Gözlerümden aḳdı deryālar gibi yaşum benüm
Selîmî mahlasıyla kayıtlı gazel, gözyaşını nehir ve köprü imgeleriyle büyütür; ayrılık diyarındaki yalnızlığını dertlerle paylaşırken dünyaya sahip olduğu iddiasını reddeder. Köksal'ın A kümesi şiiri Yavuz Sultan Selim'e kesin bağlar.
Özgün dizeler ve günümüz Türkçesi karşılığı gösteriliyor.
- 1
Gözlerümden aḳdı deryālar gibi yaşum benüm
Dūstlar çoḳ nesne gördi oñmaduḳ başum benüm
1Benim gözlerimden yaşlar denizler gibi aktı;
2Dostlar benim talihsiz başımın çok hâlini gördü.
- 2
Geçmek içün seyl-i eşkümden ḫayālüm ‘askeri
Bir direklü iki gözlü köprüdür ḳaşum benüm
1Hayalimin askeri gözyaşı selimden geçsin diye
2Kaşım tek direkli, iki gözlü bir köprüdür.
İkinci beyit yüzü bir mimariye dönüştürür: gözyaşı sel, kaş tek direkli ve iki gözlü köprüdür. Hayal askeri bu köprüden geçmeye çalışırken bedendeki çizgiler bir sefer düzeni kazanır; askerî sözlük iç kedere uygulanır.
- 3
Ben gedā diyārında ḳalurdum yaluñuz
ü derd ü belā olmasa yoldaşum benüm
1Ben yoksul, ayrılık ülkesinde yalnız kalırdım;
2Sıkıntı, dert ve bela benim yoldaşım olmasaydı.
Üçüncü beyit yalnızlık iddiasını beklenmedik biçimde bozar. Konuşanın insan yoldaşı yoktur, fakat mihnet, dert ve bela ona eşlik eder; üç soyut yükün yoldaş sayılması ayrılık ülkesini kalabalık ama tesellisiz kılar.
- 4
Her gice altun beneklü āsumānīler geyüp
İşbu -ı olmışdur oynaşum benüm
1Bu yaşlı felek her gece altın benekli gök renkli giysiler giyerek
2Benim mahrem sevgilim olmuştur.
Dördüncü beyit gece göğünü altın yıldızlı mavi bir elbise giymiş yaşlı kadına benzetir. Feleğin oynaş diye anılması gerçekleşmiş, mahrem ve yasak çağrışımlı bir sevgililik kurar; her gece süslenmesi bu kozmik yakınlığın görünür işaretidir.
- 5
Ḫalḳ-ı ʿālem baña dir kim hep senüñdür bu cihān
ger var ise içinde bir ṭaşum benüm
1Bütün insanlar bana bu dünya senindir der;
2İçinde bana ait tek bir taş varsa inkâr etmiş olayım.
Beşinci beyit hükümdara yakıştırılan dünya sahipliğini yeminle reddeder. Tek taş bile benim değil sözü, mülkiyetin en küçük parçasını dışarıda bırakır; halkın gördüğü saltanatla konuşanın hissettiği yoksulluk açıkça çatışır.
- 6
İy felek ṭoḳuz ṭolu cām içmeyince bu Selīm
Dehr içinde olmadı hergiz ayaḳdaşum benüm
1Ey felek, bu Selim dokuz dolu kadehi içinceye dek
2Dünya içinde hiçbir zaman benim kadeh arkadaşım olmadı.
Makta dokuz felek katını dokuz dolu kadeh gibi düşünür. Selim adıyla gelen hükümdar, evreni içse bile gerçek bir ayakdaş bulamadığını söyler; kadeh arkadaşlığı eksikliği şiirin yalnızlık çizgisini kozmik ölçekte kapatır.
Metnin kaynağı
Köksal 2019'un A kümesi, mecmua kayıtları ve şiirdeki Selîmî/Selim Şah işaretleri temelinde bu manzumeyi Yavuz Sultan Selim'e kesin olarak bağlar.
Atıf kanıtını aç ↗cevahir1914-koksal2019-A7. Ali Emîrî, Cevâhirü'l-mülûk (İstanbul, 1330/1914), basılı s. 195–196–197/PDF 199–200–201: mevcut 12 dizelik özgün gövde görseldeki kapanış Selîmî dizelerine bağlandı. Altı Selîmî beyti altı genişletilmiş bendin kapanış çiftleridir; önceleyen dizeler Ali Emîrî ekidir. Basılı 197'de ayrı bir yeni incipit izler. Köksal A7 kaydı yalnız aidiyet, kimlik ve mevcut transkripsiyon için kontrol tanığıdır; kamu malı kaynak hakkı ondan devralınmaz.
Kaynak sayfasını aç ↗Günümüz Türkçesi ve yorumlar Dizegâh editoryası tarafından hazırlanmıştır.
Matla gözyaşını tek bir akıntı değil, çoğul denizler olarak gösterir. Dostların tanıklığı acıyı özel bir sır olmaktan çıkarır; onmadık baş sözü, görülen bütün olayları talihsizlik başlığı altında birleştirir.