Haste-i aşkuñla dâ’im kıl visâlüñle ilâc
Aşk hastalığına vuslat şerbetini ilaç yapan gazel, külhan köşesiyle cam sarayı eşitler; fakrın Anka gibi bağımsız mizacını bağışlanma denizi ve ilâhî sofrayla tamamlar.
Özgün dizeler ve günümüz Türkçesi karşılığı gösteriliyor.
- 1
-i aşkuñla dâ’im kıl visâlüñle ilâc
Şerbet-i vasluñ ile dâ’im ola sıhhat mizâc
1Aşkının hastasını daima kavuşmanla iyileştir;
2kavuşma şerbetinle mizacı sürekli sağlığa kavuşsun.
- 2
Maksad-ı âşıklaruñ hep nûr-ı zâtuñdur senüñ
Kûşe-i külhânla birdir âşıka kasr-ı
1Âşıkların bütün amacı senin zatının nurudur;
2âşık için külhan köşesiyle camdan saray birdir.
Âşıkların bütün amacı sevgilinin zat nurudur; bu yöneliş içinde külhan köşesiyle cam saray arasında fark kalmaz. Maddi mekânın konforu değer ölçüsü olmaktan çıkar. Işık varsa yoksul ocak köşesi de saraydır; yoksa şeffaf ve görkemli yapı ayrıcalık sağlamaz.
- 3
Bizi dergâhında makbûl eyleyüp lutfuñ ile
İdelim nûr-ı sıfatuñla gürûh-ı ibtihâc
1Lütfunla bizi dergâhında kabul et;
2sıfatlarının nuruyla sevinç topluluğu olalım.
Topluluk sevgilinin dergâhında lütufla kabul edilmeyi ve sıfatlarının nuruyla sevinç grubu olmayı ister. ‘Biz’ sesi kişisel hastalığı ortak ibtihaca açar. Kabul dış statüyle değil ışığın dönüştürücü etkisiyle gerçekleşir; ayrı kişiler ortak sevinçte bir gürûh olur.
- 4
râzına kalbimi mahrem kıl müdâm
Nûr-ı şevkuñle derûnum eylemişdir imtizâc
1Kalbimi ‘Gizli bir hazineydim’ sırrına daima mahrem kıl;
2iç dünyam, coşkunun nuruyla kaynaşmıştır.
Kalbin ‘Gizli bir hazineydim’ sırrına sürekli mahrem kılınması dilenir; iç dünya şevk nuruyla zaten kaynaşmıştır. Tarihsel tasavvuf sözü yaratılışın sevgiyle görünür oluşuna işaret eder. Mahremiyet gizli bilgiyi sahiplenmek değil onun sorumluluğunu içte taşımaktır.
- 5
Pâdişâh-ı mülk-i fakrum gerçi -meşrebim
Âlem içre itmeyem hiç gayra arz-ı ihtiyâc
1Gerçi fakr ülkesinin padişahıyım, Anka yaradılışlıyım;
2dünyada başkasına hiçbir ihtiyacımı sunmayayım.
Şair fakr ülkesinin padişahı ve Anka yaradılışlı olduğunu söyler; bu nedenle dünyada başkasına ihtiyacını sunmamayı diler. Yoksunluk egemenliğe, yalnızlık bağımsızlığa çevrilir. Anka’nın ele geçmezliği, insanlardan beklentiyi kesip ilahi kaynağa yönelmeyi simgeler.
- 6
Mevc-i bahr-i mağfiret cümle usâtı cezb ider
Fahrîyâ hân-ı Hudâda kimseler hic kalmaz ac
1Bağışlanma denizinin dalgası bütün günahkârları kendine çeker;
2ey Fahrî, Allah’ın sofrasında hiç kimse aç kalmaz.
Bağışlanma denizinin dalgası bütün günahkârları kendine çeker; Allah’ın sofrasında kimse aç kalmaz. Son beyit kişisel bağımsızlığı kapsayıcı rahmetle dengeler. Deniz çekip toplar, sofra doyurur; ilahi lütuf seçkin bir azınlığın değil ihtiyaçla gelen herkesin umudu olur.
Metnin kaynağı
DEU-AVESIS.173d4472-4f1c-42be-8afc-48c2c8ea7a0d:n30-pdf102-printed93. Akın neşrinde manzume 30, basılı s. 93/PDF 102; 12 dize, basılı kalıp adı ve sonraki numarayla tam sınır sabittir. Sapmaz'ın bağımsız neşri basılı s. 20/PDF 42'te aynı incipit–mahlas/son–sonraki numara sınırını doğrular. Sapmaz ilk dizeyi birinci tekil Hastayam biçiminde kurar; Akın'ın emir cümlesi olan Hasta-i aşkınla.. kıl okuması ana gövdede korundu. Sapmaz PDF'si yalnız sınır ve kısa okuma tanığı olarak kullanıldı; çağdaş neşrin tam metni buraya aktarılmadı. AVESİS'teki CC BY bağlantısı ana dosya ekine komşudur, PDF içinde gömülü lisans yoktur.
Kaynak sayfasını aç ↗Günümüz Türkçesi ve yorumlar Dizegâh editoryası tarafından hazırlanmıştır.Bir hata mı var? Bildirin
Sırada ne var?
Hazret-i Hakka eger ‘âşık iseñ tevhîde gelMehmed Fahrî-i Sünbülî · Gazel→
Sevgiliden aşk hastasını kavuşmayla iyileştirmesi istenir; vuslat şerbeti mizacı sürekli sağlığa kavuşturacaktır. Tıp dili aşk ilişkisine aktarılır. Hastalık sıradan rahatsızlık değildir, bu yüzden ilacı da yalnız sevgilinin yakınlığıdır; şerbet hem tedavi hem tatlı lütuf olur.