Gözlerim yaşı revân oldu Mehemmed elvedâ
Mehemmed’e seslenen şairin gözyaşı akar, fidan boyu yaya döner ve gözyaşı kan kesilir. Alçak felek onu sevgilinin eşiğinden uzaklaştırır; dünyayı gezse de benzerini bulamaz. Kavuşma günlerini anınca içi ney gibi inler, aklı dağılır ve son bentte unutulmamak için yalvarır.
Özgün dizeler ve günümüz Türkçesi karşılığı gösteriliyor.
- 1
Gözlerim yaşı Mehemmed elvedâ
bir kemân oldu Mehemmed elvedâ
1Gözyaşlarım akıp gitti, Mehemmed, elveda.
2Fidan boyum bir yay oldu, Mehemmed, elveda.
- 2
Eşk-i dîdem yine kan oldu Mehemmed elvedâ
Diyelim hayli zaman oldu Mehemmed elvedâ
1Gözümün yaşı yine kan oldu, Mehemmed, elveda.
2Söyleyelim: epey zaman geçti, Mehemmed, elveda.
İlk dizede gözyaşı artık yalnız akmaz, “kan” olur; bu renk değişimi vedanın şiddetini artırır. “Diyelim hayli zaman oldu” ifadesi, ayrılığın süresini kesin bir sayı vermeden topluca kabul eder. Her iki dizedeki ad ve elveda tekrarı, zamanın geçişini değişmeyen bir ses halkasına bağlar.
- 3
yaktı şebnem üzre bir
Rûz ü şeb kan ağlamaktan oldu bağrım lâle hun
1Ayrılık ateşin, çiy üstünde içe işleyen bir yara yaktı;
2gece gündüz kan ağlamaktan bağrım kanlı bir lale oldu.
“Nâr-ı hecr” ateş imgesini, “şebnem üzre” ise çiyin serin ve ıslak yüzeyini getirir; ayrılık böylece karşıt maddeler üzerinde bir “dâğ-ı derun” yakar. Gece gündüz kan ağlama sonucunda bağrın “lâle-hûn” oluşu, iç yarasını kırmızı bir çiçeğe dönüştürür.
- 4
beni dûr eyledi bu
Meskenim gayri mekân oldu Mehemmed elvedâ
1Bu alçak felek beni eşiğinden uzaklaştırdı;
2artık yurdum başka bir yer oldu, Mehemmed, elveda.
Uzaklaştıran doğrudan sevgili değil “çerh-i dûn”dur; alçak felek konuşanı sevgilinin “âsitân”ından koparır. “Meskenim gayri mekân oldu” sözü yer değişikliğini ev duygusunun kaybı olarak anlatır: yeni bir yer vardır ama asıl eşikten uzak olduğu için ancak yabancı bir mekândır.
- 5
Âleme seyyâh olup gezsem cihânı dem bedem
Bulmadım sencileyin bir
1Dünyada gezgin olup her an cihanı dolaşsam da
2senin gibi kerem sahibi bir sevgili bulmadım.
Konuşan kendini “seyyâh” sayıp cihanı “dem be dem” gezme ihtimalini en geniş arama sınırı olarak kurar. Sonuç yine olumsuzdur: Mehemmed gibi “sâhib-kerem” bir dilber bulunmaz. Dünya ölçeğindeki dolaşma, sevgilinin eşsizliğini yalnız güzellikle değil cömertlikle de ölçer.
- 6
Çektiğim yolunda dâim sek adûlardan sitem
Sözlerin geldi beyân oldu Mehemmed elvedâ
1Yolunda sürekli çektiğim, kuşkulu düşmanlardan gelen eziyettir;
2sözlerin ortaya çıkıp açıklandı, Mehemmed, elveda.
Yolda çekilen sitemin kaynağı “sek adûlar”, yani kuşku uyandıran düşmanlardır; “dâim” kelimesi eziyetin sürekliliğini taşır. İkinci dizede sevgilinin sözleri “beyân” olur; kapalı rekabet sahnesi açıklığa çıkarken nakarat, bu açığa çıkışın ilişkiyi onarmadığını bildirir.
- 7
Bir zaman vaslında mesrûr olduğum demler kani
Ney gibi inler derûnum şimdi andıkça seni
1Bir zaman kavuşmanda sevindiğim günler nerede?
2Şimdi seni andıkça içim ney gibi inler.
“Bir zaman” ile anılan visal günleri “mesrûr” bir geçmişe aittir; “şimdi” sözü bunun karşısına bugünkü acıyı koyar. İç dünyanın ney gibi inlemesi, hatırlamanın sese dönüşmesidir: sevgilinin adı anıldıkça eski sevinç nefesli bir çalgının uzun ve boşluklu yakınmasına çevrilir.
- 8
Dönmüşüm dîvâneye hiç bilmez oldum ben beni
Akl u fikrim Mehemmed elvedâ
1Divaneye dönmüşüm, artık kendimi bile bilmiyorum;
2aklım ve fikrim darmadağın oldu, Mehemmed, elveda.
Dîvâneye dönüş, yalnız dışarıdan verilen bir sıfat değildir; “hiç bilmez oldum ben beni” sözü benlik bilgisinin silindiğini açıklar. “Akl u fikrim tartağan” ifadesi düşünceyi toplanamaz parçalar halinde dağıtır; elveda nakaratı zihinsel çözülmenin ortasında kalan tek düzenli tekrar olur.
- 9
Der Ömer ey evc-i hüsnün mâhı unutma beni
Hâtır-ı mahzûnumun âgâhı unutma beni
1Ömer der: ey güzelliğin doruğundaki ay, beni unutma;
2hüzünlü gönlümün durumunu bilen, beni unutma.
Mahlas “Der Ömer” ile söze girer ve sevgiliyi “evc-i hüsnün mâhı” diye güzelliğin en yüksek noktasındaki aya çıkarır. İki kez yinelenen “unutma beni”, genel bir veda değil doğrudan hafıza talebidir; “hâtır-ı mahzûn”u bilen sevgilinin unutması özellikle acı bir çelişki oluşturur.
- 10
Gâhice bir an güzeller şâhı unutma beni
Gel yeter bana olan oldu Mehemmed elvedâ
1Ey güzeller şahı, ara sıra bir an beni unutma;
2gel artık, yeter; başıma gelen geldi, Mehemmed, elveda.
“Gâhice bir an” talebi sürekli hatırlanmayı değil ara sıra verilecek küçücük bir zamanı ister; bu ölçülülük “güzeller şâhı” övgüsüyle sevgilinin üstünlüğünü korur. “Bana olan oldu” sözü yaşananı artık yeterli sayarken “gel yeter” çağrısı, vedanın içinde son bir dönüş umudu bırakır.
Metnin kaynağı
Ergun 1936 şiir No.252 Âşık Ömer bölümündedir; gövdede “Der Ömer ey evc-i hüsnün mâhı unutma beni” mahlası görünür.
Atıf kanıtını aç ↗Kaynak sürümü ergun1936-n252-5AFF42552E44. Sadeddin Nüzhet Ergun, Âşık Ömer: Hayatı ve Şiirleri (1936), şiir No.252, PDF 216; 10 iki dizelik birim/20 dize. Tarama yeniden dağıtılmadı.
Kaynak sayfasını aç ↗Günümüz Türkçesi ve yorumlar Dizegâh editoryası tarafından hazırlanmıştır.
Gözyaşının “revân” oluşu kesintisiz akışı, “kadd-i nahl”in kemana dönüşmesi ise ayrılığın bedende bıraktığı eğilmeyi gösterir. Su gibi ilerleyen yaş ile yay gibi gerilen boy aynı “Mehemmed elvedâ” sesinde birleşir; biri dışarı akar, öteki konuşanı kendi içine büker.