DDizegâhDijital şiir arşivi
Şiirler/Recaizade Mahmut Ekrem/Habbezâ mâh-ı mübârek-eser ü ferruh-fâl
kaside/kıt’a · 19. yüzyıl

Habbezâ mâh-ı mübârek-eser ü ferruh-fâl

Ramazan, bereketli başlangıcı ve mümin için yılın başlığı oluşuyla övülür; neşe, ibadet ve gönül arınması aynı ayın nitelikleri olarak sıralanır.

Özgün dizeler ve günümüz Türkçesi karşılığı gösteriliyor.

  1. 1

    Habbezâ mâh-ı mübârek-eser ü ferruh-fâl

    Ki sa’âdetle odur mü’mine ser-nâme-I sâl

    Habbezâ mâh-ı safâ-perver ü zevk-âyin kim

    Hâtır u dilde neşâtı ne keder kor ne melâl

    Mâh-ı mes’ûd-ı celî şa’şa’a ya’ni Ramazan

    Kim olur şekli-i hilâli nice bin ni’mete dâl

    Öyle bir mâh-ı dil-efrûz ki şeyh ü şâbı

    Bî-karar eylemede şevkla her rûz u leyâl

    Eyle dikkatle nazar gurre-i garrâsına kim

    Az olur çehre-i hûbânda bile böyle hilâl

    Öyledir neş’e-i iftârı ki bahş etmez anı

    Rind-i mey-nuşâ şarâbile dolu sâgar-ı âl

    Gündüzü rûşeni-i feyz ile müstagni-i mihr

    Gecesi şa’şa’a-i şevkla çün vakt-i zevâl

    Mücrim-ı rû-siyehi eder eylerse

    Mazhar-ı magrifet-i hazret-i Hak celle celâl

    O zamândır bu ki sâbun-ı tazarru’la gider

    Dâmeninden kişinin levs-i güneh çirk-i vebâl

    Fıska meyl etmeden âzâde olursa n’ola hulk

    Ki şeyâtînin urur pâyine allah şikâl

    -i feyzi kılıp âlemi yekser rûşen

    Verdi her memlekete başkaca bir sûret ü hâl

    Kıldı bu beldeyi bâzâr-ı meserret gûyâ

    Cümle esvâkını şenlikle edip mâl-â-mâl

    Etdi her ma’bedi hem-hâlet-i gülzâr-ı behişt

    Oldı vâ-izler ona bülbül-i pâkize-makal

    Gark olub -i envâr-ı kanâdîle menâr

    Görünür baksan uzaktan şecer-i tûr-misâl

    Tarh olub kûşe-be-kûşe nice cem’iyyetgâh

    Her biri halkıñ eder bir tarafa isti’câl

    Oldı esbâb-ı temâşâ vü tarab âmâde

    İstimâ’-ı nagâmat eyle yahud seyr-i hayâl

    Olamaz hâsılı bir böyle müferreh eyyâm

    Âşık-ı sâdık-ı mehcûra meger rûz-ı visâl

    Minnet ol hazret-i Hallâk’a ki oldum ben de

    Hele âzâde-i endûh u gam u renciş-i bâl

    Kalmadı âyine-i dilde gubâr-ı ekdâr

    Böyle bir lûtfı etmişiken bana muhâl

    Geldi bu şevklâ hem tûti-i hâmem nutka

    Hayli dem mihnetile olmuşidi ebkem ü lâl

    Oldı lezzetde can zâika-i sâmiaya

    Deheninden bu müferrih gazel-i tâze-me’âl

    Leb ü dendân-ı safâ-bahşın ayâ mâh-cemâl

    Benzer ol hokka-ı mercâna k’ola onda le’âl

    Aks-i nâlem görünür onda misâl-i şu’le

    Ol kadar safveti var sînenin ey çeşmi gazâl

    Bag-ı cennetde de gars eylememiştir rıdvan

    Kadd-i nâzik gibi mevzûn ü ger âzâde-nihâl

    Erdi hurşîde hevâdâri-i aşkınla gönül

    Buldı bir zerre iken mertebe-i âlü’l-âl

    Âh lâyık mı bizi dem-be-dem âzârın ile

    Eylemek böyle keder-nâk ü perîşân-ahvâl

    Kalurız böyle perîşân eger olmazsa mu’în

    Lutf-ı şâhenşeh-i pür-cûd ü pesendîde-hısâl

    Nice şâhenşeh o kim tıynet-i pâkin kalmış

    cevher-i 'adlî ile zîbinde hûda mute‘âl

    Nice şâhenşeh o kim istese bir bendesini

    Yedi iklîme eder vâli-i bâ-istiklâl

    Nice şâhenşeh ki o kim devr ü zamâna olamaz

    Hükm-i fermânını bir sûret ile redde mecâl

    O hudâvend-i mu’azzam ki mübâhât eyler

    Haşmet ü fer-i şükûhuyla serîr-i iclâl

    O cihân-dâver-i efham ki cihâna olmuş

    Hâk-bûs-ı der-i iclâli e’azz-ı âmâl

    Re'y-i pür-nûridir ol mihr-i cihân-ârâ kim

    Eylemez gerdiş-i eyyâm ona îrâs-ı zevâl

    İlm ü irfânına bir şâhid-i âdildir kim

    Mazhar-ı âtıfeti olmada erbâb-ı kemâl

    O nerimânkim eder askeriniñ her birisi

    evvelîr hamlede ordu-yı adû-yı pâ-mâl

    -i kevkebinin hıyresi çeşm-i hurşîd

    Safvet-i meşrebinin tîresi enhâr-ı zülâl

    Zu'efâya keremi genc-nisâr-ı ihsân

    Fukarâya ni'amı sufre-keş-i birr ü nevâl

    Ebr-i ihsânı tarâvet-dih-i gülzâr-ı salâh

    Kahrı âteş-fiken-i hırmen-i sermân-ı dalâl

    Her ne emretse hükmünü icrâ eyler

    Ol kadar yâr u müsâ'iddir o şâha

    Lûtf-ı tab'ı o kadardır ki kef-i desti eder

    Ma'den ü yem gibi her yâna cevâhir ibzâl

    Dâd-ger-i pâdişehâ dâver-i âlî-güherâ

    Ey hudâvend-i -câh u hümâyûn-!

    Fehm ü dânişte adâletde kerâmette saña

    Gelmedi şimdiye dek hiç nazîr ü emsâl

    Eyledin himmetinin şânını i'lâ Hakk'a

    Her ne lâzımsa edip saltanata istikmâl

    Feyz-i eltâfıñ ile halk-ı cihân görmededir

    Ahd-i adliñde huzûr-ı dil ü âsâyiş-i hâl

    Acizim vasf-ı şerîfinde senin ve'l-hâsıl

    Alamaz midhatını satha-i efkur u hayâl

    Söz tamâm oldu hemân lâzım olan ey * Ekrem *

    Etmedir hayr-du'âya el açıp isti'câl

    Tâ ki her sâl gelip yümn ile şehr-i ramazân

    Onu ta'kîb ede hem sa'd ile mâh-ı Şevvâl

    Ömrünü şevket ü iclâlini efzûn etsin

    Kesret-i şevk u sürûr ile hudâ-yı müte'âl

    1Ne güzel, bereketli etkiler taşıyan ve uğurlu olan o ay;

    2Mümin için mutlulukla yılın başlığı odur.

    3Ne güzel, gönlü safaya ve zevke eriştiren o ay;

    4Gönülde ne üzüntü ne keder ne de bıkkınlık bırakır.

    5Parlak ışıklı o kutlu ay, yani Ramazan;

    6Hilalinin biçimi nice bin nimeti gösterir.

    7Gönül aydınlatan öyle bir aydır ki yaşlıyı da genci de

    8Her gün ve gece coşkuyla kararsız bırakır.

    9Onun parlak ilk hilaline dikkatle bak;

    10Güzellerin yüzünde bile böylesi hilal az bulunur.

    11İftarın sevinci öyledir ki onu

    12Şarap içen rindin dolu kızıl kadehi bile veremez.

    13Gündüzü, feyzinin aydınlığıyla güneşe ihtiyaç duymaz;

    14Gecesi şevkin parıltısıyla öğle vakti gibidir.

    15Kara yüzlü günahkâr bu ayda oruç tutarsa

    16Yüce Tanrı’nın bağışına erişir.

    17İşte insanın günah lekesini ve vebal kirini eteğinden

    18Yakarış sabunuyla gidereceği zaman budur.

    19İnsanın yaradılışı kötülüğe yönelmekten kurtulsa şaşılmaz;

    20Çünkü Tanrı şeytanların ayaklarına köstek vurur.

    21Feyizli gelişi bütün dünyayı aydınlattı;

    22Her ülkeye ayrı bir görünüş ve hâl verdi.

    23Bu şehri sanki bir sevinç pazarına çevirdi;

    24Bütün çarşılarını şenlikle doldurdu.

    25Her ibadethaneyi cennet bahçesi hâline getirdi;

    26Vaizler de oranın güzel sözlü bülbülleri oldu.

    27Minareler kandillerin ışığına boğuldu;

    28Uzaktan bakınca Tur Dağı’ndaki ağaç gibi görünür.

    29Köşe bucak nice toplanma yeri kuruldu;

    30Her biri halkı bir yana koşuşturur.

    31Seyir ve eğlence araçları hazırlandı;

    32İster ezgiler dinle, ister hayal gösterisini seyret.

    33Kısacası bundan daha ferah günler olamaz;

    34Ancak ayrı düşmüş sadık âşığın kavuşma günü böyle olabilir.

    35Yaratıcı Tanrı’ya şükürler olsun ki ben de

    36Sonunda kaygıdan, kederden ve gönül incinmesinden kurtuldum.

    37Gönül aynasında sıkıntı tozu kalmadı;

    38Oysa felek bana böyle bir lütfu imkânsız kılmıştı.

    39Bu şevkle kalemimin papağanı da söze geldi;

    40Uzun zamandır sıkıntıyla dilsiz ve suskun kalmıştı.

    41İşiten kulağın tat alma duyusuna can kadar lezzet verdi;

    42Ağzından çıkan bu ferahlatıcı, yeni anlamlı gazel.

    43Ey ay yüzlü, sevinç veren dudağın ve dişlerin

    44İçinde inciler bulunan mercan bir hokkaya benzer.

    45Ey ceylan gözlü, göğsün öylesine durudur ki

    46İniltimin yansıması onda alev gibi görünür.

    47Cennetin bahçesinde bile Rıdvan

    48Senin ince boyun kadar ölçülü ve özgür bir fidan dikmemiştir.

    49Gönül, aşkını destekleyen arzusuyla güneşe erişti;

    50Bir zerreyken en yüce mertebeyi buldu.

    51Ah, bizi durmadan eziyetinle

    52Böyle kederli ve perişan bırakmak yakışır mı?

    53Cömert ve beğenilen huylu padişahın lütfu

    54Yardım etmezse böyle perişan kalırız.

    55O nasıl bir padişahtır ki Yüce Tanrı

    56Onun temiz yaradılışını adalet cevheriyle bezemiştir.

    57O nasıl bir padişahtır ki dilerse bir kulunu

    58Yedi iklime bağımsız vali eder.

    59O nasıl bir padişahtır ki çağın ve zamanın

    60Onun fermanının hükmünü hiçbir biçimde reddetmesi mümkün değildir.

    61O yüce hükümdar, heybeti ve görkemiyle

    62Yücelik tahtını övünç içinde bırakır.

    63O pek anlayışlı dünya hükümdarı ki dünyada

    64Yüce kapısının toprağını öpmek dileklerin en üstünüdür.

    65Onun ışık dolu görüşü dünyayı süsleyen öyle bir güneştir ki

    66Günlerin dönüşü ona zeval getiremez.

    67Bilgi ve irfanına adaletli bir tanık şudur:

    68Olgunluk sahipleri onun şefkatine erişmektedir.

    69O öyle bir kahramandır ki askerlerinin her biri

    70İlk saldırıda düşman ordusunu ayaklar altında bırakır.

    71Yıldızının ışığı güneşin gözünü kamaştırır;

    72Mizacının duruluğu berrak ırmakları gölgede bırakır.

    73Güçsüzlere cömertliği iyilik hazineleri saçar;

    74Yoksullara nimetleri iyilik ve bağış sofrası serer.

    75İyilik bulutu doğruluk bahçesine tazelik verir;

    76Kahrı sapkınlığın harmanına ateş salar.

    77Ne buyursa felek onun hükmünü yerine getirir;

    78Talih o padişaha böylesine dost ve yardımcıdır.

    79Yaradılışının cömertliği öylesine büyüktür ki eli

    80Maden ve deniz gibi her yana cevherler saçar.

    81Ey padişahların adalet dağıtanı, yüce yaradılışlıların hükümdarı;

    82Ey makamı göklere varan, talihi kutlu hükümdar!

    83Anlayışta, bilgide, adalette ve keramette sana

    84Şimdiye dek hiçbir benzer ve eş gelmemiştir.

    85Himmetinin şanını Tanrı katında yükselttin;

    86Saltanat için gereken her şeyi tamamladın.

    87Dünya halkı, lütuflarının bereketiyle

    88Adalet çağında gönül huzuru ve rahatlık görmektedir.

    89Kısacası senin yüce niteliklerini anlatmaya gücüm yetmez;

    90Düşünce ve hayal alanı övgünü içine alamaz.

    91Söz tamamlandı; ey Ekrem, şimdi gereken

    92Hayır duası için el açıp acele etmektir.

    93Ramazan ayı her yıl uğurla geldikçe

    94Şevval ayı da onu mutlulukla izledikçe,

    95Yüce Tanrı, büyük bir sevinç ve neşeyle

    96Ömrünü, kudretini ve yüceliğini artırsın.

    Ramazan, bereketli başlangıcı ve mümin için yılın başlığı oluşuyla övülür; neşe, ibadet ve gönül arınması aynı ayın nitelikleri olarak sıralanır. Kapanış duasında Ramazan’ı Şevval’in izlemesi, her yıl yenilenen dinî takvimi hükümdarın ömür ve şevketinin artması dileğine bağlar.

Kavram sözlüğü (6) ↓
Kaynak

Metnin kaynağı

Aidiyet doğrulandı

Şiir, bağlı kaynakta Recaizade Mahmut Ekrem adına kayıtlıdır; başlık, gövde ve şair kimliği sabit kaynak zinciriyle eşleştirilmiştir.

Atıf kanıtını aç ↗

Metin, Türkçe Vikikaynak'taki 5 sabit sayfa revizyonundan birleştirilmiştir (oldid: 98153, 98155, 98156, 98157, 98158). Günümüz Türkçesi ve açıklamalar ayrı editoryal katmandır.

Kaynak sayfasını aç ↗Günümüz Türkçesi ve yorumlar Dizegâh editoryası tarafından hazırlanmıştır.
Bir hata mı var? Bildirin

Yanlış bir dize, hatalı bir çeviri ya da eksik bir kaynak gördüyseniz yazın. Metni doğrulayıp düzeltiyoruz.

Okumaya devam edin

Sırada ne var?

Sonraki şiirHayli müddet anda tahsîl-i fünûna sa'y ileRecaizade Mahmut Ekrem · tarih manzumesi

Kavram sözlüğü

6 kavram bulundu.

pertev

ışık, parıltı

rûze

oruç

felek

gök, talih düzeni

makdem

geliş, ayak basış

ikbâl

talih ve yükseliş

gurre-i garrâ

Ramazan’ın parlak ilk hilali.