Habbezâ mâh-ı mübârek-eser ü ferruh-fâl
Ramazan, bereketli başlangıcı ve mümin için yılın başlığı oluşuyla övülür; neşe, ibadet ve gönül arınması aynı ayın nitelikleri olarak sıralanır.
Özgün dizeler ve günümüz Türkçesi karşılığı gösteriliyor.
- 1
Habbezâ mâh-ı mübârek-eser ü ferruh-fâl
Ki sa’âdetle odur mü’mine ser-nâme-I sâl
Habbezâ mâh-ı safâ-perver ü zevk-âyin kim
Hâtır u dilde neşâtı ne keder kor ne melâl
Mâh-ı mes’ûd-ı celî şa’şa’a ya’ni Ramazan
Kim olur şekli-i hilâli nice bin ni’mete dâl
Öyle bir mâh-ı dil-efrûz ki şeyh ü şâbı
Bî-karar eylemede şevkla her rûz u leyâl
Eyle dikkatle nazar gurre-i garrâsına kim
Az olur çehre-i hûbânda bile böyle hilâl
Öyledir neş’e-i iftârı ki bahş etmez anı
Rind-i mey-nuşâ şarâbile dolu sâgar-ı âl
Gündüzü rûşeni-i feyz ile müstagni-i mihr
Gecesi şa’şa’a-i şevkla çün vakt-i zevâl
Mücrim-ı rû-siyehi eder eylerse
Mazhar-ı magrifet-i hazret-i Hak celle celâl
O zamândır bu ki sâbun-ı tazarru’la gider
Dâmeninden kişinin levs-i güneh çirk-i vebâl
Fıska meyl etmeden âzâde olursa n’ola hulk
Ki şeyâtînin urur pâyine allah şikâl
-i feyzi kılıp âlemi yekser rûşen
Verdi her memlekete başkaca bir sûret ü hâl
Kıldı bu beldeyi bâzâr-ı meserret gûyâ
Cümle esvâkını şenlikle edip mâl-â-mâl
Etdi her ma’bedi hem-hâlet-i gülzâr-ı behişt
Oldı vâ-izler ona bülbül-i pâkize-makal
Gark olub -i envâr-ı kanâdîle menâr
Görünür baksan uzaktan şecer-i tûr-misâl
Tarh olub kûşe-be-kûşe nice cem’iyyetgâh
Her biri halkıñ eder bir tarafa isti’câl
Oldı esbâb-ı temâşâ vü tarab âmâde
İstimâ’-ı nagâmat eyle yahud seyr-i hayâl
Olamaz hâsılı bir böyle müferreh eyyâm
Âşık-ı sâdık-ı mehcûra meger rûz-ı visâl
Minnet ol hazret-i Hallâk’a ki oldum ben de
Hele âzâde-i endûh u gam u renciş-i bâl
Kalmadı âyine-i dilde gubâr-ı ekdâr
Böyle bir lûtfı etmişiken bana muhâl
Geldi bu şevklâ hem tûti-i hâmem nutka
Hayli dem mihnetile olmuşidi ebkem ü lâl
Oldı lezzetde can zâika-i sâmiaya
Deheninden bu müferrih gazel-i tâze-me’âl
Leb ü dendân-ı safâ-bahşın ayâ mâh-cemâl
Benzer ol hokka-ı mercâna k’ola onda le’âl
Aks-i nâlem görünür onda misâl-i şu’le
Ol kadar safveti var sînenin ey çeşmi gazâl
Bag-ı cennetde de gars eylememiştir rıdvan
Kadd-i nâzik gibi mevzûn ü ger âzâde-nihâl
Erdi hurşîde hevâdâri-i aşkınla gönül
Buldı bir zerre iken mertebe-i âlü’l-âl
Âh lâyık mı bizi dem-be-dem âzârın ile
Eylemek böyle keder-nâk ü perîşân-ahvâl
Kalurız böyle perîşân eger olmazsa mu’în
Lutf-ı şâhenşeh-i pür-cûd ü pesendîde-hısâl
Nice şâhenşeh o kim tıynet-i pâkin kalmış
cevher-i 'adlî ile zîbinde hûda mute‘âl
Nice şâhenşeh o kim istese bir bendesini
Yedi iklîme eder vâli-i bâ-istiklâl
Nice şâhenşeh ki o kim devr ü zamâna olamaz
Hükm-i fermânını bir sûret ile redde mecâl
O hudâvend-i mu’azzam ki mübâhât eyler
Haşmet ü fer-i şükûhuyla serîr-i iclâl
O cihân-dâver-i efham ki cihâna olmuş
Hâk-bûs-ı der-i iclâli e’azz-ı âmâl
Re'y-i pür-nûridir ol mihr-i cihân-ârâ kim
Eylemez gerdiş-i eyyâm ona îrâs-ı zevâl
İlm ü irfânına bir şâhid-i âdildir kim
Mazhar-ı âtıfeti olmada erbâb-ı kemâl
O nerimânkim eder askeriniñ her birisi
evvelîr hamlede ordu-yı adû-yı pâ-mâl
-i kevkebinin hıyresi çeşm-i hurşîd
Safvet-i meşrebinin tîresi enhâr-ı zülâl
Zu'efâya keremi genc-nisâr-ı ihsân
Fukarâya ni'amı sufre-keş-i birr ü nevâl
Ebr-i ihsânı tarâvet-dih-i gülzâr-ı salâh
Kahrı âteş-fiken-i hırmen-i sermân-ı dalâl
Her ne emretse hükmünü icrâ eyler
Ol kadar yâr u müsâ'iddir o şâha
Lûtf-ı tab'ı o kadardır ki kef-i desti eder
Ma'den ü yem gibi her yâna cevâhir ibzâl
Dâd-ger-i pâdişehâ dâver-i âlî-güherâ
Ey hudâvend-i -câh u hümâyûn-!
Fehm ü dânişte adâletde kerâmette saña
Gelmedi şimdiye dek hiç nazîr ü emsâl
Eyledin himmetinin şânını i'lâ Hakk'a
Her ne lâzımsa edip saltanata istikmâl
Feyz-i eltâfıñ ile halk-ı cihân görmededir
Ahd-i adliñde huzûr-ı dil ü âsâyiş-i hâl
Acizim vasf-ı şerîfinde senin ve'l-hâsıl
Alamaz midhatını satha-i efkur u hayâl
Söz tamâm oldu hemân lâzım olan ey * Ekrem *
Etmedir hayr-du'âya el açıp isti'câl
Tâ ki her sâl gelip yümn ile şehr-i ramazân
Onu ta'kîb ede hem sa'd ile mâh-ı Şevvâl
Ömrünü şevket ü iclâlini efzûn etsin
Kesret-i şevk u sürûr ile hudâ-yı müte'âl
1Ne güzel, bereketli etkiler taşıyan ve uğurlu olan o ay;
2Mümin için mutlulukla yılın başlığı odur.
3Ne güzel, gönlü safaya ve zevke eriştiren o ay;
4Gönülde ne üzüntü ne keder ne de bıkkınlık bırakır.
5Parlak ışıklı o kutlu ay, yani Ramazan;
6Hilalinin biçimi nice bin nimeti gösterir.
7Gönül aydınlatan öyle bir aydır ki yaşlıyı da genci de
8Her gün ve gece coşkuyla kararsız bırakır.
9Onun parlak ilk hilaline dikkatle bak;
10Güzellerin yüzünde bile böylesi hilal az bulunur.
11İftarın sevinci öyledir ki onu
12Şarap içen rindin dolu kızıl kadehi bile veremez.
13Gündüzü, feyzinin aydınlığıyla güneşe ihtiyaç duymaz;
14Gecesi şevkin parıltısıyla öğle vakti gibidir.
15Kara yüzlü günahkâr bu ayda oruç tutarsa
16Yüce Tanrı’nın bağışına erişir.
17İşte insanın günah lekesini ve vebal kirini eteğinden
18Yakarış sabunuyla gidereceği zaman budur.
19İnsanın yaradılışı kötülüğe yönelmekten kurtulsa şaşılmaz;
20Çünkü Tanrı şeytanların ayaklarına köstek vurur.
21Feyizli gelişi bütün dünyayı aydınlattı;
22Her ülkeye ayrı bir görünüş ve hâl verdi.
23Bu şehri sanki bir sevinç pazarına çevirdi;
24Bütün çarşılarını şenlikle doldurdu.
25Her ibadethaneyi cennet bahçesi hâline getirdi;
26Vaizler de oranın güzel sözlü bülbülleri oldu.
27Minareler kandillerin ışığına boğuldu;
28Uzaktan bakınca Tur Dağı’ndaki ağaç gibi görünür.
29Köşe bucak nice toplanma yeri kuruldu;
30Her biri halkı bir yana koşuşturur.
31Seyir ve eğlence araçları hazırlandı;
32İster ezgiler dinle, ister hayal gösterisini seyret.
33Kısacası bundan daha ferah günler olamaz;
34Ancak ayrı düşmüş sadık âşığın kavuşma günü böyle olabilir.
35Yaratıcı Tanrı’ya şükürler olsun ki ben de
36Sonunda kaygıdan, kederden ve gönül incinmesinden kurtuldum.
37Gönül aynasında sıkıntı tozu kalmadı;
38Oysa felek bana böyle bir lütfu imkânsız kılmıştı.
39Bu şevkle kalemimin papağanı da söze geldi;
40Uzun zamandır sıkıntıyla dilsiz ve suskun kalmıştı.
41İşiten kulağın tat alma duyusuna can kadar lezzet verdi;
42Ağzından çıkan bu ferahlatıcı, yeni anlamlı gazel.
43Ey ay yüzlü, sevinç veren dudağın ve dişlerin
44İçinde inciler bulunan mercan bir hokkaya benzer.
45Ey ceylan gözlü, göğsün öylesine durudur ki
46İniltimin yansıması onda alev gibi görünür.
47Cennetin bahçesinde bile Rıdvan
48Senin ince boyun kadar ölçülü ve özgür bir fidan dikmemiştir.
49Gönül, aşkını destekleyen arzusuyla güneşe erişti;
50Bir zerreyken en yüce mertebeyi buldu.
51Ah, bizi durmadan eziyetinle
52Böyle kederli ve perişan bırakmak yakışır mı?
53Cömert ve beğenilen huylu padişahın lütfu
54Yardım etmezse böyle perişan kalırız.
55O nasıl bir padişahtır ki Yüce Tanrı
56Onun temiz yaradılışını adalet cevheriyle bezemiştir.
57O nasıl bir padişahtır ki dilerse bir kulunu
58Yedi iklime bağımsız vali eder.
59O nasıl bir padişahtır ki çağın ve zamanın
60Onun fermanının hükmünü hiçbir biçimde reddetmesi mümkün değildir.
61O yüce hükümdar, heybeti ve görkemiyle
62Yücelik tahtını övünç içinde bırakır.
63O pek anlayışlı dünya hükümdarı ki dünyada
64Yüce kapısının toprağını öpmek dileklerin en üstünüdür.
65Onun ışık dolu görüşü dünyayı süsleyen öyle bir güneştir ki
66Günlerin dönüşü ona zeval getiremez.
67Bilgi ve irfanına adaletli bir tanık şudur:
68Olgunluk sahipleri onun şefkatine erişmektedir.
69O öyle bir kahramandır ki askerlerinin her biri
70İlk saldırıda düşman ordusunu ayaklar altında bırakır.
71Yıldızının ışığı güneşin gözünü kamaştırır;
72Mizacının duruluğu berrak ırmakları gölgede bırakır.
73Güçsüzlere cömertliği iyilik hazineleri saçar;
74Yoksullara nimetleri iyilik ve bağış sofrası serer.
75İyilik bulutu doğruluk bahçesine tazelik verir;
76Kahrı sapkınlığın harmanına ateş salar.
77Ne buyursa felek onun hükmünü yerine getirir;
78Talih o padişaha böylesine dost ve yardımcıdır.
79Yaradılışının cömertliği öylesine büyüktür ki eli
80Maden ve deniz gibi her yana cevherler saçar.
81Ey padişahların adalet dağıtanı, yüce yaradılışlıların hükümdarı;
82Ey makamı göklere varan, talihi kutlu hükümdar!
83Anlayışta, bilgide, adalette ve keramette sana
84Şimdiye dek hiçbir benzer ve eş gelmemiştir.
85Himmetinin şanını Tanrı katında yükselttin;
86Saltanat için gereken her şeyi tamamladın.
87Dünya halkı, lütuflarının bereketiyle
88Adalet çağında gönül huzuru ve rahatlık görmektedir.
89Kısacası senin yüce niteliklerini anlatmaya gücüm yetmez;
90Düşünce ve hayal alanı övgünü içine alamaz.
91Söz tamamlandı; ey Ekrem, şimdi gereken
92Hayır duası için el açıp acele etmektir.
93Ramazan ayı her yıl uğurla geldikçe
94Şevval ayı da onu mutlulukla izledikçe,
95Yüce Tanrı, büyük bir sevinç ve neşeyle
96Ömrünü, kudretini ve yüceliğini artırsın.
Metnin kaynağı
Şiir, bağlı kaynakta Recaizade Mahmut Ekrem adına kayıtlıdır; başlık, gövde ve şair kimliği sabit kaynak zinciriyle eşleştirilmiştir.
Atıf kanıtını aç ↗Metin, Türkçe Vikikaynak'taki 5 sabit sayfa revizyonundan birleştirilmiştir (oldid: 98153, 98155, 98156, 98157, 98158). Günümüz Türkçesi ve açıklamalar ayrı editoryal katmandır.
Kaynak sayfasını aç ↗Günümüz Türkçesi ve yorumlar Dizegâh editoryası tarafından hazırlanmıştır.
Ramazan, bereketli başlangıcı ve mümin için yılın başlığı oluşuyla övülür; neşe, ibadet ve gönül arınması aynı ayın nitelikleri olarak sıralanır. Kapanış duasında Ramazan’ı Şevval’in izlemesi, her yıl yenilenen dinî takvimi hükümdarın ömür ve şevketinin artması dileğine bağlar.