DDizegâhDijital şiir arşivi
Şiirler/Âşık Ömer/Nâgehan aşk u mahabbet râhına girdim meded
Şiir · 17. yüzyıl

Nâgehan aşk u mahabbet râhına girdim meded

Konuşan aşk yoluna ansızın girer ve kolay sandığı sevdanın çok cefalı bir vefasıza bağlandığını anlar. Sevgili karşısında dili tutulur; sergüzeşt mektubunun dostlarla kişi bağı açık bırakılırken derdinin binde birinin defter ve divana sığmadığı söylenir. Hayret ordusu beden kalesini kuşatır, akıl ve benlik bilgisi kaybolur. Başkaları güzeli sevmenin kolay bir âlem olduğunu sanmasın diye uyarılır; Ömer sevdayı ancak çekince anladığını söyler.

Özgün dizeler ve günümüz Türkçesi karşılığı gösteriliyor.

  1. 1

    aşk u mahabbet râhına girdim meded

    Bilmez idim ben bunu âsândır derdim meded

    1Ansızın aşk ve sevgi yoluna girdim, yardım;

    2Bunu bilmezdim, kolaydır derdim, yardım.

    “Nâgehan” aşk yoluna girişin hazırlıksız ve ani olduğunu söyler; sevda bilinçli plan değil başa gelen dönemeçtir. Konuşan önceden bunu “âsân” sanmıştır, ilk medet çağrısı deneyim ile eski bilgisizlik arasındaki farktan doğar.

  2. 2

    Lûtf u şefkat sâhibi dilber sanup

    Cevri çok bir bîvefâya gönlümü verdim meded

    1Sevgiliyi lütuf ve şefkat sahibi, cömertlik madeni sanıp;

    2Cefası çok bir vefasıza gönlümü verdim, yardım.

    Sevgili önce lütuf, şefkat ve “kerem kânı” olarak hayal edilir; üç iyilik niteliği yanlış beklentiyi kurar. Gerçek kişi “cevri çok bir bîvefâ” çıkar, gönül verme fiili görünüşle hakikat arasındaki bu yanılgının sonucudur.

  3. 3

    Bilmezem billâhi ben dîvâne netsem neylesem

    Yüz beyüz nutkum tutulur yâre hâlimi söylesem

    1Vallahi bilmem, ben divane ne etsem ne yapsam;

    2Yüz yüze gelince sözüm tutulur, sevgiliye hâlimi söylesem.

    “Bilmezem billâhi” bilgisizliği yeminle pekiştirir; divane kişi ne yapacağını seçemez. Sevgiliyle “yüz beyüz” gelince nutkun tutulması, hâli anlatma isteğinin tam karşılaşma anında bedensel olarak engellenmesidir.

  4. 4

    dostlar nice şerheylesem

    Defter ü divâne sığmaz binde bir derdim meded

    1‘Sergüzeştim nâmesin dostlar nice şerheylesem’ [dostlar rolü açık];

    2Derdimin binde biri defter ve divana sığmaz, yardım.

    Sergüzeşt bir “nâme”dir; eksiz “dostlar” seslenme, özne veya başka bir cümle rolüne açılabildiği için kesin ‘dostlara’ yapılmaz. İkinci dize ayrı ölçü kurar: defter ve divana sığmayan maceranın değil, derdin binde biridir.

  5. 5

    ihâta eylemiş

    Cism-i zârımı serâpâ su sanur gören beni

    1Hayret ordusu beden kalesini kuşatmış;

    2Beni gören, inleyen bedenimi baştan başa su sanır.

    Hayret “leşker”dir ve “burc-i ten”i kuşatır; beden savunma kalesi olarak çevrelenir. İnleyen cismin baştan başa “su” sanılması gözyaşıyla erimeyi çağrıştırır, ancak görenin hangi bedensel yüzeye baktığı eklenmez.

  6. 6

    Zâyi kıldım aklımı hiç bilmez oldum ben beni

    Ne hayâle uğradım ne hâlete irdim meded

    1Aklımı yitirdim, kendimi hiç bilmez oldum;

    2Nasıl bir hayale uğradım, ne hâle eriştim, yardım.

    Aklın zayi olması ardından benlik bilgisini de götürür; “ben beni” tekrarı öznenin kendine yabancılaşmasını yoğunlaştırır. Hayal ile hâlet iki ayrı zihinsel duraktır, fakat konuşan hangisine vardığını bilemez ve medet ister.

  7. 7

    Siz bu dilber sevmeği âlemde âlem sanmanuz

    Sonra ey bîçâreler yanmanuz

    1Siz bu güzel sevmeyi dünyada bir âlem sanmayın;

    2Sonra ey zavallılar, elem ateşiyle yanmayın.

    Şiir artık kişisel anlatıdan toplu öğüde geçer: güzel sevmeyi “âlem”, yani kolay ve geniş bir zevk dünyası sanmamak gerekir. “Nâr-ı elem” sonradan gelecek cezadır; dinleyici konuşanın yaşadığı yanışı tekrar etmemesi için uyarılır.

  8. 8

    Her mihrin görüp aldanmanuz

    Şimdi pek nâdirdir âsilzâdeler merdim meded

    1Her kıyamet boylunun sevgisini görüp aldanmayın;

    2Şimdi asilzadeler pek nadirdir, yiğidim, yardım.

    Her “kıyamet kamet” dış görünüşüyle aldatabilir; uzun ve sarsıcı boy güvenilir yaradılış kanıtı değildir. “Âsilzâdeler nâdir” hükmü güzelliğin çok, soylu davranışın az olduğunu söyler; “merdim” hitabı öğüdü dostça ama ciddi kılar.

  9. 9

    Ba’zılar dilber nedir bilmez nedir

    Aklı var ol kimsenin kim anlamaz dünyâ nedir

    1Bazıları güzel nedir, divane gönül nedir bilmez;

    2Dünya nedir anlamayan kişinin aklı vardır [ironik bağ korunur].

    Bazı kişiler ne dilberi ne “dil-i şeydâ”yı bilir; aşk sözlüğünün iki temel tarafına yabancıdır. “Dünya nedir anlamaz” kişinin akıllı sayılması ironik bir terslik kurar: dünya bilgisizliği, aşk deliliğine düşmemiş olmanın aklı olabilir.

  10. 10

    Çekmesem bilmezdim ey Âşık Ömer sevdâ nedir

    Başıma geldi ne müşkil derd imiş gördüm meded

    1Ey Âşık Ömer, çekmeseydim sevda nedir bilmezdim;

    2Başıma geldi; ne güç dertmiş, gördüm, yardım.

    Ömer bilgiyi doğrudan çekilen acıya bağlar; sevda tanımla değil deneyimle öğrenilir. “Başıma geldi” dışarıdan konuşulan derdi kişisel olaya dönüştürür, “ne müşkil” hükmü de ilk birimdeki kolay sanısını kesin biçimde çürütür.

Kavram sözlüğü (8) ↓
Kaynak

Metnin kaynağı

Aidiyet doğrulandı

Ergun 1936 No.311 gövdesinde “Çekmesem bilmezdim ey Âşık Ömer sevdâ nedir” mahlası görünür.

Atıf kanıtını aç ↗

Kaynak sürümü ergun1936-n311-6DF0AD4EEBA6. Sadeddin Nüzhet Ergun, Âşık Ömer: Hayatı ve Şiirleri (1936), şiir No.311, PDF 255–256; 10 iki dizelik birim/20 dize. Tarama yeniden dağıtılmadı.

Kaynak sayfasını aç ↗Günümüz Türkçesi ve yorumlar Dizegâh editoryası tarafından hazırlanmıştır.
Bir hata mı var? Bildirin

Yanlış bir dize, hatalı bir çeviri ya da eksik bir kaynak gördüyseniz yazın. Metni doğrulayıp düzeltiyoruz.

Okumaya devam edin

Sırada ne var?

Sonraki şiirO servi boylu güzel cuma günü nazla yürür
Nâz ile reftâr eder ol kaddi ar’ar cum’a gün
Âşık Ömer · Şiir

Kavram sözlüğü

8 kavram bulundu.

nâgehan

Ansızın.

kerem kânı

Cömertlik madeni/kaynağı.

sergüzeştim nâmesin

Serüvenimin mektubunu.

leşker-i hayreti

Hayret ordusu.

burc-i teni

Beden kalesini/burcunu.

nâr-ı elemle

Elem ateşiyle.

kıyâmet kametin

Kıyameti andıran uzun/sarsıcı boyun.

dil-i şeydâ

Aşktan çılgın gönül.