Şâhin gözlüm kasdın mı var canıma
Şahin gözlü sevgilinin kirpikleri, bakışı ve mestâne gözü âşığın canına kasteden güçlerdir. Bu gözün benzeri ne Rum’da ne Şam’da bulunur; tek işareti âşığı hayret vadisine bırakır. Ömer, şarabın değil sevgilinin gözündeki remzin kendisini sarhoş ettiğini söyler.
Özgün dizeler ve günümüz Türkçesi karşılığı gösteriliyor.
- 1
gözlüm kasdın mı var canıma
Kirpiklerin kana kana kanıma
1Şahin gözlüm, canıma kastın mı var?
2Kirpiklerin, kana kana, kanıma...
- 2
Bakışın eylemez çeşmin
sundur gonca çeşmin
1Gözün bakışını yabancı kılmaz;
2gözün gonca kadehi geri sundursun.
Girü yönü ve sundur ettirgen-buyruk yapısı korunur; basit sunsun eylemine indirgenmez. Gonca kadehin yeniden sunulması gözün ettirgen hareketine bağlıdır; aktarım bu yön ve kip farkını görünür tutar.
- 3
Arasalar hâs u âmda bulunmaz
Misli Rûm’da değil Şam’da bulunmaz
1Aransa seçkinler ve halk içinde bulunmaz;
2benzeri ne Rum’da ne Şam’da bulunmaz.
İki dizedeki bulunmaz olumsuzluğu eksiksiz korunur; Şam satırı yanlışlıkla olumluya çevrilmez. Toplumsal ve coğrafi aramanın iki ucu da aynı yokluk hükmünde birleşerek benzer bulunmadığını bildirir.
- 4
Bu kadde hüsnünde namda bulunmaz
Salarsa -i Osmân’a çeşmin
1Bu boyda ve güzellikte bir nam bulunmaz;
2gözün Osman ülkesine salınsa...
Boy, güzellik ve nam aynı övgü dizisinde birleşir. Gözün Osman ülkesine salınması tamamlanmamış bir şart gibi durur; aktarım kaynakta bulunmayan fetih sonucu eklemez. Osman ülkesine salınan gözle başlayan şart tamamlanmadığından, sevgilinin şöhreti övülürken varsayılan bir fetih sonucu eklenmez.
- 5
Düşer mi şânına kaşı kemânım
Yıkılır hâtırım artar efganım
1Ey keman kaşlım, bu şanına düşer mi?
2Gönlüm yıkılır, feryadım artar.
Âşık sevgilinin şanına seslenerek merhamet bekler, fakat kendi gönlünün yıkıldığını bildirir. Keman kaş övgüsü ile artan feryat aynı hitap içinde yan yana durur. Keman kaşın zarafetiyle yıkılan hatırın yan yana gelişi, övgünün merhamet talebini ve büyüyen feryadı gideremediğini gösterir.
- 6
Devrinde sel ola eşk-i revânım
Yek işâret etse çeşmin
1Devrinde akan gözyaşım sel olsun;
2yabâne gözün tek bir işaret etse.
Bîgâne doğrudan dolaylı nesne yabancıya yapılmaz; çeşmin niteleyicisi olma ihtimaliyle birlikte aktarılır. İşaretin kime yöneldiği değil yabâne gözün şartı görünürdür; kıskançlık sahnesi yeni bir rakip nesnesiyle genişletilmez.
- 7
Boynuma kemend-i zülfünü taksa
Mesteder uşşâkı naz ile yaksa
1Saçının kemendini boynuma taksa;
2âşıkları nazla mest edip yaksa.
Saç kemend, naz ise mest eden ateş olur. Boyna takılma, sarhoşluk ve yanma imgeleri âşığın iradesini üç yönden kuşatır; yakınlık aynı anda haz ve esarettir. Kement, mestlik ve ateş dizisi saç ile nazı aynı anda bağlayan, bilinci alan ve yakan üçlü bir kuşatmaya çevirir.
- 8
Vâdi-i hayrete canı bıraksa
. . . . şâhâne çeşmin
1Canı hayret vadisine bıraksa;
2‘. . . . . şâhâne çeşmin’—eksik yüzey böyledir.
Hayret vadisi, canın yönünü kaybettiği manevi bir mekândır. Sonraki dizedeki beş nokta basılı eksikliği gösterir; yorum bu boşluğu varsayılan bir sıfatla doldurmaz. Beş noktalı boşluk hayret vadisinin yönsüzlüğünü metnin yüzeyine taşır; eksik sıfat tamamlanmadığı için şaşkınlık okura da bırakılır.
- 9
Ömer gerçi söyler eylemez
Mey ne denlü içsem sarhoş eylemez
1Ömer söyler; yine de suskun olmaz;
2ne kadar şarap içsem beni sarhoş etmez.
Mahlas beytinde söylemek ile susmamak aynı ısrarı güçlendirir. Şarap sarhoş edemediğine göre Ömer’in mestliği maddi içkiden değil sevgilinin etkisinden doğar. Şarabın başaramadığı sarhoşluğu sevgilinin etkisi üretir; Ömer’in susmaması bu maddi olmayan mestliğin sözdeki belirtisidir.
- 10
Remzinin farkını her gûş eylemez
Anı mesteyleyen mestâne çeşmin
1İşaretinin farkını her kulak anlayamaz;
2onu mest eden senin mestâne gözündür.
Remzi her kulağın anlayamaması gözün etkisini gizli bilgiye dönüştürür. Son dize, sarhoşluğun gerçek faili olarak mestâne gözü gösterir ve şiirin bütün bakış imgelerini toplar. Her kulağa açılmayan remiz, mestâne gözü hem sarhoş eden fail hem ancak ehlin anlayabileceği gizli işaret yapar.
Metnin kaynağı
Ergun 1936 şiir No.107 Âşık Ömer bölümündedir ve gövdede Ömer mahlası açıkça görünür.
Atıf kanıtını aç ↗Sadeddin Nüzhet Ergun, Âşık Ömer: Hayatı ve Şiirleri (1936), şiir No.107, PDF 157; 10 iki dizelik birim/20 dize. Tarama yalnız kanıt olarak bağlandı ve yeniden dağıtılmadı. Basılı aparat: U1–U3 ve U6 yüklem, ettirgen kip, olumsuzluk ve bîgâne rolü düzeltildi. İçerik aparatı: 16. dize basılı gövdede beş noktalı eksiklikle başlar; eksik bölüm tamamlanmadı ve nokta dizisi modern aktarımda da açıkça korundu.
Kaynak sayfasını aç ↗Günümüz Türkçesi ve yorumlar Dizegâh editoryası tarafından hazırlanmıştır.
Yüklemsiz ikinci satıra uzanıyor eylemi eklenmez; kirpik, kan ve cana kast sorusu tek eksiltili sentaks içinde tutulur. Saldırı ihtimali ilk soruda vardır, fakat kirpiğin kanla nasıl ilişkilendiği görünür bir fiil bulunmadığından tamamlanmaz.