DDizegâhDijital şiir arşivi
Şiirler/Muhibbî/Hâne-i dilde ezel ‘ışkuñ uran bünyâdını
Gazel · 16. yüzyıl

Hâne-i dilde ezel ‘ışkuñ uran bünyâdını

Aşkın gönül evinde ezelden kurduğu yapıyı harap diye adlandıran gazel, sevgilinin boyuna benzetilen Tuba ağacının baş aşağı olmasını diler; güzel yüzün zâhide tacını meye rehin bıraktıracağını, sevgilinin bülbül feryadını duymayışını ve dert yemeğinin tadını ancak çekenin bileceğini söyler.

Özgün dizeler ve günümüz Türkçesi karşılığı gösteriliyor.

  1. 1

    ezel ‘ışkuñ uran bünyâdını

    Kapusı üzre yazmış adını

    1Aşkın ezelden gönül evinde kurduğu yapının

    2kapısının üstüne adını 'harap yurt' diye yazmış.

    Aşk gönülde sağlam bir saray değil, daha kurulurken harap adı taşıyan bir bina meydana getirir. Kapı üstündeki yazı, yıkımın sonradan doğan kaza olmadığını; aşk yapısının ezelî kimliği olarak baştan ilan edildiğini gösterir.

  2. 2

    Âhir olsun göreyin gibi ol

    Kim ki teşbîh eyleye serve kadüñ şimşâdını

    1Sonunda Tuba gibi baş aşağı olduğunu göreyim;

    2boyunun şimşirini serviye benzeten kim olursa olsun.

    İlk dize Tuba gibi baş aşağı oluşu görme bedduasını öne çıkarır; ikinci dize bu bedduanın hedefini belirler: sevgilinin şimşir ağacını andıran boyunu sıradan serviyle ölçen herkes. Kökü yukarıda tasavvur edilen Tuba, yanlış benzetmenin cezasını kozmik bir ters dönüşle görünür kılar.

  3. 3

    Bir nazar görse yüzüñ zâhid senüñ iy

    Rehn-i mey kılurdı tâcın yağılup

    1Ey meyhane güzeli, zâhit yüzünü bir kez görseydi

    2dualarını bir yana atıp tacını şaraba rehin verirdi.

    Zâhidin düzeni sevgilinin yüzüne tek bakışla tersine döner: evrâd yere saçılır, başındaki taç şarap uğruna rehne gider. Mugbeçenin güzelliği, zühdün hem ibadet metnini hem görünür makam işaretini elinden alır.

  4. 4

    Dinlemezse nâlemi kûyında yâr olmaz ‘aceb

    Nitekim gûş eylemez gül bülbülüñ feryâdını

    1Sevgili mahallesinde iniltilerimi dinlemezse şaşılmaz;

    2nitekim gül de bülbülün feryadına kulak vermez.

    Âşığın kişisel yakınması gül ile bülbül arasındaki yerleşik ilişkiye bağlanır. Gülün bülbül sesine kayıtsızlığı nasıl tabii kabul ediliyorsa, sevgilinin kûyundaki nâleyi duymaması da aşk düzeninin beklenen acımasızlığı olur.

  5. 5

    İy Muhibbî lezzet-i derd ü belâyı baña sor

    Yimeyenden sorma bilmez ol ta‘âmuñ dadını

    1Ey Muhibbî, dert ve belanın lezzetini bana sor;

    2o yemeği yemeyene sorma, tadını bilemez.

    Dert ile bela bir yemeğe, onları yaşamak da tatmaya çevrilir. Mahlas beyti bilgiyi dışarıdan anlatmaya değil deneyime bağlar; acının lezzeti çelişik görünse de onu gerçekten yiyen âşık için doğrudan tanınan bir tattır.

Kavram sözlüğü (6) ↓
Kaynak

Metnin kaynağı

Aidiyet doğrulandı

adile1890:p213:g4 bağımsız görsel karşılaştırmada kaynakla birebir bulundu; mahlas kapanışta açıktır.

Atıf kanıtını aç ↗

adile1890:p213:g4; Âdile Sultan 1890, basılı s. 213. Gövde, Muhibbî mahlaslı son ve sonraki incipit 500 dpi görselde kapatıldı.

Kaynak sayfasını aç ↗Günümüz Türkçesi ve yorumlar Dizegâh editoryası tarafından hazırlanmıştır.
Bir hata mı var? Bildirin

Yanlış bir dize, hatalı bir çeviri ya da eksik bir kaynak gördüyseniz yazın. Metni doğrulayıp düzeltiyoruz.

Okumaya devam edin

Sırada ne var?

Sonraki şiirHûblar encüm kamu sen mâh-ı tâbân ol yüriMuhibbî · Gazel

Kavram sözlüğü

6 kavram bulundu.

Hâne-i dilde

Gönül evinde

harâb-âbâd

Harap olmuş yurt; yıkık gönül ülkesi

Tûbî

Cennette kökü yukarıda tasavvur edilen Tuba ağacı

ser-nigûn

Başı aşağı dönmüş

mugbeçe

Meyhanede şarap sunan genç güzel

evrâdını

Düzenli okuduğu dua ve zikirlerini