Nâgehan aşk u mahabbet râhına girdim meded
Konuşan aşk yoluna ansızın girer ve kolay sandığı sevdanın çok cefalı bir vefasıza bağlandığını anlar. Sevgili karşısında dili tutulur; sergüzeşt mektubunun dostlarla kişi bağı açık bırakılırken derdinin binde birinin defter ve divana sığmadığı söylenir. Hayret ordusu beden kalesini kuşatır, akıl ve benlik bilgisi kaybolur. Başkaları güzeli sevmenin kolay bir âlem olduğunu sanmasın diye uyarılır; Ömer sevdayı ancak çekince anladığını söyler.
Özgün dizeler ve günümüz Türkçesi karşılığı gösteriliyor.
- 1
aşk u mahabbet râhına girdim meded
Bilmez idim ben bunu âsândır derdim meded
1Ansızın aşk ve sevgi yoluna girdim, yardım;
2Bunu bilmezdim, kolaydır derdim, yardım.
- 2
Lûtf u şefkat sâhibi dilber sanup
Cevri çok bir bîvefâya gönlümü verdim meded
1Sevgiliyi lütuf ve şefkat sahibi, cömertlik madeni sanıp;
2Cefası çok bir vefasıza gönlümü verdim, yardım.
Sevgili önce lütuf, şefkat ve “kerem kânı” olarak hayal edilir; üç iyilik niteliği yanlış beklentiyi kurar. Gerçek kişi “cevri çok bir bîvefâ” çıkar, gönül verme fiili görünüşle hakikat arasındaki bu yanılgının sonucudur.
- 3
Bilmezem billâhi ben dîvâne netsem neylesem
Yüz beyüz nutkum tutulur yâre hâlimi söylesem
1Vallahi bilmem, ben divane ne etsem ne yapsam;
2Yüz yüze gelince sözüm tutulur, sevgiliye hâlimi söylesem.
“Bilmezem billâhi” bilgisizliği yeminle pekiştirir; divane kişi ne yapacağını seçemez. Sevgiliyle “yüz beyüz” gelince nutkun tutulması, hâli anlatma isteğinin tam karşılaşma anında bedensel olarak engellenmesidir.
- 4
dostlar nice şerheylesem
Defter ü divâne sığmaz binde bir derdim meded
1‘Sergüzeştim nâmesin dostlar nice şerheylesem’ [dostlar rolü açık];
2Derdimin binde biri defter ve divana sığmaz, yardım.
Sergüzeşt bir “nâme”dir; eksiz “dostlar” seslenme, özne veya başka bir cümle rolüne açılabildiği için kesin ‘dostlara’ yapılmaz. İkinci dize ayrı ölçü kurar: defter ve divana sığmayan maceranın değil, derdin binde biridir.
- 5
ihâta eylemiş
Cism-i zârımı serâpâ su sanur gören beni
1Hayret ordusu beden kalesini kuşatmış;
2Beni gören, inleyen bedenimi baştan başa su sanır.
Hayret “leşker”dir ve “burc-i ten”i kuşatır; beden savunma kalesi olarak çevrelenir. İnleyen cismin baştan başa “su” sanılması gözyaşıyla erimeyi çağrıştırır, ancak görenin hangi bedensel yüzeye baktığı eklenmez.
- 6
Zâyi kıldım aklımı hiç bilmez oldum ben beni
Ne hayâle uğradım ne hâlete irdim meded
1Aklımı yitirdim, kendimi hiç bilmez oldum;
2Nasıl bir hayale uğradım, ne hâle eriştim, yardım.
Aklın zayi olması ardından benlik bilgisini de götürür; “ben beni” tekrarı öznenin kendine yabancılaşmasını yoğunlaştırır. Hayal ile hâlet iki ayrı zihinsel duraktır, fakat konuşan hangisine vardığını bilemez ve medet ister.
- 7
Siz bu dilber sevmeği âlemde âlem sanmanuz
Sonra ey bîçâreler yanmanuz
1Siz bu güzel sevmeyi dünyada bir âlem sanmayın;
2Sonra ey zavallılar, elem ateşiyle yanmayın.
Şiir artık kişisel anlatıdan toplu öğüde geçer: güzel sevmeyi “âlem”, yani kolay ve geniş bir zevk dünyası sanmamak gerekir. “Nâr-ı elem” sonradan gelecek cezadır; dinleyici konuşanın yaşadığı yanışı tekrar etmemesi için uyarılır.
- 8
Her mihrin görüp aldanmanuz
Şimdi pek nâdirdir âsilzâdeler merdim meded
1Her kıyamet boylunun sevgisini görüp aldanmayın;
2Şimdi asilzadeler pek nadirdir, yiğidim, yardım.
Her “kıyamet kamet” dış görünüşüyle aldatabilir; uzun ve sarsıcı boy güvenilir yaradılış kanıtı değildir. “Âsilzâdeler nâdir” hükmü güzelliğin çok, soylu davranışın az olduğunu söyler; “merdim” hitabı öğüdü dostça ama ciddi kılar.
- 9
Ba’zılar dilber nedir bilmez nedir
Aklı var ol kimsenin kim anlamaz dünyâ nedir
1Bazıları güzel nedir, divane gönül nedir bilmez;
2Dünya nedir anlamayan kişinin aklı vardır [ironik bağ korunur].
Bazı kişiler ne dilberi ne “dil-i şeydâ”yı bilir; aşk sözlüğünün iki temel tarafına yabancıdır. “Dünya nedir anlamaz” kişinin akıllı sayılması ironik bir terslik kurar: dünya bilgisizliği, aşk deliliğine düşmemiş olmanın aklı olabilir.
- 10
Çekmesem bilmezdim ey Âşık Ömer sevdâ nedir
Başıma geldi ne müşkil derd imiş gördüm meded
1Ey Âşık Ömer, çekmeseydim sevda nedir bilmezdim;
2Başıma geldi; ne güç dertmiş, gördüm, yardım.
Ömer bilgiyi doğrudan çekilen acıya bağlar; sevda tanımla değil deneyimle öğrenilir. “Başıma geldi” dışarıdan konuşulan derdi kişisel olaya dönüştürür, “ne müşkil” hükmü de ilk birimdeki kolay sanısını kesin biçimde çürütür.
Metnin kaynağı
Ergun 1936 No.311 gövdesinde “Çekmesem bilmezdim ey Âşık Ömer sevdâ nedir” mahlası görünür.
Atıf kanıtını aç ↗Kaynak sürümü ergun1936-n311-6DF0AD4EEBA6. Sadeddin Nüzhet Ergun, Âşık Ömer: Hayatı ve Şiirleri (1936), şiir No.311, PDF 255–256; 10 iki dizelik birim/20 dize. Tarama yeniden dağıtılmadı.
Kaynak sayfasını aç ↗Günümüz Türkçesi ve yorumlar Dizegâh editoryası tarafından hazırlanmıştır.Bir hata mı var? Bildirin
Sırada ne var?
Nâz ile reftâr eder ol kaddi ar’ar cum’a günÂşık Ömer · Şiir→
“Nâgehan” aşk yoluna girişin hazırlıksız ve ani olduğunu söyler; sevda bilinçli plan değil başa gelen dönemeçtir. Konuşan önceden bunu “âsân” sanmıştır, ilk medet çağrısı deneyim ile eski bilgisizlik arasındaki farktan doğar.