DDizegâhDijital şiir arşivi
Şiirler/Âşık Ömer/Hâlime lâyık, sezâ bir nevcivân ister gönül
Şiir · 17. yüzyıl

Hâlime lâyık, sezâ bir nevcivân ister gönül

Gönül, şairin hâline uygun, taze bir gül gibi koklanacak genç bir sevgili ister. Aranan kişinin yalnız güzel değil bilgili, rind, servi boylu ve benzersiz olması beklenir. Şair mihnete razıdır fakat sevgilinin başkalarıyla yakınlık kurmamasını şart koşar. Merhametli, davet eden ve hoş konuşan gonca ağızlı bir eş tasarlanır. Son beyitlerde Âşık Ömer’in lakabına kimsenin bakmadığı söylenir; sevgilinin dostlarına açık yakınlığına karşı aşkı gizlice sürdürme arzusu belirir.

Özgün dizeler ve günümüz Türkçesi karşılığı gösteriliyor.

  1. 1

    Hâlime lâyık, bir nevcivân ister gönül

    Kokmağa gül gibi bir cân ister gönül

    1Gönül, hâlime uygun ve yaraşır bir genç sevgili istiyor.

    2Gül gibi koklanacak, yeni yetişmiş bir can istiyor.

    Aranan sevgili hâle lâyık ve sezâ olmalıdır; istek rastgele güzelliğe değil uygunluğa dayanır. Yeni yetişmiş canın gül gibi koklanması gençlik ile tazeliği duyusal yakınlığa bağlar, gönlün seçimini hem estetik hem kişisel ölçüye yerleştirir.

  2. 2

    Kendi pürdür ma’rifette âlemin rindânıdır

    Anın içün kameti ister gönül

    1Kendisi bilgiyle doludur, dünyanın rindlerindendir.

    2Bu yüzden gönül, yürüyen servi gibi boylu birini istiyor.

    Bilgiyle dolu oluş ve rindlik, sevgilinin yalnız dış görünüşten ibaret olmadığını gösterir. Serv-i revân benzetmesi yürüyüş ve boya ait güzelliği ekler; gönül, zihinsel olgunlukla zarif bedeni tek kişide birleştiren yüksek bir ölçü kurar.

  3. 3

    Âşikâr etse kaçan ol nâzenin reftârını

    Âşıkın alsa başından akl u fikri varını

    1O nazlı güzel yürüyüşünü ne zaman açıkça gösterse,

    2Âşığın başındaki bütün aklı ve düşünceyi alsa,

    Nazlı sevgilinin yürüyüşünü açık etmesi âşığın akıl ve fikir varlığını başından alabilecek güçtedir. Görünüş burada pasif bir manzara değil, zihni yerinden eden etkin harekettir; âşık iradesini tek bakışta kaybetme ihtimalini arzunun parçası sayar.

  4. 4

    İstemez gayrı gönül bu âlemin dildârını

    Hâsılı bir misli yok tâze civan ister gönül

    1Gönül artık bu dünyanın başka sevgilisini istemez.

    2Kısacası benzeri olmayan taze bir delikanlı istiyor.

    Aklı alınan gönül artık dünyanın başka güzellerini istemez; benzeri bulunmayan taze genç bütün seçenekleri kapatır. Hâsılı sözü önceki abartılı etkinin sonucunu toplar ve arayışın neden tek bir kişiye yöneldiğini kesinleştirir.

  5. 5

    Mâil oldum çekmeğe ben yâr içün ol mihneti

    Olmasa gayr ile ammâ ol perînin ülfeti

    1Sevgili uğruna o sıkıntıyı çekmeye gönüllü oldum.

    2Ama o peri başkalarıyla yakınlık kurmamalı.

    Şair sevgili uğruna mihnet çekmeye hazırdır, ancak onun başkalarıyla ülfet etmemesini şart koşar. Fedakârlık tek taraflı sınırsız teslimiyet değildir; bağlılığın karşılığında seçilmiş ve paylaşılmayan bir yakınlık beklentisi açıkça ifade edilir.

  6. 6

    Gördüğüm mehpâreye etmez bu gönlüm rağbeti

    olmaklığa bir kahramân ister gönül

    1Bu gönül gördüğü her ay parçasına ilgi duymaz.

    2Yan yana oturmak için yiğit bir sevgili istiyor.

    Her görülen ay yüzlü güzele rağbet etmeyen gönül, kendi seçiciliğini ilan eder. Hemnişinlik için kahraman istemesi, yan yana oturmayı sıradan sohbetten çıkarır; aranan kişide cesaret, kuvvet ve güvenilir eşlik niteliği aranır.

  7. 7

    Hâlimi arzeyledikte gamzesi mestâneye

    Hâlime rahmedüp in’âm eylese dîvâneye

    1Hâlimi o sarhoş bakışlı güzele anlattığımda,

    2Durumuma acıyıp bu divaneye bağışta bulunsa,

    Sarhoş bakışlı sevgiliye hâl arz edildiğinde beklenen karşılık merhamet ve ihsandır. Âşık kendisini divane konumuna yerleştirirken sevgilinin gamzesi yargılayan bir güç olur; lütuf, bu asimetrik ilişkide acıyı hafifletecek bağış biçimidir.

  8. 8

    Bî tekellüf gâhice da’vet edüp gamhâneye

    Hoş etmeğe gonca dehân ister gönül

    1Bazen hiç çekinmeden gam evine çağırsa,

    2Hoşça konuşmak için gonca ağızlı birini istiyor gönül.

    Sevgilinin bazen gam evine davet etmesi resmiyetsiz ve yakın bir buluşma hayalini kurar. Gonca ağız yalnız güzelliği değil hoş konuşmayı da taşır; böylece arzulanan temas bakıştan söze geçer ve sohbet aşkın temel ihtiyaçlarından biri olur.

  9. 9

    Kimse bakmaz bu Ömer Bîçârenin elkabına

    Remzile eyler temâşa eylese mehtâbına

    1Kimse bu zavallı Ömer’in unvanlarına dönüp bakmıyor.

    2Baksa bile ay yüzüne işaretlerle göz atıyor.

    Mahlas beytinde unvanlara kimsenin bakmaması anlatıcının toplumsal görünmezliğini sezdirir. Mehtaba ancak remizle bakılması da doğrudan temasın yerini işaretli, örtülü bir izlemeye bırakır; âşık kendisini açık tanınmanın dışında bulur.

  10. 10

    Âşikâre âşinalık eylemiş ahbâbına

    Gizlice sevmek içün bir nevcivân ister gönül

    1Dostlarına herkesin önünde yakınlık göstermiş.

    2Gönül, gizlice sevmek için genç bir sevgili istiyor.

    Sevgili dostlarına herkesin önünde aşinalık göstermişken anlatıcı gizli sevgiyi seçer. Açık toplumsal yakınlık ile saklı özel bağlılık arasındaki gerilim, gönlün son dileğini belirler; nevcivan redifi arayışı başladığı noktaya döndürür.

Kavram sözlüğü (6) ↓
Kaynak

Metnin kaynağı

Aidiyet doğrulandı

Tam gövdede görünür Âşık Ömer mahlası: 17. dize: “Kimse bakmaz bu Ömer Bîçârenin elkabına”. Basılı koleksiyon yerleşimi destekleyici kanıttır.

Atıf kanıtını aç ↗

Sadeddin Nüzhet Ergun’un 1936 tarihli Âşık Ömer: Hayatı ve Şiirleri baskısındaki 382 numaralı metin, 304 ve 305 numaralı PDF sayfalarından aktarılmıştır. Sabit kayıt sürümü ergun1936-n382-05FA3BDE8FC9 olarak belirtilmiştir. Şiirin 10 birimi ve 20 özgün dizesi basılı biçimiyle korunmuş, tarama görseli yeniden dağıtılmamıştır.

Kaynak sayfasını aç ↗Günümüz Türkçesi ve yorumlar Dizegâh editoryası tarafından hazırlanmıştır.
Bir hata mı var? Bildirin

Yanlış bir dize, hatalı bir çeviri ya da eksik bir kaynak gördüyseniz yazın. Metni doğrulayıp düzeltiyoruz.

Okumaya devam edin

Sırada ne var?

Sonraki şiirHâlimi dildârıma bir bir iyân etsem gerekÂşık Ömer · Şiir

Kavram sözlüğü

6 kavram bulundu.

sezâ

Uygun, yaraşır.

nevreste

Yeni yetişmiş, genç.

rindân

Dünya kaygılarını aşmış gönül insanları.

serv-i revân

Salınarak yürüyen servi boylu güzel.

hemnişîn

Birlikte oturan, sohbet arkadaşı.

tekellüm

Konuşma.