DDizegâhDijital şiir arşivi
Şiirler/Âşık Ömer/Güneş yüzün ışığından görünmez; bu ne hâldir
Şiir · 17. yüzyıl

Güneş yüzün ışığından görünmez; bu ne hâldir

Şiir sevgilinin yüzünü kandildeki hidayet nuru, Mescid-i Aksâ ve mihrap gibi kutsal imgelerle anlatır; adını anmayı esenlik, yüzünü görmeyi mutluluk sayan iki dize her bölümde yinelenir. Kâf ve Nûn yaratma emri, dört halife, misk kokusu, ceylan gözü ve ayna gibi yanak aynı güzellik düzeninde buluşur. Son bölümde Ömer bütün zerreleri bu tecellinin tanığı sayar; varlık âleminin titreşmesi, güzelliği ilahî sanatın görünümü olarak yorumlar.

Özgün dizeler ve günümüz Türkçesi karşılığı gösteriliyor.

  1. 1

    Görünmez pertevinden sûret-i mihrin ne hâlettir

    Münevver hüsnü kandîl içre bir nûr-i hidâyettir

    1Güneş biçimli yüzün kendi ışığından görünmez; bu nasıl bir hâldir?

    2Aydınlık güzelliğin kandil içinde bir hidayet nurudur.

    Yüz güneşe benzetilir ama kendi parıltısı onu görünmez kılar. Kandildeki hidayet nuru, fiziksel güzelliği yol gösteren manevî ışığa yükseltir.

  2. 2

    Okurlar nakşını ezber mufassal bir hikâyettir

    İşidenler ne hoş derler müeddâdan ibârettir

    1Tasvirini ezberden okurlar; o ayrıntılı bir hikâyedir.

    2İşitenler ‘ne güzel’ der; bütünüyle ifade edilen anlamdan ibarettir.

    Güzelliğin tasviri ezberlenen ayrıntılı bir hikâyedir; işitenlerin övgüsü metnin ‘müeddâ’sına, yani taşıdığı anlama yönelir. “Okurlar nakşını ezber” ile “İşidenler ne hoş” arasında kurulan bağ anlamı tamamlar.

  3. 3

    Sekiz cennet cemâlinden iyân kadd ü kıyâmettir

    Adın anmak selâmettir yüzün görmek saâdettir

    1Boyun ve kıyamet gibi ayağa kalkışın, sekiz cennet güzelliğinden görünür.

    2Adını anmak esenlik, yüzünü görmek mutluluktur.

    Sekiz cennet yüz ve boyda görünür; nakarat ad ile görme arasında derece kurar. İsmi anmak esenlik, yüzü görmek daha büyük mutluluktur. “Sekiz cennet cemâlinden” sözü, “Adın anmak selâmettir” karşılığında yorumun odağını somutlaştırır.

  4. 4

    Gözündür mescid-i Aksâ mukavves kaşların mihrâb

    Pes oldur ü pes oldur kıble-i ashâb

    1Gözün Mescid-i Aksâ, yay kaşların mihraptır.

    2O, Kâbekavseyn yakınlığı ve dostların yöneldiği kıbledir.

    Göz Mescid-i Aksâ, kaş mihrap, sevgili de Kâbekavseyn yakınlığı ve kıble olur. Yüz parçaları kutsal mekânın yön düzenine yerleştirilir. “Gözündür mescid-i Aksâ” başlangıcı, “Pes oldur Kabekayseyn” devamıyla anlam yönünü belirginleştirir.

  5. 5

    Açılır matla’-ı rûyinden anın

    Okur âlim olanlar âyeti vechinde Seb’.ul-bâb

    1Yüzünün doğuşundan kapıları açan anlam belirir.

    2Bilginler yüzündeki ayette yedi kapıyı okur.

    Yüzün doğuşu kapıları açar; bilginler onda ‘yedi kapı’ ayetini okur. Sevgilinin yüzü hem açılan bir başlangıç hem okunabilir kutsal metindir.

  6. 6

    Sekiz cennet cemâlinden iyân kadd ü kıyâmettir

    Adın anmak selâmettir yüzün görmek saâdettir

    1Boyun ve kıyamet gibi ayağa kalkışın, sekiz cennet güzelliğinden görünür.

    2Adını anmak esenlik, yüzünü görmek mutluluktur.

    Cennet ve kıyamet kelimelerinin ses gerilimi nakaratta korunur. Güzellik, hem cennet vaadi hem insanı ayağa kaldıran sarsıcı görünüş olarak sunulur.

  7. 7

    Oluptur Kâf ü Nûn ile niçe mu’cizlerin izhâr

    Kılur nakd-i cihanda yâd-ı Bûbekr ü Ömer herbâr

    1Kâf ve Nûn emriyle nice mucize ortaya çıkmıştır.

    2Dünya değerleri içinde Ebû Bekir ile Ömer’i her zaman anar.

    Kâf ve Nûn yaratma emri mucizelerin kaynağıdır; Ebû Bekir ile Ömer’in anılması yaratılış anlatısını ilk halifelerin hatırasına bağlar. “Oluptur Kâf ü” sesi, “Kılur nakd-i cihanda” karşılığıyla birimdeki hareketi görünür kılar.

  8. 8

    Dahi Osman duyuptur ana kâtib câmi’-i esrâr

    Cenâb-ı Çâriyâridir olubtur Hayder-i Kerrâr

    1Osman’ın onun sırları toplayan kâtibi olduğu aktarılır.

    2Dört halifenin yücesidir; Haydar-ı Kerrâr da onlardandır.

    Dize Osman’ı sırları toplayan kâtip diye aktarır; ‘duyuptur’ diziminin faili kesinleştirilmez. Ali ise Haydar-ı Kerrâr vasfıyla aynı kutsal çevrede anılır.

  9. 9

    Sekiz cennet cemâlinden iyân kadd ü kıyâmettir

    Adın anmak selâmettir yüzün görmek saâdettir

    1Boyun ve kıyamet gibi ayağa kalkışın, sekiz cennet güzelliğinden görünür.

    2Adını anmak esenlik, yüzünü görmek mutluluktur.

    Nakarat halife adlarından sonra dönerek dinî tarihi yeniden sevgilinin yüzüne bağlar; şiirin övgü ile inanç dili arasındaki geçişini sabitler.

  10. 10

    Muattar eyledi âfâkı ıtr-ı müşk - i hoşbûsu

    Gönül sayyâdını sevdâya saldı çeşm-i âhûsu

    1Güzel misk kokusu ufukları hoş kokuyla doldurdu.

    2Ceylan gözü, gönül avcısını sevdaya düşürdü.

    Misk kokusu bütün ufuklara yayılırken ceylan gözü gönül avcısını avlar. Koku geniş mekâna, bakış ise tek kişinin kalbine etki eder. “Muattar eyledi âfâkı” vurgusu, “Gönül sayyâdını sevdâya” sözünün anlam zeminini hazırlar.

  11. 11

    Uyandı tîr-i kirpikler gözümden gitti uyhusu

    Mübârek sâf bir mir’ât oluptur sanki pehlûsu

    1Kirpik okları uyanınca gözümden uyku kaçtı.

    2Yan tarafı sanki kutlu ve tertemiz bir ayna oldu.

    Kirpikler ok olarak uyanınca anlatıcının uykusu kaçar; sevgilinin yanı saf aynaya dönüşür. Tehdit ile berraklık aynı bedensel portrede buluşur.

  12. 12

    Sekiz cennet cemâlinden iyân kadd ü kıyâmettir

    Adın anmak selâmettir yüzün görmek saâdettir

    1Boyun ve kıyamet gibi ayağa kalkışın, sekiz cennet güzelliğinden görünür.

    2Adını anmak esenlik, yüzünü görmek mutluluktur.

    Dördüncü nakarat, misk, göz, kirpik ve ayna tasvirini cennet hükmüyle toplar. Duyusal ayrıntılar adın esenliği ve yüzün mutluluğuna bağlanır.

  13. 13

    Ömer nûr-i şuhûduna müşâhiddir kamu zerrât

    Bu ne sun’-i İlâhîdir irişmez akl ana heyhât

    1Ömer, görünüş nuruna bütün zerrelerin tanık olduğunu söyler.

    2Bu nasıl bir ilahî sanattır; akıl ona erişemez, heyhat!

    Mahlaslı dizede Ömer yalnız kendini değil bütün zerreleri güzellik nurunun tanığı sayar; şahsi görme kozmik şehadete genişler. Kaynakta “Ömer nûr-i şuhûduna” ifadesini “Bu ne sun’-i” karşılığı izler.

  14. 14

    Vücûdu lerzesinden mevce geldi cümle mevcûdât

    Mezâhirdir sıfât-ı mutlakından akl-ı külliyyât

    1Onun varlığının titreşimiyle bütün varlıklar dalgalandı.

    2Bütün akıllar, mutlak sıfatının göründüğü yerlerdir.

    İlahî sanat karşısında aklın erişememesi açıkça belirtilir. Varlığın titreşip dalgalanması, güzelliğin bütün mevcudatı harekete geçirdiğini söyler.

  15. 15

    Sekiz cennet cemâlinden iyân kadd ü kıyâmettir

    Adın anmak selâmettir yüzün görmek saâdettir

    1Boyun ve kıyamet gibi ayağa kalkışın, sekiz cennet güzelliğinden görünür.

    2Adını anmak esenlik, yüzünü görmek mutluluktur.

    Küllî akıllar mutlak sıfatın görünüş yerleri sayılır; son nakarat bu tasavvufî hükmü yine sevgilinin adı ve yüzünde somutlaştırır. “Sekiz cennet cemâlinden” ifadesi “Adın anmak selâmettir” devamına bağlanan odağı kurar.

Kavram sözlüğü (7) ↓
Kaynak

Metnin kaynağı

Aidiyet doğrulandı

Ergun 1936 No.629 tam gövdesindeki görünür mahlas: L14 “Kılur nakd-i cihanda yâd-ı Bûbekr ü Ömer herbâr”; L25 “Ömer nûr-i şuhûduna müşâhiddir kamu zerrât”. Koleksiyon yerleşimi yalnız destekleyicidir.

Atıf kanıtını aç ↗

Sadeddin Nüzhet Ergun, Âşık Ömer: Hayatı ve Şiirleri (1936), basılı No.629, PDF 495–496; 15 birim/30 dize. Başlangıç, gövde, bitiş ve sonraki sınır için görsel kanıt kayıt altındadır. Tarama yeniden dağıtılmadı.

Kaynak sayfasını aç ↗Günümüz Türkçesi ve yorumlar Dizegâh editoryası tarafından hazırlanmıştır.
Bir hata mı var? Bildirin

Yanlış bir dize, hatalı bir çeviri ya da eksik bir kaynak gördüyseniz yazın. Metni doğrulayıp düzeltiyoruz.

Okumaya devam edin

Sırada ne var?

Sonraki şiirGöz süzüp kaşını eğme
Göz süzüp te sakın kaşın
Âşık Ömer · Şiir

Kavram sözlüğü

7 kavram bulundu.

pertev

Işık, parıltı.

müeddâ

Sözün taşıdığı anlam.

Kabekayseyn

Kur’an’daki ‘iki yay kadar’ yakınlık ifadesi.

fâtih-ül-ebvâb

Kapıları açan.

sayyâd

Avcı.

şuhûd

Görerek tanıklık etme.

mezâhir

Bir niteliğin göründüğü yerler.