Hayret ey büt sûretin gördükte lâl eyler meni
Sevgilinin yüzü karşısında dili tutulan âşığın dilenci ile padişah arasındaki mesafeyi kabul ettiği, sonunda aşkta kalmayı bir erdem sayan yedi beyitlik gazel.
Özgün dizeler ve günümüz Türkçesi karşılığı gösteriliyor.
- 1
Hayret ey sûretin gördükte eyler meni
Sûret-i hâlim gören sûret hayâl eyler meni
1Ey put gibi güzel, yüzünü gördüğümde şaşkınlık beni dilsiz eder.
2Hâlimin görüntüsünü gören, o görüntüyü hayal sanır.
- 2
Mihr salmazsın mana rahm eylemezsin bunca kim
Sâye tek sevdâ-yı zülfün eyler meni
1Bana sevgi göstermiyor, bunca hâlime hiç acımıyorsun.
2Saçının sevdası gölge gibi beni ayaklar altında bırakıyor.
Saçın sevdası bir gölge gibi tasvir ediliyor; ağırlığı yok ama âşığı yerde tutuyor. Ezen şey burada sevgilinin eli değil, ondan yayılan gölgenin kendisi.
- 3
mâni‘-i olur her nice kim
İltifâtın ârzû-mend-i visâl eyler meni
1Talihimin zayıflığı ne kadar yardımın önünü kesse de
2senin bir iltifatın beni kavuşma isteğine düşürür.
Talih engel oluyor, iltifat ise umut veriyor; iki güç ters yönde çekiyor. Sevgilinin küçük bir nezaketi, kaderin kapattığı kapıyı yeniden aralayarak beklemeyi uzatıyor.
- 4
Men gedâ sen şâhâ yâr olmak yok ammâ neyleyem
Ârzû ser-geşte-i fikr-i muhâl eyler meni
1Ben dilenciyim, sen padişah; yâr olmamız mümkün değil ama ne yapayım,
2arzu beni olmayacak bir düşüncenin peşinde başıboş bırakıyor.
Dilenci ile padişah arasındaki mesafe açıkça kabul ediliyor, sonra “ne yapayım” deniyor. İmkânsızlığı bilmek arzuyu durdurmuyor; şair kendi aklına karşı çaresiz kalıyor.
- 5
Tîr-i gamzen atma kim bağrım deler kanım döker
Akd-i zülfün açma kim âşüfte-hâl eyler meni
1Yan bakışının okunu atma; bağrımı deler, kanımı döker.
2Saçının düğümünü çözme; beni çılgın hâle sokar.
İki dize de yasak cümlesiyle başlıyor: atma, açma. Fuzûlî sevgiliye ne yapması gerektiğini söylemiyor, yalnızca yapmaması gerekeni sayıyor; elinde kalan tek güç bu.
- 6
Dehr vakf etmiş meni civanlar aşkına
Her yeten meh-veş esîr-i hatt u hâl eyler meni
1Zaman beni yeni yetişen gençlerin aşkına vakfetmiş.
2Karşıma çıkan her ay yüzlü, beni ayva tüyünün ve benin esiri ediyor.
Zaman şairi bir vakıf malı gibi gençlerin aşkına bağışlamış. Kendi seçimi ortadan kalkıyor; karşısına çıkan her güzel yüz onu yeniden esir aldığı için âşıklık bir kader hâline geliyor.
- 7
Ey Fuzûlî kılmasam terk-i tarîk-i aşk kim
Bu fazîlet dâhil-i eyler meni
1Ey Fuzûlî, aşk yolunu bırakmıyorum;
2çünkü bu erdem beni olgun kişiler arasına katıyor.
Makta beytinde aşk yolunda kalmak bir erdem sayılıyor. Fuzûlî kendini haklı çıkarmak için sevgiliye değil, “ehl-i kemâl” denen olgunlar topluluğuna başvuruyor.
Metnin kaynağı
Türkçe Vikikaynak’taki 169682 numaralı sürüm esas alındı. Sayfada eksik yazılmış ayın ve izafet işaretleri tamamlandı (3. beyitte “Za‘f-ı tâli‘ mâni‘-i tevfîk”, 5. beyitte “Tîr-i gamzen”); kelime kadrosuna dokunulmadı.
Kaynak sayfasını aç ↗Günümüz Türkçesi ve yorumlar Dizegâh editoryası tarafından hazırlanmıştır.
Şaşkınlık dili tutuyor, sonra bakanlar bu hâli gerçek saymıyor. Fuzûlî iki yönlü bir yalnızlık kuruyor: Ne söyleyebiliyor ne de suskunluğu doğru anlaşılıyor.