Hayret şiirleri
20 şiir · 14 şair
Hayret klasik şiirde bir şaşırma değil, konuşamama hâli. Fuzûlî bunu ilk dizede söyler: “Hayret ey büt sûretin gördükte lâl eyler meni”. Dili tutulur, üstelik bu hâli görenler onu gerçek bile saymaz — susmak hem engel hem yanlış anlaşılma sebebidir.
Tekke şiirinde aynı susma bir kurala dönüşür. Derviş Mehmed'in nefesi “Bir mi bin mi bu kubbenin kapusu” diye sorar ve her bendini aynı formülle kapatır: söyleyen bilmez, bilen söylemez. Cennetin yapısı, on sekiz bin âlem, arşa yazılı iki ad sırayla sayılır ve hepsi aynı sessizliğe teslim edilir. Burada susmak yetersizlik değil, şart.
Recaizade Mahmut Ekrem hayreti insandan alıp nesneye verir: yedi beyti de “âftâb” kelimesiyle biten gazelinde sevgilinin yanağına bakıp donakalan, güneşin kendisidir.
Servet-i Fünûn'da ise hayret ölçülebilir bir süreye iner. Cenab Şahabeddin'in sonesinde sahilde iki kişi vardır, hiçbir şey olmaz, yalnız bakılır; mutluluğun ölçüsü şiirin adında verilir — bir saniye.
20 şiir

