DDizegâhDijital şiir arşivi
Şiirler/Âşık Ömer/Görenler katre katre hûn-ı çeşmim hâke sarmaşmış
Şiir · 17. yüzyıl

Görenler katre katre hûn-ı çeşmim hâke sarmaşmış

Kanlı gözyaşının toprağa, ateşin kuru ota sarılmasıyla başlayan şiir; âh dumanı, amaçlanan güzel, sunma fiili ve murat eli arasındaki kapalı bağı göğe taşır. Mihnet pazarında zayıf karınca aşk aslanının pençesine gider; üstat ile öğrenci arandıktan sonra Ömer, anlamı kesinleştirilmeyen ‘âlâm-ı serendûh’ ve binlerce sevda eliyle kalır.

Özgün dizeler ve günümüz Türkçesi karşılığı gösteriliyor.

  1. 1

    Görenler katre katre sarmaşmış

    Dediler bu ne âteştir düşüp sarmaşmış

    1Görenler, gözümün kanının damla damla toprağa sarıldığını gördü;

    2‘Bu nasıl bir ateştir, kuru ota düşüp sarılmış?’ dediler.

    “Hûn-ı çeşm” gözyaşını kana dönüştürür ve damlaları toprağa “sarmaşmış” hâlde gösterir. Görenlerin bunu ateşin “hâşâk”a, yani kuru ota düşmesi gibi yorumlaması su, kan ve ateşi tek yüzeyde buluşturur. Küçük damlalar yerde yayılırken dışarıdaki tanıklar onların yakıcılığına şaşar.

  2. 2

    Duhân-ı âh sanma sundum

    Murâdım destidir kim dâmen-i eflâke sarmaşmış

    1‘Duhân-ı âh sanma şâhid-i maksûduma sundum’ yüzeyinde sunulan şey ve bağ kapalıdır.

    2‘Murâdım destidir’ ifadesi göklerin eteğine sarılmıştır; özne zinciri kesin değildir.

    Dize “duhân-ı âh sanma” diyerek ah dumanı okumasını geri çeker; ardından “şâhid-i maksûduma sundum” gelir, fakat sunulan nesne açık değildir. “Murâdım destidir” ve göklerin eteğine sarılma ikinci satırda sürer. Amaçlanan güzel, sunma, murat ve el parçaları tek bir iyelik zincirine zorlanmadan kozmik yükseliş korunur.

  3. 3

    Bu gün tutuştum ile

    Gör ol mûr-i zaîfi pençe-i bî bâke sarmaşmış

    1Bugün mihnet pazarında aşk aslanıyla tutuşup boğuştum;

    2bak, o zayıf karınca korkusuz bir pençeye sarılmış.

    “Bâzâr-ı mihnet” sıkıntının alınıp satıldığı bir meydan kurar; burada konuşan “şîr-i aşk” ile tutuşur. İkinci dize güç oranını hayvan imgeleriyle açar: âşık zayıf bir karınca, aşk ise korkusuz pençedir. Karıncanın pençeye sarılması kaçışı değil, ezilme ihtimaline rağmen mücadeleye doğrudan girişini gösterir.

  4. 4

    Kani üstâd-ı kâmil cân ü dilden eyleye ta’lîm

    Kani şâgird-i kabil rişte-i eflâke sarmaşmış

    1Hani candan gönülden öğretecek olgun üstat?

    2Hani göklerin ipine sarılmış yetenekli öğrenci?

    Peş peşe gelen iki “kani” sorusu, olması gereken öğretim çiftinin yokluğunu duyurur. “Üstâd-ı kâmil” bilgisini candan öğretecek kişidir; “şâgird-i kabil” ise bunu alabilecek yetenekli öğrencidir. Öğrencinin “rişte-i eflâk”a sarılması, eğitimi yeryüzündeki dersten göklere uzanan ince bir bağa taşır.

  5. 5

    Nic-etsün bu Ömer ya bunca

    Hezâran -i sevdâ bir yakası çâke sarmaşmış

    1Bu Ömer bunca ‘âlâm-ı serendûha’ karşısında ne yapsın; bileşiğin anlamı kesin değildir.

    2Binlerce sevda eli, yırtık yakasının bir yanına sarılmış.

    “Nic-etsün” sorusu Ömer’in “âlâm-ı serendûha” karşısındaki çaresizliğini söyler; ancak “serendûh” bileşiğinin tam anlamı sözlük ya da ikinci tanık olmadan ‘baş döndürücü’ diye çözülmez. Son dizede sevda “hezâran dest” olur ve bu eller yırtılmış yakaya sarılır; güvenli görüntü, acı ile parçalanmış giysinin kuşatılmasıdır.

Kavram sözlüğü (8) ↓
Kaynak

Metnin kaynağı

Aidiyet doğrulandı

Ergun 1936 şiir No.236 Âşık Ömer bölümündedir ve gövdede Nic-etsün bu Ömer ya bunca âlâm-ı serendûha mahlası açıkça görünür.

Atıf kanıtını aç ↗

Kaynak sürümü ergun1936-n236-D6262FDB07E3. Sadeddin Nüzhet Ergun, Âşık Ömer: Hayatı ve Şiirleri (1936), şiir No.236, PDF 206; 5 iki dizelik birim/10 dize. Editoryal ihtiyat: No.236’da ‘şâhid-i maksûduma sundum / murâdım destidir’ bağının özne ve nesnesi ile ‘âlâm-ı serendûha’ bileşiğinin anlamı ikinci tanık olmadan kesinleştirilmedi. Tarama yeniden dağıtılmadı. No.226 okunamadığı, No.232–235 eksik yaprakta kaldığı için bu partinin kapsamı dışındadır.

Kaynak sayfasını aç ↗Günümüz Türkçesi ve yorumlar Dizegâh editoryası tarafından hazırlanmıştır.
Bir hata mı var? Bildirin

Yanlış bir dize, hatalı bir çeviri ya da eksik bir kaynak gördüyseniz yazın. Metni doğrulayıp düzeltiyoruz.

Okumaya devam edin

Sırada ne var?

Sonraki şiirGüneş yüzün ışığından görünmez; bu ne hâldir
Görünmez pertevinden sûret-i mihrin ne hâlettir
Âşık Ömer · Şiir

Kavram sözlüğü

8 kavram bulundu.

hûn-ı çeşmim

Gözümün kanı; kanlı gözyaşı.

hâke

Toprağa.

hâşâke

Kuru ota, saman çöpüne.

şâhid-i maksûduma

Amaçlanan güzel/tanık çağrışımlı; ‘sundum’ fiilinin nesne bağı kapalı ifade.

dest

Murat ve el ilişkisini kuran, özne zinciri kesinleşmeyen yüzey.

bâzâr-ı mihnette

Sıkıntı ve eziyet pazarında.

şîr-i aşk

Aslan gibi güçlü aşk.

âlâm-ı serendûha

Acılar çevresinde kullanılan, ‘serendûh’ bileşiğinin kesin anlamı belirlenemeyen yüzey.