DDizegâhDijital şiir arşivi
Şiirler/Mehmed Fahrî-i Sünbülî/Hakk Lutfına Mazhar Olan Sünbülîler Dirler Bize
Gazel · 18. yüzyıl

Hakk Lutfına Mazhar Olan Sünbülîler Dirler Bize

Fahrî, Sünbülî kimliğini vahdet, dünya şöhretinden uzaklaşma ve ortak şükür üzerinden tanımlar.

Özgün dizeler ve günümüz Türkçesi karşılığı gösteriliyor.

  1. 1

    Hakk lutfına olan Sünbülîler dirler bize

    ‘Âşıklara rehber olan Sünbülîler dirler bize

    1Hakk'ın lütfuna erişmiş olan bizlere Sünbülîler derler;

    2Âşıklara rehber olan bizlere Sünbülîler derler.

    Ad, şiirin daha ilk sözünde bir sıfat listesiyle tanımlanır: Sünbülî olmak, lütfa erişmiş ve âşıklara yol göstermiş olmakla eşitlenir. Dirler bize redifi adı dışarıdan verilmiş gibi sunduğu için iddia, övünme değil aktarım biçimini alır.

  2. 2

    Kesretden el çeküp kaçan şarâbından içüp

    Varlık hicâbından geçen Sünbülîler dirler bize

    1Çokluktan el çekip kaçan, vahdet şarabından içen biziz;

    2varlık perdesini aşan bizlere Sünbülîler derler.

    Bu beyit adın karşılığını üç aşamalı bir yol olarak verir: çokluktan çekilmek, vahdet şarabını içmek, varlık perdesini geçmek. Hicâb sözcüğü engelin dışarıda değil kişinin kendi varlığında bulunduğunu söyler.

  3. 3

    Fânî cihân devletine ‘izzetine

    Aldanmayın şöhretine Sünbülîler dirler bize

    1Geçici dünya saltanatına ve hayal gölgesi onuruna

    2aldanmayan bizlere Sünbülîler derler.

    Dünya üç ayrı yüzüyle geri çevrilir: saltanat, onur ve şöhret. Zıll-i hayâl tamlaması onuru gölgenin gölgesi kıldığı için, terk edilen şeyin zaten tutulacak bir yanı olmadığı ima edilir.

  4. 4

    Bakmaz fenâ gülşenine ne bülbüline ne güline

    İren Hudâ sünbülüne Sünbülîler dirler bize

    1Yok oluş bahçesinin ne bülbülüne ne gülüne bakan;

    2Allah'ın sümbülüne erişen bizlere Sünbülîler derler.

    Klasik bahçenin iki değişmez öğesi, gül ile bülbül, burada açıkça reddedilir ve yerlerine sümbül konur. Böylece ad, alışılmış şiir imgelerinin dışına çıkan bilinçli bir tercih olarak sunulur.

  5. 5

    Bu lutf-ı Hakka subh-ı şâm şükrin edâdayız müdâm

    Ey Fahrîyâ Sünbülîler dirler bize

    1Hakk'ın bu lütfuna sabah akşam sürekli şükrederiz;

    2ey Fahrî, seçkinimizle halkımızla bize Sünbülîler derler.

    Son beyit sabahtan akşama uzanan sürekli bir şükrü topluluğun ortak işi sayar. Hâsıyla ‘âm ifadesi seçkinle sıradanı aynı adın altında birleştirdiği için, kimlik ayrıcalık değil kapsayıcı bir aidiyet olarak kapanır.

Kavram sözlüğü (6) ↓
Kaynak

Metnin kaynağı

Sabit kaynak DEU-AVESIS.173d4472-4f1c-42be-8afc-48c2c8ea7a0d:pdf181-182-printed172-173-n149. Bu görüntü aralığında 149 numarasıyla başlayan kayıt, sonraki numaraya kadar tam 10 dizedir; basılı ölçü satırı aynı sınırdadır. AVESİS profili dosyanın yanında CC BY 4.0 bağlantısı verir; PDF içinde gömülü lisans cümlesi yoktur.

Kaynak sayfasını aç ↗Günümüz Türkçesi ve yorumlar Dizegâh editoryası tarafından hazırlanmıştır.
Bir hata mı var? Bildirin

Yanlış bir dize, hatalı bir çeviri ya da eksik bir kaynak gördüyseniz yazın. Metni doğrulayıp düzeltiyoruz.

Okumaya devam edin

Sırada ne var?

Sonraki şiirHakk Te‘âlâ Cümle Müşkilleri Âsân Eyleye
Hakk Te‘âlâ cümle müşkilleri âsân eyleye
Mehmed Fahrî-i Sünbülî · Gazel

Kavram sözlüğü

6 kavram bulundu.

mazhar

Erişmiş

kesret

Çokluk

vahdet

Birlik

hicâb

Perde

zıll-i hayâl

Hayal gölgesi

hâsıyla ‘âm

Seçkiniyle halkı