenir.
Özgün dizeler ve günümüz Türkçesi karşılığı gösteriliyor.
- 1
Gene seyyâh oluben destime aldım teberi
Gene ben azm-i diyâr etmeğe kıldım seferi
Dün ü gün âh ederek yârimi buldum seherî
Münkirin taşına ben gerçeğe vurdum siperi
Tevbeler bir dahi ben kimseye etmem kederi
Yürü ey zülf-i siyeh noktadan aldım haberi
1Yine seyyah olup elime teberi aldım,
2yine diyar diyar gitmeye niyet edip yola koyuldum.
3Gece gündüz ah ederek yârimi seher vakti buldum,
4münkirin taşına karşı gerçeğe siper oldum.
5Tövbeler olsun, bir daha kimseyi kederlendirmem;
6yürü ey siyah saç, ben haberi noktadan aldım.
- 2
Oluben kimseye hâlim diyemem
Çekerim her ne olur köhne bu şâlım diyemem
Vâizin pendini ben anlayamam dinleyemem
Yâr idrâk edemem fark-ı adû eyleyemem
Tevbeler bir dahi ben kimseye etmem kederi
Yürü ey zülf-i siyeh noktadan aldım haberi
1Perde ehli olup hâlimi kimseye diyemem,
2ne gelirse çekerim, bu şalım eskidi diyemem.
3Vâizin öğüdünü ne anlayabilirim ne dinleyebilirim,
4yâri idrak edemem, düşmanı ondan ayırt edemem.
5Tövbeler olsun, bir daha kimseyi kederlendirmem;
6yürü ey siyah saç, ben haberi noktadan aldım.
Bent baştan sona olumsuz fiillerle kurulmuş: diyemem, diyemem, anlayamam, dinleyemem, eyleyemem. Hâlini gizleyen derviş yalnız susmakla kalmaz, ayırt etme gücünü de yitirir; dost ile düşmanın farkı silinir. Kitap üçüncü dize için “Bekleyemem” nüshasını dipnot düşer, metne alınmadı.
- 3
Varalım Kâ’be-i uşşâka tavaf eyleyelim
Dem edüb menzil alub devr-i arâf eyleyelim
Silelim gönlümüzü su gibi sâf eyleyelim
Oturub sohbete ile lâf eyleyelim
Tevbeler bir dahi ben kimseye etmem kederi
Yürü ey zülf-i siyeh noktadan aldım haberi
1Âşıkların Kâbesine varıp tavaf edelim,
2dem alıp menzil kat ederek arafı dolaşalım.
3Gönlümüzü silip su gibi duru edelim,
4sohbete oturup dostlarla söyleşelim.
5Tövbeler olsun, bir daha kimseyi kederlendirmem;
6yürü ey siyah saç, ben haberi noktadan aldım.
Ton değişir: “-emem” yerine “-elim”. Bent bir çağrıya dönüşür, fiiller çoğullaşır ve yalnız kalmış derviş bir topluluğa seslenir. Kâbe âşıkların Kâbesi olur, tavaf bir meclis yürüyüşüne çevrilir. Kitap “sohbete” için “Meclise” nüshasını dipnot düşer, metne alınmadı.
- 4
Ederiz şükri Hudâ fahr ile bulduk bu demi
Giderek artırır ol Bâri Hudâ mertebemi
Tarf-ı Hak’ta olagör bak nice eyler keremi
Varalım kırklar ile eyleyelim ayn-ı cemi
Tevbeler bir dahi ben kimseye etmem kederi
Yürü ey zülf-i siyeh noktadan aldım haberi
1Allah'a şükrederiz, bu demi övünçle bulduk;
2o yaratıcı Allah mertebemi gitgide artırır.
3Hakk'ın yanında olagör, bak nasıl kerem eder;
4kırklarla birlikte varıp ayn-ı cem edelim.
5Tövbeler olsun, bir daha kimseyi kederlendirmem;
6yürü ey siyah saç, ben haberi noktadan aldım.
Şükür bir övünçle birlikte söylenir: “fahr ile bulduk bu demi”. Mertebenin artması şairin değil artıranın işidir, cümlenin öznesi el değiştirir. Bent “ayn-ı cem” ile kapanır: kırklarla yapılacak tören, önceki bentteki tavafın karşılığıdır — yolculuk bir toplulukta sonlanıyor.
- 5
Her ne buldumsa gönül cümlesi âdemde imiş
anlayamam ye’s ile mâtemde imiş
Seher Abdal da Hudâ hemdemidir demde imiş
Derd ile mihnet ile yâr ile bir cemde imiş
Tevbeler bir dahi ben kimseye etmem kederi
Yürü ey zülf-i siyeh noktadan aldım haberi
1Ey gönül, ne bulduysam hepsi insanda imiş;
2altı yönü anlayamam, o da ümitsizlik ve matemde imiş.
3Seher Abdal da Allah'ın hemdemidir, demin içindeymiş;
4dert ile, sıkıntı ile, yâr ile aynı cemde imiş.
5Tövbeler olsun, bir daha kimseyi kederlendirmem;
6yürü ey siyah saç, ben haberi noktadan aldım.
Mahlas bendi aramanın sonucunu söyler: ne bulunduysa insanda bulunmuştur, yol dışarıda değil. Dört dizenin dördü de “imiş” ile kapanır ve bilgi doğrudan değil sonradan öğrenilmiş gibi aktarılır. Son dize dert, mihnet ve yâri aynı cemde bir araya getirir.
Metnin kaynağı
Türkçe Vikikaynak'taki 144503 numaralı sürüm esas alındı; Ergun derlemesinin Seher Abdal faslındaki —5— numaralı manzumedir. Kitabın sıra numarası, metnin başına sağa dayalı basılmış “— Müseddes —” nazım şekli etiketi, sayfa numarası işaretleri ve mahlas kelimesindeki italik vurgu metne alınmadı. İki nüsha dipnotu da dize değildir, alınmadı: kitap ikinci bendin üçüncü dizesindeki “dinleyemem” için “Bekleyemem: nüsha”, üçüncü bendin dördüncü dizesindeki “sohbete” için “Meclise: nüsha” kaydını düşüyor. Beş bendin her biri altı dizedir ve son iki dize her bentte aynen tekrarlanır; arşiv bentli nazım şekillerini “dörtlük” birimiyle kaydettiği için unitKind burada da “dörtlük” bırakıldı. İkinci ve üçüncü bendin arasına taranmış nüshanın 98. sayfa geçişi düştüğü için bazı aktarmalarda aradaki boş satır kayboluyor; bent bölümü tekrar dizelerinin yerine göre yapıldı. Üçüncü dizedeki “seherî” kitapta küçük harfle dizilmiştir, mahlas olarak değil vakit adı olarak okunabilir; imlâ korundu.
Kaynak sayfasını aç ↗Günümüz Türkçesi ve yorumlar Dizegâh editoryası tarafından hazırlanmıştır.Bir hata mı var? Bildirin
Sırada ne var?
Ol server-i sultân-ı cihan şâh-ı muzafferSeher Abdal · Gazel→
Bent dervişin yol takımıyla açılır: teber, seyyahlık, sefer. Üçüncü dizede buluşma vakti “seherî”dir ve şairin mahlasıyla aynı kelimedir — vakit ile ad üst üste biner. Kapanış dizeleri her bendin sonunda aynen döner; ikincisi Hurufî bir kayıt taşır, haber harflerin çıktığı noktadan alınmıştır.