DDizegâhDijital şiir arşivi
Bentli şiir · 19.–20. yüzyıl

Günahkâr

Dört bent, suçluluk duygusunu zindan ve mezar imgeleriyle kurar; son üçlükte karşı bir ses özcezalandırmayı reddedip yaşamayı, her gün küçük iyilik yapmayı ve başkasının gözyaşını silmeyi önerir.

Özgün dizeler ve günümüz Türkçesi karşılığı gösteriliyor.

  1. 1

    Ben, bir zindan içindeki benzerim;

    Benim dahi ayağımda ağır, paslı demirler...

    Benim dahi mermer taşlar zehirler;

    Benim dahi karanlıkta ışık arar gözlerim.

    1Ben, bir zindandaki mahpuslara benzerim;

    2Benim de ayaklarımda ağır, paslı zincirler var...

    3Mermer taşlar benim de bedenimi zehirler;

    4Benim gözlerim de karanlığın içinde ışık arar.

    İlk bent konuşanın suçluluğunu zindandaki mahpuslara benzetir. Ağır paslı demir, zehirleyen mermer ve karanlıkta ışık arayan göz, vicdan azabını dışarıdan kuşatan bir ceza mekânına dönüştürür. Benzetme hukuki mahkûmiyet bildirmez; kişinin kendi iç yargısını görünür kılar.

  2. 2

    Nerde bulsam?... Nerdesin sen, ey !

    Artık yeter, bu hayali yok et benim önümden;

    Artık yeter, bu azabı çıkar benim gönlümden...

    Ah, kaldırın üzerimden beni döven şu eli!...

    1Onu nerede bulayım? Neredesin, ey kutlu avuntu?

    2Yeter artık, bu hayali gözümün önünden kaldır;

    3Yeter artık, bu acıyı yüreğimden çıkar...

    4Ah, beni döven bu eli üzerimden çekin!

    İkinci bent teselliyi kutsal bir varlık gibi çağırır, fakat önündeki hayal ile gönlündeki azabın kaldırılmasını da ister. ‘Beni döven el’ suçluluğun saldırgan gücüdür; özne belirsiz bırakıldığı için modern ve yorum bu eli tanıksız gerçek bir kişiye bağlamaz.

  3. 3

    Ey masumlar! Şu gök, şu yer, hep sizindir;

    Gülme, sevme, alkış, türkü, ümit, hayat sizindir;

    Yalnız bir dar mezar gerek bir insana!...

    1Ey suçsuz insanlar! Gökyüzü, yeryüzü ve bütün evren sizindir;

    2Gülmek, sevmek, alkış, şarkı, umut ve hayat sizindir;

    3Günahkâr bir insana ise yalnız dar bir mezar gerekir!

    Konuşan gök, yer, sevgi, türkü, umut ve hayatı masumlara bırakıp kendisine yalnız dar mezarı layık görür. Bu, ağır özcezalandırma ve ölüm söylemidir; şiir bunu onaylayarak bitmez. Sonraki karşı sesin gelişi, bu umutsuz hükmü açıkça keser.

  4. 4

    — Hayır, yaşa ve kendini yeni doğmuş biri bil;

    Her gün küçük bir hayır yap, yanaklardan yaşlar sil;

    Ta ki, senin ruhun dahi bir kazana!...

    1— Hayır; yaşa ve kendini yeni doğmuş say;

    2Her gün küçük bir iyilik yap, ağlayanların gözyaşını sil;

    3Böylece senin ruhun da avuntu bulsun!

    Karşı ses ‘hayır, yaşa’ diyerek yeniden doğmuş gibi başlamayı ister. Ruhun tesellisi cezada değil her gün küçük bir iyilik yapmakta ve ağlayanın gözyaşını silmektedir. Kapanış, suçluluğu yok saymadan yaşamı sürdürme, sorumluluk alma ve onarıcı davranış yoluna çevirir.

Kavram sözlüğü (6) ↓
Kaynak

Metnin kaynağı

Mehmet Emin Yurdakul'un Türk Sazı taramasında 96. sayfalardaki basılı başlık ve eksiksiz şiir gövdesi, 163831 numaralı exact proofread Page revizyonlarıyla sabitlendi. Kaynak dizeleri sessizce düzeltilmedi.

Kaynak sayfasını aç ↗Günümüz Türkçesi ve yorumlar Dizegâh editoryası tarafından hazırlanmıştır.
Bir hata mı var? Bildirin

Yanlış bir dize, hatalı bir çeviri ya da eksik bir kaynak gördüyseniz yazın. Metni doğrulayıp düzeltiyoruz.

Okumaya devam edin

Sırada ne var?

Sonraki şiirHakkaniyet
Demişler ki: «Kahramanlık diker, fakat hakkaniyet yaşatır.»
Mehmet Emin Yurdakul · Şiir

Kavram sözlüğü

6 kavram bulundu.

mahpuslara

Tutuklulara

vücudumu

Bedenimi

mübarek

Kutlu

kâinat

Evren

günahkâr

Suç işlemiş kişi

teselli

Avunma