Hâr ile yâr oldun ey gonce dehen hayfâ yazık
Gonca ağızlı sevgilinin dikenle dost olup kendini değersizleştirmesine hayıflanılır. Divane âşığın ahının onu yere çaldığı ve kendi düşenin ağlamayacağı söylenir. Sevgilinin âşığa lütfu görülmez; eşsiz güzelliğine rağmen vefasızlığı eleştirilir. Konuşan merhamet görmeden çektiği zahmeti ve mertliksiz birine âşık olmakla kendi payını kabul eder. Ömer, hâlini ehil olmayana açmamasını öğütler ve cahilin ikbali karşısında söz ehlinin mihnet çekmesine üzülür.
Özgün dizeler ve günümüz Türkçesi karşılığı gösteriliyor.
- 1
oldun ey hayfâ yazık
Gör ne kendini sen hayfâ yazık
1Ey gonca ağızlı, dikenle dost oldun; eyvah, yazık;
2Kendini nasıl da değersiz ve bol bulunur ettin; eyvah, yazık.
- 2
Âh-ı şeydâ âkıbet yerden yere çaldı seni
Bu meseldir ağlamaz kendi düşen hayfâ yazık
1Divane âşığın ahı sonunda seni yerden yere çaldı;
2Bu atasözüdür: kendi düşen ağlamaz; eyvah, yazık.
Şeydâ âşığın ahı görünmez ama sonunda sevgiliyi yerden yere çalan etkin bir kuvvettir. “Kendi düşen ağlamaz” meseli sorumluluğu muhataba geri verir; sonuç yalnız âşığın bedduası değil sevgilinin kendi seçiminin ürünüdür.
- 3
Olmadı âşıka ey dilrübâ
Şânına düşen o kandir ehl-i aşka kıl atâ
1Ey gönül çelen, âşığa lütfunun bir izi olmadı;
2“Şânına düşen o kandir” [kan/kandır yüzeyi kapalı]; aşk ehline bağışta bulun.
Dilrübanın lütfundan âşığa ulaşan hiçbir “âsâr”, yani iz yoktur. “Şânına düşen o kandir” yüzeyindeki kan/kandır ilişkisi tanıksız düzeltilmez; yalnız sonraki “ehl-i aşka kıl atâ” çağrısı güvenle bağış isteği olarak aktarılır.
- 4
Yoktur akrânın cihanda bîvefâsın bî vefâ
Hep senin ömrü geçen hayfâ yazık
1Dünyada eşin yoktur; vefasızsın, vefasız;
2Bütün ömrü senin bağınla geçen kişiye eyvah, yazık.
Sevgilinin cihanda akranı yoktur, fakat aynı eşsizlik “bîvefâ” tekrarına bağlanır; güzellik sadakat sağlamaz. Bütün ömrünü onun kaydı ve bağıyla geçiren âşığa yakılan ağıt, uzun bağlılığın karşılıksızlığını tartar.
- 5
Görmedim ey nâzenin bir kerre rahm ü şefkatin
Bunca demdir nâfile çektim hevâ-yi zahmetin
1Ey nazlı güzel, bir kez olsun merhametini görmedim;
2Bunca zamandır “hevâ-yi zahmetin”i boşuna çektim [iyelik ve tamlama bağı açık].
Konuşan bir kez bile rahm ve şefkat görmediğini söyler; süre ile sayı eksikliği büyütür. “Hevâ-yi zahmetin” terkibinin iyelik ve tamlama yönü kesin heves hikâyesine kapatılmaz; nâfile sözü çekilen uzun yükü sonuçsuz bırakır.
- 6
Yanılup aşkına düştüm sen gibi
Neyledimse eyledim çün bana ben hayfâ yazık
1Yanılıp senin gibi mertliksiz birinin aşkına düştüm;
2Ne yaptıysam kendime ben yaptım; eyvah, yazık.
Aşka düşmek bu kez kader değil “yanılup” sözüyle konuşanın hatasıdır; sevgili de bî-mürüvvet, iyilik ve mertlik göstermeyen kişidir. “Bana ben” vurgusu, yapılanların zararını dış failden tamamen çekmeden öz sorumluluğu kabul eder.
- 7
Yâd edüp neylersin Ömer sen bu âlem hâlini
Var sakın eyleme ahvâlini
1Ey Ömer, bu dünyanın hâlini anıp ne yaparsın?
2Git, sakın durumunu ehil olmayana açıklama.
Mahlaslı öğüt dünya hâlini durmadan anmanın faydasını sorgular; yakınma tek başına çözüm değildir. Asıl korunma, iç durumu nâehle ifşa etmemektir; sözün muhatabını seçmek burada ruhsal güvenlik ölçüsüne dönüşür.
- 8
Âkil isen def’ide gör echelin ikbâlini
Çekmede mihnet elem hayfâ yazık
1Akıllıysan cahilin yükselişini savuşturmanın yolunu ara;
2Söz ehli mihnet ve elem çekiyor; eyvah, yazık.
Akıllı kişiden cahilin ikbalini yalnız seyretmemesi, onu defetmenin yolunu görmesi istenir. Son dize düzenin tersliğini açıklar: yükselen cahilken “ehl-i suhan”, yani söz ve anlayış sahibi kişi mihnet ile elem taşır.
Metnin kaynağı
Ergun 1936 No.358 gövdesinde “Yâd edüp neylersin Ömer sen bu âlem hâlini” mahlası görünür.
Atıf kanıtını aç ↗Kaynak sürümü ergun1936-n358-70C31C0823D0. Sadeddin Nüzhet Ergun, Âşık Ömer: Hayatı ve Şiirleri (1936), şiir No.358, PDF 286–287; 8 iki dizelik birim/16 dize. Tarama yeniden dağıtılmadı.
Kaynak sayfasını aç ↗Günümüz Türkçesi ve yorumlar Dizegâh editoryası tarafından hazırlanmıştır.Bir hata mı var? Bildirin
Sırada ne var?
Hasbıhâlin söylerim gül yüzlü yârım dinlesünÂşık Ömer · Şiir→
Gonca ağız sevgiliyi taze ve kapalı çiçek yaparken “hâr ile yâr” oluşu gül-diken düzenini ahlaki seçime çevirir. Kendini “mebzûl” etmesi, değeri yüksek olanın yanlış dostlukla sıradanlaşıp kolay bulunur hâle gelmesidir.