DDizegâhDijital şiir arşivi
Şiirler/Ömer Hulûsî/Göründi Ǿışķıñ illeri biziz Ǿuşşāķį gülleri
Gazel · 19. yüzyıl

Göründi Ǿışķıñ illeri biziz Ǿuşşāķį gülleri

Dokuz beyit boyunca yinelenen ‘biz âşıkların gülleriyiz’ sözü, aşk ülkesi, melamet hırkası, hakikat Kâbe'si ve harabat çevresinde ortak bir topluluk sesi kurar.

Özgün dizeler ve günümüz Türkçesi karşılığı gösteriliyor.

  1. 1

    Göründi Ǿışķıñ illeri biziz Ǿuşşāķį gülleri

    Şekerdir şįr ü dilleri biziz Ǿuşşāķį gülleri

    1Aşkın ülkeleri göründü; biz âşıkların gülleriyiz.

    2Sütleri de dilleri de şekerdir; biz âşıkların gülleriyiz.

    Matla aşkın ülkelerinin görünmesini topluluğun çiçeklenişiyle birleştirir. İkinci dizedeki süt, dil ve şeker dizisi tatlılık imgesini büyütür; ‘uşşâkî’ hem âşıklara aidiyeti hem yol çağrışımını açık bırakır.

  2. 2

    Muĥammediñ yārı biziz biz tenleri Ǿārį

    Vücūd iķlįminiñ varı biziz Ǿuşşāķį gülleri

    1Biz Muhammed'in ezelî dostlarıyız; bedenlerimiz çıplaktır.

    2Varlık ülkesinin varıyız; biz âşıkların gülleriyiz.

    Muhammed'in ezelî dostları olma iddiası çıplak beden ve varlık ülkesinin bütünüyle yan yana gelir. Bu aidiyet şiirin tarihsel topluluk sesidir.

  3. 3

    Yüri kervān iriş yolı sizi bekler öven velį

    Bu yollar uludur ulu biziz Ǿuşşāķį gülleri

    1Yürü, kervan, yola eriş; sizi öven veli bekler.

    2Bu yollar çok yücedir; biz âşıkların gülleriyiz.

    Kervana yola erişme buyruğu verilir ve öven velinin beklediği söylenir. Yol imgesi topluluğu tek yolcudan çıkarıp hareket hâlindeki bir kafileye çevirir; ‘ulu’ sıfatının yinelenmesi yüceliği redife bağlar.

  4. 4

    Bu yoluñ acıdır öñi ne pek ŧatlu anıñ śoñı

    Erenler oldılar yeñi biziz Ǿuşşāķį gülleri

    1Bu yolun önü acıdır; sonu ne kadar tatlıdır.

    2Erenler yenilendiler; biz âşıkların gülleriyiz.

    Yolun başındaki acılık, sonundaki tatlılıkla karşılaştırılır. Erenlerin ‘yeni’ oluşu, yolu bitirenlerin tükenmek yerine tazelendiğini söyler; acı ile tatlı arasındaki sıra böylece bir yıpranma değil bir yenilenme anlatısına dönüşür.

  5. 5

    Nefis elvānların śoydıñ melāmet ħırķasın giydiñ

    Ġarįbiz boynumuz egdiñ biziz Ǿuşşāķį gülleri

    1Nefsin renklerini soydun, melamet hırkasını giydin.

    2Biz garibiz; boynumuzu eğdin; biz âşıkların gülleriyiz.

    Nefsin renklerini çıkarmak ile melamet hırkasını giymek iki karşıt kıyafet hareketidir. Sonraki dizede gariplik ve boyun eğme kişi değişimini korur.

  6. 6

    Ĥaķįķāt KaǾbesin gördüñ ŧavāf itdiñ şükür girdiñ

    Erenler sırrına irdiñ biziz Ǿuşşāķį gülleri

    1Hakikat Kâbe'sini gördün, tavaf ettin, şükredip girdin.

    2Erenlerin sırrına erdin; biz âşıkların gülleriyiz.

    Hakikat Kâbe'sini görme, tavaf, şükür ve içeri girme ardışık manevi hareketlerdir. Son dize bunları erenlerin sırrına erişmeye bağlar; ibadet imgeleri şiirin tarihsel tasavvufî benzetmesi olarak sunulur.

  7. 7

    Varır erkānımız Ĥaķķa göñüller virmediñ ħalķa

    Gül olduķ bülbül-i Ǿışķa biziz Ǿuşşāķį gülleri

    1Erkânımız Hak'a varır; gönülleri halka vermedin.

    2Aşk bülbülüne gül olduk; biz âşıkların gülleriyiz.

    Erkânın Hak'a varması halktan esirgenen gönülle karşı karşıya gelir. Topluluk kendini aşk bülbülüne gül sayar. Gül olmak burada güzellik iddiası değil, ötüşün yöneldiği yerde, yani sevilen tarafta durmak anlamına gelir.

  8. 8

    Bu bāġıñ ġoncadır güli şaķır bülbülleri

    Dilimiz şįr şeker balı biziz Ǿuşşāķį gülleri

    1Bu bahçenin gülü gonca; bülbülleri gerçekten şakır.

    2Dilimiz süt, şeker ve baldır; biz âşıkların gülleriyiz.

    Bahçede gonca gül ve şakıyan bülbüller yer alırken dil süt, şeker ve bal olur. ‘Belî’ ana metindeki onay sözüdür. Tat dizisi matladaki süt-şeker imgesini kapanışa yakın bir yerde yineleyerek şiirin baştan beri ördüğü tatlılık örgüsünü tamamlar.

  9. 9

    Ħulūśį bülbülüz gülde açılmış bir gülüz dalda

    Ħarābāt ehliyiz dilde biziz Ǿuşşāķį gülleri

    1Hulûsî, gül içinde bülbülüz; dalda açılmış bir gülüz.

    2Gönülde harabat ehliyiz; biz âşıkların gülleriyiz.

    Makta, Hulûsî mahlasını birinci çoğul topluluk sesinin içinde bülbül, dalda açılan gül ve harabat ehli imgeleriyle toplar. Harabat burada tarihsel rind-tasavvuf şiirinin mekânıdır.

Kavram sözlüğü (8) ↓
Kaynak

Metnin kaynağı

DEU-AVESIS.6ecdcb51-eb8e-4906-9609-1ecdf1ed3d9a:n624-pdf565-printed552. n624, basılı s.552/PDF 565: tam 9 beyit/18 dize, basılı Mefâ‘îlün Mefâ‘îlün Mefâ‘îlün Mefâ‘îlün ve sonraki numaralı sınır sabit görselde doğrulandı. Kervân/kerbân, öven/iver, garîbiz/karîbiz, eğdin/eydin ve belî/bâlî varyantları gövdeye alınmamış; ana tenkitli neşrin okuması ve kişi geçişleri korunmuştur. Profil-komşu CC BY 4.0; PDF içinde gömülü lisans yoktur.

Kaynak sayfasını aç ↗Günümüz Türkçesi ve yorumlar Dizegâh editoryası tarafından hazırlanmıştır.
Bir hata mı var? Bildirin

Yanlış bir dize, hatalı bir çeviri ya da eksik bir kaynak gördüyseniz yazın. Metni doğrulayıp düzeltiyoruz.

Okumaya devam edin

Sırada ne var?

Sonraki şiirHakka Kulluk Eyleyenler Tendeki Cânım Benim
Hakka kulluk eyleyenler tendeki cânım benim
Ömer Hulûsî · Gazel

Kavram sözlüğü

8 kavram bulundu.

Ǿuşşāķ

Aşk yoluna bağlanan kimseler; “âşık” sözünün Arapça çoğulu ve redifteki topluluk adıdır.

ezel

Başlangıcı olmayan zaman; yaratılıştan önceye uzanan bir dostluk bu sözcükle anlatılır.

vücūd iķlįmi

Varlık ülkesi; ‘iklîm’ burada hava durumunu değil, bir hükümdarlığın sınırlarını bildiren coğrafya terimidir.

melāmet ħırķası

Kınanmayı göze alıp gösterişten kaçınan yolun giysisi; giymek, halkın beğenisinden vazgeçmek demektir.

ĥaķįķāt KaǾbesi

Taştan yapının karşısına konan iç yöneliş merkezi; tavaf da bu merkezin çevresinde dönmek olur.

erkān

Bir yolun uyulması gereken usulleri; ‘rükn’ün çoğuludur ve yapının taşıyıcı direklerini de karşılar.

belį

Evet; Farsça onaylama sözü. Dizede söylenene katılmayı ve pekiştirmeyi sağlar.

ħarābāt ehli

Meyhaneye devam edenler; tasavvuf dilinde benliğini yıkmış, dünya düzeninin dışına düşmüş kişileri anlatır.